GİZLİ TUZ TEHLİKESİ
Mart ayının ikinci haftasında kutlanan “Tuza Dikkat Haftası” kapsamında açıklamalarda bulunan Şenol, Türkiye’de ortalama günlük tuz tüketiminin 9–10 gram civarında olduğunu ifade ederek, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) önerdiği 5 gram sınırının oldukça aşıldığını söyledi. Fast food ve paketli ürünlerdeki sodyum oranlarının yüksek olduğuna dikkat çeken Şenol, etiket kontrolünün önemine işaret etti.
YÜKSEK TANSİYON VE KALP HASTALIKLARI RİSKİ
Fazla tuz, vücutta su tutulumuna yol açarak kan basıncını artırıyor ve hipertansiyona zemin hazırlıyor. Uzm. Dr. Şenol, “Hipertansiyon sessiz ilerleyen bir hastalıktır. Kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Tuz alımının azaltılması, tansiyon hastaları için ilaç kadar önemli bir adımdır” dedi. Özellikle ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunan bireylerin, diyabet hastalarının ve 40 yaş üstü kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
BÖBREKLER VE DAMARLAR DA TEHDİT ALTINDA
Aşırı tuz tüketimi böbrekleri zorlayarak fonksiyon kaybına neden olabiliyor. Ayrıca damar sertliği riskini artırarak kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor. Uzun vadede kemik sağlığını da olumsuz etkileyebiliyor. Şenol, çocuklara erken yaşta yoğun tuzlu gıdalar verilmemesi gerektiğini belirterek, “Damak tadı zamanla değişir ve birkaç hafta içinde daha az tuzlu beslenmeye uyum sağlanabilir” dedi.
TUZ TÜKETİMİNİ AZALTMAK İÇİN ÖNERİLER
-
Yemek pişirirken tuzu kademeli olarak azaltın.
-
Sofrada tuzluk bulundurmayın.
-
Paketli ürünlerin etiketlerindeki sodyum oranını kontrol edin.
-
Turşu, salamura ve işlenmiş et ürünlerini sınırlayın.
-
Tuz yerine baharat, limon, sarımsak ve taze otlarla lezzet katın.
-
Dışarıda yemek yerken az tuzlu tercih ettiğinizi belirtin.
Uzm. Dr. Şenol, küçük ama sürdürülebilir değişikliklerin uzun vadede kalp, damar ve böbrek sağlığı için büyük kazanımlar sağlayacağını vurguladı. Tuza dikkat etmek, sağlıklı bir yaşamın en önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.




