Yaşlı bir vatandaş, eşinin vefatının ardından torunuyla "ölünceye kadar bakma sözleşmesi" imzalayarak sahip olduğu arsanın bir bölümünü torununa devretti.
Ancak dede, zamanla torununun sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini öne sürdü. İddiasına göre torunu yemeklerini yapmadı, hastalandığında ziyaret etmedi, bayramlarda dahi yanına gelmedi.
Bunun üzerine dede, sözleşmenin feshi ve taşınmazın yeniden kendi adına tescil edilmesi talebiyle dava açtı.
DAVA YARGITAY'A KADAR TAŞINDI
Yerel mahkeme ve istinaf süreçlerinin ardından dosya Yargıtay'ın önüne geldi.
Dosyayı son olarak inceleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bakım borcunun yalnızca maddi ihtiyaçların karşılanmasından ibaret olmadığına dikkat çekti.
Kararda, bakım yükümlülüğünün; barınma, beslenme, sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra manevi destek ve ilgi göstermeyi de kapsadığı vurgulandı.
YARGITAY DEDEYİ HAKLI BULDU
Yargıtay, dinlenen tanık ifadeleri doğrultusunda torunun dedesine gerekli manevi desteği sağlamadığı kanaatine vardı.
Bu nedenle "ölünceye kadar bakma sözleşmesinin" amacına uygun şekilde yerine getirilmediğine hükmeden kurul, sözleşmenin feshedilmesi ve taşınmazın yeniden dedenin adına tescil edilmesi gerektiğine karar verdi.
EMSAL NİTELİĞİ TAŞIYOR
Karar, özellikle Anadolu'da yaygın olarak uygulanan "ölünceye kadar bakma sözleşmeleri" açısından emsal niteliği taşıyor.
Yargıtay'ın bu kararıyla, bakım borcunun yalnızca maddi ihtiyaçların karşılanmasıyla sınırlı olmadığı, bakım alan kişiye manevi destek verilmesinin de sözleşmenin temel unsurlarından biri olduğu bir kez daha ortaya konulmuş oldu. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde ise taşınmaz devrinin iptal edilebileceği vurgulandı.