Halk arasında "gece yanığı" olarak bilinen ve suçiçeği virüsünün sinsice vücutta bekleyip yıllar sonra uyanmasıyla ortaya çıkan zona, son dönemde artan vaka sayılarıyla yeniden sağlık gündemine oturdu. Özellikle bağışıklık sisteminin düştüğü anları kollayan bu hastalık, şiddetli ağrıları ve döküntüleriyle hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyor.
Uzmanlar, zonanın sıradan bir deri döküntüsü olmadığını, doğrudan sinir uçlarını etkileyen ve "elektrik çarpması" gibi tarif edilen şiddetli ağrılara yol açan bir enfeksiyon olduğu konusunda uyarıyor.
Zona Belirtileri: Tek Taraflı Ağrıya Dikkat!
Zona, vücudun genellikle sağ veya sol yarısında, şerit şeklinde kendini gösterir. İşte en belirgin işaretler:
-
Öncü Ağrı: Döküntüler çıkmadan 2-3 gün önce başlayan yanma, karıncalanma ve şiddetli hassasiyet.
-
Kabarcıklar: Kırmızı lekeler üzerinde hızla oluşan, içi sıvı dolu, kaşıntılı ve ağrılı kesecikler.
-
Eşlik Eden Şikayetler: Yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı ve ışığa karşı duyarlılık.
Kimler Risk Altında?
Hastalık, bağışıklık sisteminin zayıfladığı her durumda ortaya çıkabilir. Özellikle 60 yaş üstü bireyler, kanser tedavisi görenler, yoğun stres altındakiler ve kronik rahatsızlığı olanlar birincil risk grubunda yer alıyor.
Korunmanın Tek Yolu: Zona Aşısı
Tıp dünyası, zonanın oluşturacağı ağır tablolardan korunmak için aşıyı işaret ediyor. Türkiye’de 2015 yılından bu yana uygulanan zona aşısı, tek doz şeklinde yapılıyor ve hastalığın oluşma riskini büyük oranda düşürüyor. Uzmanlar, aşı yapılan kişilerin hastalığa yakalansalar bile süreci çok daha hafif atlattığını belirtiyor.
Tanı Nasıl Konulur?
Çoğu zaman uzman bir dermatoloğun klinik muayenesi tanı için yeterli oluyor. Eğer döküntüler tipik bir görüntü sergilemiyorsa, Tzank testi adı verilen mikroskobik inceleme ile kesin teşhis konulabiliyor.