Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) kapsamında olan ve tarım sektöründe çalışan binlerce vatandaşı ilgilendiren hukuki süreç, Yargıtay’ın verdiği tarihi kararla tamamen yeni bir boyut kazandı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tarımsal üretim yapan üreticilerin geçmiş yıllarda teslim ettikleri ürünlerden kesilen ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hesaplarına aktarılmayan prim kesintileriyle ilgili davada nihai kararını vererek üreticilerin yüzünü güldürdü. Yüksek mahkeme, aracı kurumların ya da tüccarların ihmalleri nedeniyle vatandaşların mağdur edilemeyeceğini hüküm altına alırken, geçmiş dönemlere ait sararmış makbuzları veya belgeleri olan çiftçilerin emeklilik yolunu tamamen açtı.
Özellikle 1999 yılından önce tarlasında yetiştirdiği ürünleri teslim ederken tevkifat kesintisi yapılan fakat bu paraların devlet kasasına bildirilmemesi nedeniyle sigorta başlangıcı sayılmayan üreticiler büyük bir hak kaybı yaşıyordu. Bu yeni emsal karar sayesinde, prim mağduriyeti yaşayan binlerce tarım işçisi herhangi bir yaş şartına takılmaksızın ve ek bir mali yük altına girmeksizin doğrudan emeklilik hakkına kavuşma şansı yakaladı. Yıllardır sosyal güvenlik sisteminde ciddi bir kördüğüm haline gelen ve kurumlar arası uyuşmazlıklara yol açan bu durum, yargının en üst kademesi tarafından verilen net kararla birlikte üreticinin lehine sonuçlanmış oldu.
Yıllar Süren Hukuk Mücadelesi Üreticinin Zaferiyle Sonuçlandı
Emsal niteliğindeki bu büyük davanın geçmişi, 1994 yılında pamuk üretimi yapan bir çiftçinin tekstil firmasına ürün teslim etmesiyle başladı. Ürün satışı esnasında kendisinden yasal olarak kesilen tarım Bağ-Kur prim kesintisini belgeleyen üretici, sigorta başlangıç tarihinin bu teslimat tarihine çekilmesi talebiyle adli makamlara başvurdu. İlk derece mahkemesi, eldeki belgelerin vatandaşın sisteme dahil olma iradesini kesin olarak ortaya koyduğunu belirterek üreticiyi haklı buldu ancak sosyal güvenlik kurumu bu paranın kendi hesaplarına intikal etmediğini savunarak kararı üst mahkemeye taşıdı.
İtiraz süreçlerinde istinaf mahkemesi, kamu kurumunun kasasına girmeyen bir meblağ için geriye dönük sigortalılık statüsü kazanılamayacağını ifade ederek yerel mahkemenin kararını bozdu ve çiftçileri tedirgin eden bir sürece yol açtı. Yılların emeğinin yok sayılması riskiyle karşı karşıya kalan üretici hak aramaktan vazgeçmeyerek dosyayı Yargıtay’a taşıdı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yaptığı derinlemesine incelemede eksik değerlendirmeleri tek tek tespit ederek alt mahkemenin haksız bozma kararını iptal etti ve tarım işçisinin hakkını teslim etti.
Şirketlerin İhmalinden Ve Denetim Eksikliğinden Vatandaş Sorumlu Tutulamaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından açıklanan gerekçeli kararda, sade vatandaşların ve çiftçilerin ürün sattıkları şirketlerin mali kayıtlarını, ticari defterlerini ya da vergi ödemelerini denetleme yetkisinin bulunmadığı açıkça vurgulandı. Yüksek mahkeme, kesilen primlerin yasal takibini yapma, parayı zamanında tahsil etme ve aracı kurumları denetleme görevinin tamamen devletin ilgili idari mekanizmalarına ait olduğunu hükme bağladı. Bu yolla, kamu kurumlarının denetim eksikliklerinin faturasının üreticiye kesilemeyeceği ilkesi hukuki bir kural olarak kayıtlara geçti.
Aracı firmaların usulsüzlükleri, kötü niyetli yaklaşımları ya da parayı ellerinde tutarak devlete bildirmemeleri durumunun doğrudan kamu hukukunu bağladığı, vatandaşa güven ilkesinin zedelenmemesi gerektiği kararda geniş yer buldu. Bu yaklaşım, sosyal güvenlik hukukunda hakkaniyet ve adalet ilkelerinin en somut örneklerinden biri olarak değerlendirildi. Mahkemenin bu net duruşu, benzer durumdaki binlerce tarım üreticisinin geçmişe dönük haklarını ararken izleyecekleri yasal haritayı da netleştirmiş oldu.
Emeklilik Hakkı İçin Yalnızca Kesinti Belgesi Yeterli Sayılacak
Alınan bu yeni kararla birlikte, geçmişte tarımsal faaliyette bulunmuş binlerce vatandaşın SGK ile yaşadığı bürokratik engeller ve davalar kökten çözüme kavuşmuş oldu. Çiftçilerin geçmiş yıllarda ürün sattıkları kooperatiflerden, fabrikalardan ya da tüccarlardan aldıkları tevkifat makbuzları, sigorta başlangıcı için tek başına yeterli bir delil olarak kabul edilecek. Devletin prim tahsilatını yapamamış olması, belgesini ibraz eden vatandaşın kazanılmış hakkını ellerinden alamayacak ve bu belgeler hukuki geçerliliğini koruyacak.
Uzmanlar, ellerinde geçmiş döneme ait sararmış makbuz, fatura veya teslimat belgesi bulunan tüm çiftçilerin vakit kaybetmeden ilgili kurumlara başvuru yapması gerektiğine dikkat çekiyor. Yargıtay'ın bu kararı idari başvurularda da doğrudan bağlayıcı olacağından, emeklilik taleplerinin reddedilmesi durumunda yargı yolunun tamamen açık ve kesin zaferle sonuçlanacağı belirtiliyor. Yüz binlerce kişiyi doğrudan etkileyen bu süreç, tarım sektörünün geçmişteki emeklerinin yasal güvenceye kavuşmasını sağladı.
Sosyal Güvenlik Sistemindeki Büyük Mağduriyet Tamamen Ortadan Kalktı
Geçmiş yıllarda aracı kurumların teslim aldığı ürünlerden %1,0 ya da %2,0 gibi oranlarda yaptıkları kesintileri SGK sistemine aktarmaması, tarım işçilerinin sigorta prim günlerinin silinmesine ya da hiç başlamamasına neden oluyordu. Ürünü teslim ederken kesintiyi kabul eden ve makbuzunu saklayan üretici, emeklilik dönemi geldiğinde sistemde hiçbir kaydının olmadığını görerek büyük bir şokla karşılaşıyordu. Yargının en üst mertebesinden gelen bu son karar, idarenin kendi hatasından kaynaklanan bu mağduriyet zincirini tamamen kırmış oldu.
Bu tarihi karar ile birlikte, kamu vicdanını yaralayan büyük bir haksızlık giderilirken binlerce aileye de düzenli bir gelir kapısı açılmasının önü yasal olarak açıldı. Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak, vatandaşın devletin kurumlarına duyduğu güven sarsılmamış ve çiftçinin tarladaki alın teri hukuken korunmuş oldu. Tarım üreticileri artık geçmişteki hak kayıplarını bu emsal karar sayesinde yargı önünde kolayca savunabilecekler.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım