Türkiye’nin teknoloji serüveninde hem bir anne hem de bir vizyoner olarak kilit bir rol üstlenen Canan Bayraktar, kariyeri ve hayatıyla modern Türk tarihinin ilham verici figürlerinden biridir. İşte eğitiminden profesyonel hayatına, toplumsal mirasına kadar Canan Bayraktar hakkında merak edilen tüm detaylar...
1950 yılında İstanbul Kadıköy’de doğan Canan Bayraktar, akademik başarısını teknolojiyle harmanlayan ilk kadınlardan biridir.
-
Eğitim: Ortaöğrenimini Çamlıca Kız Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1971 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu.
-
Teknoloji Öncüsü: Mezuniyetinin ardından Türkiye Sınai Kalkınma Bankası'nda (TSKB) görev aldı. O dönemde çok az kişinin bildiği Assembly programlama dilinde kod yazarak Türkiye’nin ilk kadın bilgisayar programcıları arasındaki yerini aldı.
-
Baykar Finans Yönetimi: Uzun yıllar Baykar Teknoloji’nin finansal stratejilerini yönetti. Halen Baykar bünyesinde Finans Grubu Başkanı (CFO) ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak stratejik kararlarda söz sahibidir.
Sosyal Sorumluluk ve Sağlık Vizyonu
Canan Bayraktar, teknolojik başarının toplumsal refahla taçlanması gerektiğine inanarak sağlık ve eğitim alanında devrim niteliğinde adımlar atmıştır.
Cansağlığı Vakfı (Canan Bayraktar Toplum Sağlığı Vakfı)
Kendi adıyla kurulan vakıf, özellikle "geleceğin tıbbı" üzerine yoğunlaşmaktadır. Vakfın yürüttüğü "Sağlığın Geleceği Burs Programı" kapsamında 2026 yılı itibarıyla:
-
Geleceğin Sağlık Elçileri: 700 öğrenciye aylık 7.000 TL burs.
-
Toplum Sağlığı: 230 öğrenciye aylık 5.000 TL burs.
-
Araştırma Destekleri: Onkoloji, genetik ve psikiyatri gibi alanlarda uzmanlaşan lisansüstü öğrencilere kapsamlı araştırma fonları sağlanmaktadır.
Aile ve Milli Teknoloji Mirası
1977 yılında Özdemir Bayraktar (1949-2021) ile hayatını birleştiren Canan Bayraktar, "Bayraktar Kardeşler" olarak bilinen Haluk, Selçuk ve Ahmet Bayraktar'ın annesidir.
"Süt Hakkı" Nasihati: İHA ve SİHA’ların henüz tasarım aşamasında olduğu dönemde çocuklarına yaptığı; teknolojinin her ne pahasına olursa olsun Türk ordusuna teslim edilmesi yönündeki vasiyeti, projenin milli bir davaya dönüşmesindeki en büyük manevi temeldir.
Canan Bayraktar’ın vizyonunun en somut yansıması, kuşkusuz Türkiye’nin teknoloji dünyasındaki en popüler ismi olan oğlu Selçuk Bayraktar’dır. Selçuk Bayraktar, annesinden aldığı yazılım ve azim mirasını, babası Özdemir Bayraktar’ın mühendislik dehasıyla birleştirerek Türkiye’nin savunma sanayiindeki kaderini değiştirmiştir.
1979 İstanbul doğumlu olan Selçuk Bayraktar, Türkiye'nin ilk milli ve özgün Silahlı İnsansız Hava Araçlarını (SİHA) geliştiren sistemin mimarıdır. Annesi Canan Hanım gibi analitik bir zekaya sahip olan Selçuk Bayraktar, eğitim hayatı boyunca bu yeteneğini havacılık tutkusuyla birleştirmiştir.
-
Eğitimde Dünya Standartları: Robert Kolej mezuniyetinin ardından İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği'ni bitirmiş, ardından dünyanın en prestijli üniversiteleri olan UPenn ve MIT'de (Massachusetts Institute of Technology) robotik kontrol sistemleri ve insansız hava araçları üzerine yüksek lisans ve doktora çalışmaları yapmıştır.
-
Teknoloji Hamlesi: Amerika'daki parlak kariyer fırsatlarını elinin tersiyle iterek, ailesinin "Milli Teknoloji Hamlesi" idealine katılmak için Türkiye'ye dönmüştür.
Anne-Oğul Arasındaki Manevi Bağ: Süt Hakkı
Selçuk Bayraktar’ın kariyerindeki en büyük kırılma noktası, annesi Canan Bayraktar’ın kendisine ve kardeşlerine verdiği tarihi nasihattir. Selçuk Bayraktar, çeşitli röportajlarında annesinin yazılımcı kimliğinin kendisine ilham verdiğini ve projelerin en zor zamanlarında annesinin "Bu teknolojiyi ordumuzun emrine sunmazsanız size hakkımı helal etmem" duruşunun kendilerini ayakta tuttuğunu vurgulamıştır.
Selçuk Bayraktar’ın Türkiye’ye Kazandırdıkları
Selçuk Bayraktar, sadece Baykar’ın Teknik Müdürü (CTO) değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşümün de öncüsüdür:
-
Bayraktar TB2 ve TB3: Dünyanın gıpta ile baktığı, savaş doktrinlerini değiştiren SİHA'ların baş tasarımcısıdır.
-
Bayraktar KIZILELMA: Türkiye'nin ilk insansız savaş uçağı projesiyle havacılıkta yeni bir çağ açmıştır.
-
TEKNOFEST: "Bir çocuk gelsin, bir uçağa dokunsun" mottosuyla dünyanın en büyük teknoloji festivalini başlatmış, annesiyle birlikte mütevelli heyetinde yer aldığı T3 Vakfı aracılığıyla binlerce gencin teknolojiye yönelmesini sağlamıştır.