Ekonomi dünyasının yakından takip ettiği isimlerden Prof. Dr. Özgür Demirtaş, altın piyasalarında yaşanacak devasa hareketliliğe dair çarpıcı bir projeksiyon sundu. Mevcut piyasa koşullarının sürdürülemez bir yapıya büründüğünü ifade eden ünlü ekonomist, yatırım araçları içerisindeki dengelerin kökten değişeceği bir döneme girildiğini belirtti. Demirtaş’ın analizlerine göre, küresel finansal sistemin içinde bulunduğu borç sarmalı ve güven erozyonu, altını daha önce hiç görülmemiş zirvelere taşıyacak temel dinamikleri tetikliyor.

Altın fiyatlarının önümüzdeki dönemde 7 bin dolar seviyesine ulaşmasının sadece iyimser bir beklenti olmadığını savunan Demirtaş, bu rakamın rasyonel ekonomik verilerin zorunlu bir neticesi olduğunu dile getirdi. Yatırımcıların kısa vadeli dalgalanmalara odaklanarak büyük resmi kaçırmaması gerektiğini vurgulayan uzman, piyasalarda şu an hakim olan durgunluğun aslında çok büyük bir enerji birikimine işaret ettiğini ifade etti. Bu birikimin boşalmasıyla birlikte değerli metaller piyasasında tarihi bir yükseliş dalgasının başlayacağı öngörülüyor.

Küresel Finansal Sistemin Kaçınılmaz Dönüşümü Ve Altın

Dünya genelinde merkez bankalarının uyguladığı para politikalarının artık sınırlarına dayandığını belirten Özgür Demirtaş, faiz artırımlarının yarattığı baskının ekonomiler üzerinde kalıcı hasarlar bırakmaya başladığını vurguladı. Devletlerin ve dev kurumların taşıdığı borç yükünün faiz maliyetleriyle birleştiğinde taşınamaz bir ağırlığa ulaştığını ifade eden ekonomist, bu durumun zorunlu bir gevşemeyi beraberinde getireceğini savundu. Finansal sistemin bu düğümü çözmek adına likidite artışına gitmekten başka çaresi kalmadığı, bunun da doğrudan enflasyonist bir süreci tetikleyeceği belirtiliyor.

Sistemin tıkandığı bu noktalarda güvenli liman arayışının her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya çıktığı gözlemleniyor. Demirtaş, kağıt paraların alım gücünün sistematik olarak eridiği bir atmosferde, binlerce yıllık güveni temsil eden altının yeniden başrole soyunacağını işaret etti. Küresel piyasalarda yaşanan bu tıkanıklığın, altını bir emtia olmaktan çıkarıp birincil bir değer koruma kalkanına dönüştüreceği, 7 bin dolarlık hedefin ise bu matematiksel zorunluluğun bir sonucu olduğu aktarılıyor.

Merkez Bankalarının Rezerv Politikalarındaki Sessiz Strateji Değişimi

Dünyanın dev ekonomilerini yöneten merkez bankalarının son dönemdeki altın alımları, Demirtaş’ın analizlerinde kilit bir rol oynuyor. Birçok ülkenin dolar bazlı rezervlerini çeşitlendirmek ve riskleri minimize etmek amacıyla fiziki altın stoklarını artırdığına dikkat çeken ekonomist, bu hamlenin küresel çapta bir güven krizinin ön habercisi olduğunu savundu. Büyük oyuncuların sessizce pozisyon alması, piyasadaki arz-talep dengesini uzun vadede altın lehine kalıcı olarak bozacak en önemli etkenlerden biri olarak görülüyor.

Jeopolitik gerilimlerin ve enerji koridorlarındaki belirsizliklerin de bu süreci hızlandırdığı ifade ediliyor. Demirtaş, uluslararası siyasi gerginliklerin sadece askeri değil, aynı zamanda finansal bir savaş aracı olarak kullanıldığını, bu durumun da devletleri daha somut ve bağımsız varlıklara yönelttiğini belirtti. Merkez bankalarının bu stratejik yönelimi, altının onsunu yukarı yönlü iten motor güçlerden biri haline gelirken, bireysel yatırımcılar için de geleceğin finansal haritasını netleştiriyor.

İç Piyasada Çift Yönlü Etki Ve Kur Riski Faktörü

Türkiye'deki yatırımcılar için durumun çok daha karmaşık ve kritik bir boyutta olduğunu vurgulayan Özgür Demirtaş, yerel piyasada altını etkileyen iki farklı mekanizmanın aynı anda çalışacağını öne sürdü. Bir taraftan küresel ons fiyatındaki sert yükseliş beklenirken, diğer taraftan yurt içindeki döviz kuru hareketliliğinin altın fiyatları üzerinde çarpan etkisi yaratacağı öngörülüyor. Bu durum, yerel yatırımcının hem dolardaki değer artışından hem de altının kendi değer kazanımından aynı anda faydalanacağı veya bu iki güçten birden etkileneceği bir süreci işaret ediyor.

Döviz kuru üzerindeki baskıların ve ekonomik göstergelerin mevcut haliyle sürdürülebilir olmadığını ifade eden ekonomist, matematiksel gerçeklerin er ya da geç fiyatlara yansıyacağını belirtti. Kurda yaşanabilecek muhtemel bir düzeltme hareketi ile ons altındaki küresel yükselişin birleşmesi, gram altın fiyatlarında çok kısa sürede öngörülemez rakamların görülmesine neden olabilir. Demirtaş, bu noktada rasyonel kalmanın ve duygusal kararlar yerine veriye dayalı pozisyon almanın önemine dikkat çekiyor.

Piyasa Sessizliğinin Ardındaki Büyük Fırsat Ve Riskler

Geniş halk kitlelerinin genellikle fiyatlar rekor kırdığında piyasaya dahil olduğunu hatırlatan Demirtaş, bu alışkanlığın yatırım hatalarının başında geldiğini savundu. Medyada "altın rekor kırıyor" başlıkları atılmaya başlandığında büyük oyuncuların çoktan kâr realizasyonu aşamasına gelmiş olabileceğini belirten uzman, gerçek kazancın her şeyin sakin ve durağan göründüğü zamanlarda yapılan stratejik hamlelerle elde edileceğini ifade etti. Şu anki durgunluğun bir fırtına öncesi sessizlik olarak okunması gerektiğini vurgulayan analiz, paniğin en kötü danışman olduğunu hatırlatıyor.

Çiftçinin Gözü Kulağı Bu Haberdeydi! Kimler, Ne Kadar Alacak?
Çiftçinin Gözü Kulağı Bu Haberdeydi! Kimler, Ne Kadar Alacak?
İçeriği Görüntüle

Gelecekte yaşanacak büyük fiyat sıçramalarının temellerinin bugün atıldığını söyleyen Demirtaş, sistemdeki yapısal sorunların çözülmediği sürece altının yükseliş trendinin durdurulamayacağını iddia etti. Yatırımcıların sadece bugünkü etiket fiyatına değil, paranın zaman değerine ve küresel sistemin gidişatına odaklanması gerektiği belirtiliyor. Sonuç itibarıyla, rasyonel ekonomik verilerin ışığında çizilen bu tablo, altın için yeni bir çağın kapılarının aralandığını ve 7 bin dolarlık hedefin bu yolculuğun nihai duraklarından biri olduğunu gösteriyor.

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım