Eğitim Reformu Girişimi (ERG) ve Öğretmen Ağı iş birliğiyle Eskişehir Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu'nda düzenlenen "Okula Veriyle Bakmak" başlıklı programa; akademisyenler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü temsilcileri, okul yöneticileri, öğretmenler ve eğitim fakültesi öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Programda konuşan Prof. Dr. Adnan Boyacı, dünyada ve Türkiye'de eğitimin dönüşen işlevlerini masaya yatırdı.

"TÜM DÜNYADA KÜRESEL BİR ÖĞRENME KRİZİ YAŞANIYOR"
Zamanın ruhuyla birlikte okulun ve eğitimin kendisini yeniden tanımladığını ifade eden Prof. Dr. Adnan Boyacı, Dünya Bankası’nın 2017 yılında yayımladığı "Krizdeki Öğrenme" raporuna atıfta bulundu. Bu krizin sadece Türkiye’ye özgü olmadığını, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan tüm ülkelerde devam ettiğini belirten Boyacı, sosyolojinin, tüketim kalıplarının ve veli-çocuk ilişkisinin değiştiğini söyledi. Aile kurumunun zayıflamasıyla birlikte değer eğitiminin ailenin fonksiyonları arasında azaldığına değinen Boyacı, bu durumun öğretmenlerin üzerine daha önce tarif edilmemiş büyük bir sorumluluk yüklediğini belirtti.
"EN İYİ TEKNOLOJİYİ DE GETİRSENİZ HER ŞEY ÖĞRETMENİN ADANMIŞLIĞIYLA SINIFA YANSIR"
Okul binalarını yenilemenin ya da modern teknolojileri sınıflara taşımanın tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Prof. Dr. Boyacı, "Dünyanın en modern okul mimarisini yapabilirsiniz, muhteşem teknolojileri ve yapay zekayı okullara taşıyabilirsiniz, en iyi müfredatı hazırlayabilirsiniz. Fakat bunların hepsi okul kapısında öğretmenin ilgisi, algısı, adanmışlığı ve bağlılığı kadar sınıfa nükseder. Eğitimin temel stratejik aktörü öğretmen ve okul müdürüdür. Eğitimin girdisi, süreçleri ve çıktısı insandır. Gerçek anlamda bir eğitim reformu yapılmak isteniyorsa merkezine öğretmeni ve okul müdürünü alan bir yaklaşım benimsenmelidir" dedi.

"TERZİ İŞİ TELİF MODELLER GELİŞTİRMELİYİZ"
Türkiye'nin Cumhuriyet'ten bu yana büyük bir eğitim başarı öyküsü yazdığını ve bu medeniyet iddiasının taşıyıcılarının öğretmenler, yazarlar ve akademisyenler olduğunu söyleyen Boyacı, ithal eğitim modellerini de eleştirdi. Batı’dan alınan konfeksiyon modellerin Türk toplumunun ölçülerine uymadığını ifade eden Prof. Dr. Boyacı, geleneği modern anlamda yeniden inşa eden "terzi işi" yerli ve milli telif modellerin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

"YAPAY ZEKA ÖĞRETMENİN YERİNİ ASLA ALAMAYACAK"
Eğitimde yapay zeka kullanımı tartışmalarına da son noktayı koyan Prof. Dr. Adnan Boyacı, öğrenmenin sadece bilgi aktarımı değil; sosyal, duygusal ve kültürel bir süreç olduğuna dikkat çekti. Yapay zekanın kişiselleştirilmiş öğretimde destek sağlayabileceğini fakat insan ile öğrenci arasındaki o duygusal ve sosyal bağı kuramayacağını belirten Boyacı, yapay zekanın hiçbir zaman bir öğretmenin yerini alamayacağını vurguladı. Boyacı, mesleğinde başarılı olmak isteyen geleceğin öğretmen adaylarına ise kendilerini sürekli güncelleyen ve dönüştüren bireyler olmaları tavsiyesinde bulundu.