1929 yılında Ahmetpaşa’da dünyaya gelen Ahmet Yeşilay, çocuk yaşta alın teriyle tanıştı. Demirciler çarşısında kızgın demirin başında çalıştı, askerlik yıllarında şoförlüğü öğrendi. Hayatını direksiyon başında kazandı ama gönlünü gençlerin geleceğine adadı. Onun mücadelesi bir görev değil, inandığı bir davaydı. 1968 yılında satın aldığı kamyonuna Yeşilay amblemini yaptırdı. Ön kısmına ise ömrü boyunca dilinden düşürmeyeceği o cümleyi yazdırdı: “Sigara süründürür, içki ocak söndürür.” O günden sonra o kamyon sadece yük taşımadı; bilinç taşıdı, umut taşıdı.
En büyük mücadelesini gençler için verdi. Lise sıralarında, üniversite amfilerinde, öğrenci yurtlarının önünde gençlerle buluştu. Okullara gider, sigaranın ve alkolün insan sağlığına, aileye ve geleceğe verdiği zararları sabırla anlatırdı. Bazen bir afiş, bazen bir pankart, bazen de sadece yüreğinden çıkan birkaç cümleyle gençlerin hayatına dokunurdu. Onun için en büyük kazanç, bir öğrencinin “Ben başlamayacağım” demesiydi. Hayatında içkiye hiç dokunmadı. Sigarayı ise zararlarını öğrendiği anda bıraktı. “Atalarımız kanıyla canıyla düşmanı söktü attı da, biz cansız illet tütünü atamadık” sözü, onun içindeki sızıyı anlatmaya yetiyordu.
Şimdi o kamyonun sesi yok. O kavşaklarda, okul kapılarında onu bekleyen gençler büyüdü. Ama sigaraya uzanmayan her elde, alkolden uzak duran her bilinçli adımda Yeşilay Ahmet’in izi var.
Ruhu şad olsun, mekanın cennet olsun.