Her yıl 24 Temmuz geldiğinde, Türk basın tarihinde çok özel bir yeri olan "Sansürün Kaldırılışı"nın ve "Basın Bayramı"nın yıl dönümünü idrak ediyoruz. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla gazetelerin üzerindeki sansür memurlarının gazetelerden kovulması, sadece gazetecilerin değil; esasen toplumun nefes alma, gerçekleri öğrenme ve haber alma özgürlüğünün tarihteki en somut simgelerinden biri olmuştur.

Bizler için bu tarih; kalemimizi her türlü baskıdan, menfai kaygılardan ve otosansürden uzak tutma sözünü her yıl yeniden tazelediğimiz bir Onur Günü’dür. Çünkü gayet iyi biliriz ki; bağımsız ve özgür bir basın, sağlıklı işleyen bir demokrasinin en vital organı, adeta akciğeridir. O ciğer tıkandığında veya hava alamaz hale geldiğinde, koca bir şehir de nefessiz kalır, o şehirde yaşayan milletin sesi de kısılır.

Ancak ne yazık ki, günümüz Afyonkarahisar’ında ve kentimizin yerel idari anlayışında bu anlamlı günün karşılığı her geçen yıl biraz daha sığlaşmakta, hatta büsbütün bir ilgisizlik ve unutulmuşluk sarmalına terk edilmektedir.

Şöyle bir durup etrafımıza, kentimizin yönetici kadrolarına, mülki idareye ve yerel yönetim organlarına bakıyoruz. Yılda sadece tek bir gün de olsa; kamuoyunu doğru ve tarafsız bilgilendirmek için gecesini gündüzüne katan, yazın kavurucu sıcağında haber peşinde koşan, kışın dondurucu ayazında bir kare fotoğraf çekebilmek uğruna sahada ter döken basın emekçilerinin hakkını ve emeğini teslim etmek bu kadar mı zor?

Başta Valilik ve Belediye olmak üzere, şehrimizdeki birtakım kamu kurum ve kuruluşlarının 24 Temmuz Basın Bayramı’na karşı sergilediği bu duyarsız, pasif ve adeta "görmezden gelen" tavır; sahadan ajanslara, gazete mutfaklarından matbaalara kadar ter döken tüm yerel basın camiasında derin bir burukluk ve kırgınlık yaratmaktadır. Yılda bir kez sosyal medya hesaplarından yayınlanan ısmarlama tebrik mesajlarını veya basma kalıp birkaç kuru cümleyi "bayram kutlamak" sanan bu sığ anlayış; basının bu şehirdeki hayati rolünü, taşıdığı ağır sorumluluğu ve çektiği çileyi hafife almaktan başka bir şey değildir.

Oysaki bu kentin yerel basını; Valiliğin hayata geçirdiği projeyi de, Belediyenin kente kazandırdığı hizmeti de, asayişten kültüre kadar atılan her adımı da halka ulaştıran en temel köprüdür. Afyonkarahisar'ın derdiyle dertlenen, sokaktaki vatandaşın, esnafın, köylünün sesini bürokrasiye ve idarecilere duyuran, yeri geldiğinde yapıcı eleştirileriyle kenti yönetenlere rehberlik eden yine bu sahada gecesini gündüzüne katan gazetecilerdir. Basın olmasa, yaptığınız hangi icraatın, hangi projenin vatandaş nezdinde kalıcı bir karşılığı ya da anlamı olabilir?

Şimdi buradan açıkça soruyoruz: Kurumlarımızın ajandasında gazeteciler, sadece bir protokol açılışında ellerinde mikrofonla bekleyen, basın toplantılarında kadraja giren birer "ayrıntı"dan mı ibarettir? 24 Temmuz gibi basının varlık sebebini ve bağımsızlığını simgeleyen böylesine kritik bir günde, kentin dinamiklerini elinde tutanların Basın Bayramı’nı adeta teğet geçmesi, yok sayması veya sıradan bir günmüş gibi geçiştirmesi kabul edilebilir bir durum mudur?

Sizler görmezden gelseniz de, kapılarınızı kapatsanız da, tebrik etmekten dahi imtina etseniz de bu kentin yerel basını Afyonkarahisar’ın vicdanı, kulağı ve gözü olmaya kararlılıkla devam edecektir. Bizler, ne pahasına olursa olsun halkın haber alma hakkını, kamuoyunun özgür sesini ve meslek onurumuzu her türlü şartta savunmayı sürdüreceğiz.

Sözün özü; 24 Temmuz Basın Bayramı sadece gazetecilerin kendi arasında tebrikleşip pasta kestiği bir gün değildir. Aksine bu özel gün, kent idarecilerinin de basınla kurdukları bağı, şeffaflık anlayışlarını ve basın özgürlüğüne ne derece değer verdiklerini şapkalarını önüne koyup sorgulama günüdür.

Bu vesileyle, kurumların ve idarecilerin tüm bu duyarsızlığına rağmen; meslek mesaisini bir namus bilip gecesini gündüzüne katan, kalemiyle bu şehre ve ülkeye karşılıksız hizmet eden tüm fedakâr gazeteci dostlarımın ve basın emekçilerinin 24 Temmuz Basın Bayramı’nı yürekten kutluyorum.

Umarız önümüzdeki yıllarda, bu kenti yönetenler de gazetecilerin ve basının değerini sadece kriz anlarında yardım isterken değil, bu özel ve anlamlı günlerde de hatırlama ferasetini gösterirler...