usd
49,0067
eur
55,6446
gram-altin
6.542,10
Afyon Haberleri
Afyonkarahisar
Kapalı
weather
12°

Gençler geliyor, Afyon hazır mı?

YAYINLAMA:

Eylül ayı geldiğinde Afyonkarahisar’ın havası yalnızca mevsim olarak değişmiyor. Şehrin sokaklarında başka bir hareketlilik başlıyor. Otogarda elinde valiziyle etrafına bakınan gençleri görüyorsunuz. Yanında annesi babasıyla kalacağı yeri arayan öğrenciler, ilk kez Erenler’e çıkanlar, üniversitenin yolunu öğrenmeye çalışanlar, hangi otobüse bineceğini soranlar, yeni arkadaşlıklar kuranlar… Kimisi Afyonkarahisar’a birkaç yüz kilometre öteden geliyor, kimisi Türkiye’nin öbür ucundan. Belki hayatında Afyonkarahisar’a hiç gelmemiş, belki haritada yerini biliyor ama şehir hakkında hiçbir fikri yok. Ailesinden ilk kez ayrılan da var, yıllardır öğrenci hayatının içinde olan da. Hepsinin ortak noktası ise bundan sonraki birkaç yılını bu şehirde geçirecek olması. İşte tam da bu nedenle her eğitim öğretim döneminin başında sormamız gereken basit ama önemli bir soru var: Gençler geliyor, peki Afyonkarahisar gerçekten hazır mı?

Afyonkarahisar artık iki üniversitesi bulunan bir şehir. Afyon Kocatepe Üniversitesi yıllardır bu kentin en önemli değerlerinden biri. Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi de özellikle sağlık alanındaki yapılanmasıyla her geçen yıl büyüyor. Bu yıl yalnızca AFSÜ’ye 2026-2027 akademik yılı için 1.349 yeni öğrenci yerleşti. Bu rakama AKÜ’ye yeni gelenleri, eğitimine devam eden öğrencileri ve ilçelerdeki yüksekokulları da eklediğinizde üniversite gençliğinin Afyonkarahisar için ne kadar büyük bir nüfus ve ekonomik hareketlilik oluşturduğu daha iyi anlaşılıyor. Fakat ben meseleye yalnızca “kaç öğrenci geldi?” diye bakılmasını doğru bulmuyorum. Asıl mesele kaç öğrencinin geldiği değil, gelen öğrencinin burada nasıl bir şehir bulduğudur.

Çünkü üniversite öğrencisi bir şehre yalnızca okumaya gelmez. Dört yıl boyunca o şehirde yaşar. Ev tutar, yurtta kalır, otobüse biner, lokantaya gider, berbere gider, marketten alışveriş yapar, kafede oturur, sinemaya gider, arkadaşlarıyla vakit geçirir. O şehrin sokaklarında yürür, insanıyla tanışır, kültürünü öğrenir. Mezun olduğunda diplomasının yanında o şehir hakkında bir hatıra da götürür. İşte biz Afyonkarahisar olarak kendimize şu soruyu sormalıyız: Buradan mezun olan bir öğrenci yıllar sonra “Afyon’da çok güzel dört yıl geçirdim” mi diyecek, yoksa “Okulumu bitirdim ve ilk fırsatta ayrıldım” mı?

Bence gerçek üniversite şehri olmanın ölçüsü tam olarak budur. Üniversite binası yapmakla üniversite şehri olunmuyor. Kampüsünüz olabilir, fakülteleriniz olabilir, on binlerce öğrenciniz olabilir. Ama öğrenciyi şehrin sosyal hayatına dahil edemiyorsanız, onun sorunlarını görmüyorsanız, öğrenciyi yalnızca eylül ayında gelen ve haziranda giden bir nüfus olarak değerlendiriyorsanız ortada eksik bir şey vardır. Daha da kötüsü öğrenciyi yalnızca “kiracı”, “müşteri” veya “para harcayan genç” olarak görüyorsanız üniversite şehri olmanın ruhunu kaçırmışsınız demektir.

Afyonkarahisar’ın yıllardır konuştuğu konulardan biri Erenler. Üniversite öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı bölge zaman içerisinde başlı başına bir öğrenci merkezine dönüştü. Kafeler, restoranlar, apartlar, öğrenci evleri, marketler ve farklı işletmelerle ciddi bir ekonomik alan oluştu. Bunun şehre katkısını kimse inkâr edemez. Binlerce insan buradan ekmek yiyor. Fakat öğrenci bölgesine yalnızca ticari gözle bakamayız. Orada yaşayan insanların büyük bölümü genç. Ailesinden uzakta yaşayan, belki ay sonunu ailesinden gelen sınırlı parayla getirmeye çalışan öğrenciler var. Dolayısıyla Erenler’in yalnızca daha fazla işletmeye değil; güvenliğe, düzenli ulaşıma, temizliğe, sosyal alanlara, yürünebilir sokaklara ve öğrencinin rahatlıkla yaşayabileceği bir şehir düzenine ihtiyacı var.

 

Özellikle ekonomik şartların ağırlaştığı bir dönemde üniversite öğrencisinin cebini de düşünmek zorundayız. Bugün bir öğrencinin kira, yemek, ulaşım, kırtasiye ve sosyal hayat giderlerini yan yana koyduğunuzda ortaya aileler için ciddi bir yük çıkıyor. Burada elbette “esnaf para kazanmasın” demiyoruz. Esnaf da kira ödüyor, personel çalıştırıyor, elektrik ve doğalgaz faturası ödüyor. Onun da maliyeti artıyor. Ancak öğrenci geldi diye fiyatları başka türlü hesaplayan bir anlayış varsa buna da karşı durmak gerekiyor. Öğrenci dört yıl boyunca bu şehirde yaşayacak. Bugün bir tabak yemek satacağınız müşteri olarak değil, dört yıl boyunca şehrinizde misafir edeceğiniz bir genç olarak bakarsanız hem siz kazanırsınız hem Afyon kazanır.

Aynı şey ev ve apart kiraları için de geçerli. Her eğitim dönemi başladığında Türkiye’nin birçok üniversite şehrinde benzer tartışmalar yaşanıyor. Öğrencinin barınma ihtiyacı fırsata dönüştürülmemeli. Elbette piyasa şartları vardır, mülk sahibinin giderleri vardır, bunun farkındayız. Fakat bir öğrencinin çaresizliğinden yararlanmak başka bir şeydir. Hele ailesi başka şehirde olan, Afyon’u hiç tanımayan ve birkaç gün içerisinde kalacak yer bulmak zorunda kalan gençlerin önüne fahiş şartlar koymak ne ticarete ne de misafirperverliğe yakışır. Bu noktada öğrencilerin haklarını bilmesi de önemli. Kiralayacağı yerin şartlarını, sözleşmesini, depozitosunu, ödeyeceği bedeli baştan açıkça konuşması gerekiyor.

Bu hafta Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü tarafından AFSÜ’ye yeni başlayan 1.250 öğrenciye yönelik yapılan bilgilendirme çalışmasını bu nedenle önemsiyorum. Öğrencilere dolandırıcılık, hırsızlık, 112 Acil Çağrı Hattı, KADES, siber suçlar, güvenli internet kullanımı ve siber farkındalık konularında bilgiler verildi. Özellikle ailesinden ilk kez ayrılıp başka bir şehre gelen gençlerin dolandırıcılık başta olmak üzere karşılaşabilecekleri risklere karşı bilinçlendirilmesi son derece kıymetli. Çünkü bugün dolandırıcılık artık yalnızca sokakta yaşanmıyor. Telefonunuzdan, sosyal medya hesabınızdan, sahte kiralık ev ilanından, banka mesajından veya internet alışverişinden karşınıza çıkabiliyor. Gençlerin daha şehre adım attıkları günlerde bunlara karşı bilgilendirilmesi doğru bir çalışma.

Ancak güvenlik yalnızca polisin görevi olarak görülmemeli. Bir şehrin güvenli olması sokakta kaç polis olduğuyla sınırlı değildir. Aydınlatması çalışmayan bir sokak da güvenlik meselesidir. Gece öğrencinin evine dönecek ulaşım bulamaması da güvenlik meselesidir. Kadın öğrencinin yürürken kendisini tedirgin hissetmesi de güvenlik meselesidir. Üniversite çevresinde trafik düzeninin yetersiz olması da güvenlik meselesidir. Dolayısıyla emniyet kendi görevini yaparken belediyeden üniversitelere, esnaftan apart işletmecilerine kadar herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.

Ulaşım da üzerinde durulması gereken başka bir konu. Öğrencinin üniversiteye ulaşması bir lüks değil zorunluluktur. Sabah dersine yetişmeye çalışan genç, durakta uzun süre beklememeli. Akşam kütüphanede ders çalışan öğrenci “Son araç kaçta?” diye saat hesabı yapmak zorunda kalmamalı. Özellikle üniversite, Erenler, şehir merkezi, otogar ve yurtlar arasındaki ulaşım ağı öğrencilerin yaşam saatlerine göre planlanmalı. Üniversite hayatı sabah sekizde başlayıp akşam beşte bitmiyor. Kütüphaneler var, sosyal etkinlikler var, ders çalışma grupları var. Üniversite şehri olmak istiyorsak ulaşımı da üniversite yaşamının ritmine göre düşünmeliyiz.

Bir başka mesele sosyal hayat. Burada biraz kendimizi eleştirmemiz gerekiyor. Afyonkarahisar’ın öğrenciye sunduğu sosyal imkânları artırmamız lazım. Her gençten ders bittikten sonra evine veya yurduna gidip ertesi sabah yeniden okula gelmesini bekleyemeyiz. Genç insan sosyalleşmek ister. Konser ister, tiyatro ister, spor yapmak ister, kitap okuyabileceği alan ister, arkadaşlarıyla oturabileceği uygun fiyatlı mekân ister. Sanat etkinliği ister. Festival ister. Şehrini tanımak ister.

Afyonkarahisar’ın aslında öğrenciye gösterecek çok şeyi var. Frig Vadisi var, tarihi konaklarımız var, kalemiz var, müzelerimiz var, termal değerlerimiz var, gastronomimiz var. Öğrenciler dört yıl Afyon’da okuyup mezun olurken Frig Vadisi’ni görmeden gidiyorsa burada yalnızca öğrencinin değil bizim de eksiğimiz vardır. Nitekim AFSÜ’nün öğrencilerin Afyonkarahisar’ın tarihi, kültürel ve turistik değerlerini tanıması amacıyla gezi planlaması güzel bir adım. Bunun benzerlerini belediyeler, üniversiteler ve diğer kurumlar daha kapsamlı hale getirebilir. Yeni gelen öğrenciye yalnızca kampüsü değil Afyonkarahisar’ı tanıtmalıyız.

Hatta bana sorarsanız eğitim döneminin başında kapsamlı bir “Afyon’a Hoş Geldin” programı yapılabilir. İki üniversitenin öğrencileri şehir merkezinde buluşturulabilir. Belediye ulaşımı anlatır, emniyet güvenliği anlatır, üniversiteler kendi imkânlarını tanıtır, esnaf odaları öğrenci dostu işletmeleri gösterir, şehrin tarihi ve kültürel değerleri anlatılır. Öğrenci daha ilk haftasında “Ben bu şehrin yabancısı değilim” hissini yaşar. Çünkü aidiyet böyle oluşur.

Bir gence “Afyon’u sev” diyerek Afyon’u sevdiremezsiniz. Önce ona bu şehri yaşatmanız gerekir. Şehrin insanı da burada çok önemli. Afyonkarahisar insanının misafirperverliğinden hep söz ederiz. İşte bunu gösterme zamanı tam olarak bugünlerdir. Otobüs durağında yol soran öğrenciye yardımcı olmak, adres arayan gence tarif etmek, esnafın öğrenciyi kandırmaya çalışmaması, ev sahibinin genci çaresiz görüp fırsatçılık yapmaması… Bunlar küçük şeyler gibi görünüyor ama öğrencinin şehir hakkındaki düşüncesini asıl bunlar oluşturuyor.

Bir öğrenci dört yıl sonra Afyonkarahisar’dan ayrılırken yanında yalnızca diploma götürmüyor. Afyon'un reklamını da götürüyor. Memleketine döndüğünde arkadaşları “Afyon nasıl bir yer?” diye soracak. Vereceği cevabı bugün biz hazırlıyoruz. “Çok güzel insanları vardı” da diyebilir. “Öğrenciye değer veriyorlardı” da diyebilir. “Güvenli bir şehirdi” diyebilir. “Dört yıl boyunca kendimi oraya ait hissettim” diyebilir. Ya da tam tersini söyleyebilir. İşte şehir markası dediğimiz şey yalnızca milyonlarca liralık tanıtım kampanyalarıyla oluşmuyor. Bazen memleketine dönen bir üniversite öğrencisinin kurduğu iki cümle, yaptığınız on reklam filminden daha etkilidir.

Bir başka önemli konu da öğrencilerin şehir yönetiminde sesinin duyulması. Biz sürekli öğrenciler adına konuşuyoruz. “Öğrenci şunu istiyor”, “gençler bunu bekliyor” diyoruz. Peki gençlere soruyor muyuz? Belediye belirli dönemlerde üniversite öğrencileriyle toplantılar yapabilir. Üniversite yönetimleri öğrencilerin yalnızca akademik değil şehir hayatıyla ilgili sorunlarını da ilgili kurumlara aktarabilir. Ulaşımda ne problem yaşıyorlar? Hangi bölgelerde kendilerini güvensiz hissediyorlar? Sosyal anlamda ne bekliyorlar? Bunları en iyi yaşayan bilir.

Gençleri dinlemekten korkmayalım. Çünkü bugün üniversitede okuyan bu gençlerin birkaç yıl sonra doktor, öğretmen, mühendis, gazeteci, hemşire, akademisyen, girişimci veya yönetici olacağını unutmayalım. Hatta belki içlerinden bazıları Afyonkarahisar’ı sevecek ve mezun olduktan sonra burada kalacak. İş kuracak, evlenecek, üretim yapacak ve bu şehrin insanı olacak.

İşte benim asıl üzerinde durduğum mesele de bu. Afyonkarahisar öğrenciyi geçici nüfus olarak görmekten vazgeçmeli. Eylül ayında geliyorlar, haziranda gidiyorlar anlayışı artık geride kalmalı. Bu gençler yılın önemli bölümünde bizimle yaşıyor. Şehrin ekonomisine katkıda bulunuyorlar. Sokaklarımızı hareketlendiriyorlar. Kültürel yapımıza farklılık katıyorlar. Afyonkarahisar’ın Türkiye'nin farklı şehirleriyle bağını güçlendiriyorlar. O zaman bizim de onlara karşı sorumluluğumuz var. Uygun ve güvenli barınma şartları oluşturmak zorundayız. Ulaşımı kolaylaştırmak zorundayız. Sosyal hayatı geliştirmek zorundayız. Güvenli sokaklar oluşturmak zorundayız. Öğrenci dostu fiyat politikalarını teşvik etmek zorundayız. Gençlerin sesini dinlemek zorundayız. Üniversitelerimizle şehrin arasındaki duvarları kaldırmak zorundayız. Çünkü üniversite ile şehir birbirinden kopuk iki ayrı dünya olamaz. Öğrenci kampüsten çıkınca Afyonkarahisar başlamamalı; üniversite zaten Afyonkarahisar’ın kendisi olmalı.

Bu noktada AKÜ ve AFSÜ yönetimlerinin yaptığı uyum çalışmalarını değerli buluyorum. AFSÜ’de 14-21 Eylül tarihleri arasında yeni kayıt yaptıran öğrencilerin üniversite yaşamına uyumunu kolaylaştırmak amacıyla eğitimler gerçekleştirildi. Üniversitenin sistemlerinden internet hizmetlerine kadar öğrencilerin ihtiyaç duyacağı bilgiler anlatıldı. Bunlar gerekli çalışmalar. Ama bundan sonraki aşamada “üniversiteye uyum” kadar “şehre uyum” üzerinde de durmalıyız.

Çünkü genç öğrenci bilgi sisteminin şifresini birkaç günde öğrenir. Ama bir şehri tanımak yıllar sürer. Biz o yılları güzel hale getirebiliriz. Buradan Afyonkarahisar esnafına da bir çift sözüm var. Öğrenci sizin için değerlidir. Sadece bugün harcadığı para için değil, yarın sizin hakkınızda söyleyeceği söz için de değerlidir. Bir öğrenciye iyi davranırsanız dört yıl sizin müşteriniz olur. Kötü davranırsanız bugün belki birkaç lira fazla kazanırsınız ama yarın yüzlerce kişiye “oraya gitmeyin” der. Ticarette güvenin ne kadar önemli olduğunu esnafımız bizden daha iyi bilir. Ev sahiplerine de aynı şeyi söylemek lazım. Karşınızdaki yalnızca kiracı değil. Belki 18 yaşında, hayatında ilk kez ailesinden ayrılmış bir genç. Anne babası yüzlerce kilometre uzakta çocuğunu size ve bu şehre emanet etmiş. Elbette kiranızı alacaksınız. Elbette mülkünüzü koruyacaksınız. Ama öğrencinin çaresizliğini kazanca dönüştürmeyin. Çünkü bizim kültürümüzde misafir başka türlü karşılanır. Ve gençlere de birkaç söz söylemek gerekiyor. Afyonkarahisar'a hoş geldiniz. Bu şehir artık birkaç yıl sizin de şehriniz.

Burayı yalnızca okulunuzun bulunduğu yer olarak görmeyin. Gezin. Tanıyın. İnsanlarıyla konuşun. Tarihini öğrenin. Frig Vadisi’ne gidin. Kalesine bakın. Mutfağını tanıyın. Sporuna, sanatına, kültürüne dahil olun. Eksik gördüğünüz yerde konuşun. Eleştirin. Fikir üretin. Çünkü şehirler gençlerle güzelleşir. Şimdi yeniden baştaki soruya dönelim. Gençler geliyor. Afyon hazır mı? Bence Afyonkarahisar’ın imkânı var. İki üniversitesi var. Güçlü bir tarihi var. Kültürü var. Gastronomisi var. Termali var. Gençlerin rahat yaşayabileceği ölçekte bir şehir yapısı var. Ama “hazırız” diyebilmek için yalnızca bunlara sahip olmak yetmez. Öğrenciyi gerçekten istemek gerekir. Onu şehrin yükü değil, zenginliği olarak görmek gerekir. Üniversite öğrencisinin cebindeki paraya değil, bu şehre katacağı değere bakmak gerekir.

Bu eğitim döneminde Afyonkarahisar’a ilk kez ayak basan binlerce gence güzel bir şehir hatırası bırakabilirsek, bunun karşılığını belki bugün değil ama yıllar sonra alacağız. Bir gün Türkiye’nin başka bir şehrinde birileri Afyonkarahisar’dan bahsettiğinde, burada üniversite okumuş bir genç dönüp; “Ben orada dört yıl yaşadım. Güzel şehirdir Afyon.” derse... İşte o zaman gerçekten üniversite şehri olmuşuz demektir. O yüzden bir kez daha soruyorum: Gençler geldi. Şimdi sıra bizde. Afyonkarahisar, gençlerine gerçekten hazır mı?>>HÜDAYİ ACAR

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız