Mustafa Kalafat, sadece bir çoban değil; kadim Yörük kültürünün yaşayan bir temsilcisi olarak Afyonkarahisar'ın bir dağ köyünde ailesi ile birlikte hayat mücadelesi veriyor. Kalafat, bugünün dijital dünyasında kaybolan değerlere adeta bir ayna tutarak gençlere tavsiyelerde bulunuyor.

Sadece 6 hanenin bulunduğu, yolu izi sarp kayalıklarla çevrili küçük dağ köyünde Mustafa Kalafat, modern dünyanın hırslarından uzak bir hayat sürüyor. Su hattının bile olmadığı, teknolojinin uğramadığı bu 6 haneli yerleşim yerinde Kalafat ailesi, her şeyi en doğal haliyle yaşıyor. Mustafa Kalafat, emeğin, doğanın ve toprağın kıymetini çocuklarına da öğretiyor.

Afyon'dan Tekirdağ'a uzanan dolandırıcılık operasyonu!
Afyon'dan Tekirdağ'a uzanan dolandırıcılık operasyonu!
İçeriği Görüntüle

Kındırlar köyü, dış dünyayla bağı neredeyse kesilmiş, dağların arasında unutulmuş bir yer. Ne bir marketi var ne de kapıdan akan bir suyu. Bu ıssızlıkta yaşayan Mustafa Kalafat için hayat, güneşin doğuşuyla başlıyor ve keçilerin peşinde kilometrelerce yürümekle geçiyor.

Su İçin Dağ Yollarında Mesai

Köydeki en büyük zorluklardan biri suyun olmaması. Evlerde çeşme akmadığı için Mustafa Kalafat, hayvanlarını su içirebilmek amacıyla her gün dağın derinliklerindeki çeşmelere götürüyor. Sürüsünü susuz bırakmamak için kışın dondurucu soğuğunda, yazın ise kavurucu sıcağında bu yolu aşmak zorunda kalıyor. Ailenin içme suyu ihtiyacı da yine bu kısıtlı imkanlarla karşılanıyor.

Akıllı Telefon Yok, Gerçek Sohbet Var

Kalafat ailesinin evinde akıllı telefonlara, tabletlere ya da internetin sanal dünyasına yer yok. Çocuklar boş zamanlarını ekrana bakarak değil, babalarına yardım ederek ve doğayı keşfederek geçiriyor. Yedikleri ekmekten içtikleri süte kadar her şey kendi üretimleri; katkısız ve tertemiz. Mustafa Kalafat bu durumu, "Biz burada sanallığı değil, gerçek hayatı yaşıyoruz," diyerek özetliyor.

"Yörüklük ve Çobanlık Bizim Şerefimizdir"

Kendini bildi bileli dağlarda olan Mustafa Kalafat, yaptığı işle gurur duyuyor. Çobanlığın dışarıdan küçümsendiğini ancak bunun çok onurlu bir meslek olduğunu vurguluyor:

"Ben Yörük’üm. Yörük olmak, çobanlık yapmak utanılacak bir şey değildir. Bizim kimseden bir beklentimiz yok, kendi emeğimizle, helalimizle geçiniyoruz. En güzeli de insanın kendi işinin başında olmasıdır."

Gençlere Tavsiye: "Köy Odalarına Dönün"

Dijital çağın insanları birbirinden kopardığını düşünen Kalafat, gençlere de basit ama önemli bir tavsiyede bulunuyor. Gençlerin telefon ekranlarından kafalarını kaldırıp insan içine karışması gerektiğini söyleyen Kalafat, "Dijital çağdan etkilenmeyin. Gidin köy odalarında oturun, büyüklerinizle muhabbet edin, bir birinizin yüzüne bakın," diyor.

Yazın yaylaların güzelliği, kışın ise çamur ve karın zorluğuyla geçen bu hayat hikâyesi, aslında bize en yalın haliyle "yaşamanın" ne demek olduğunu hatırlatıyor.

Mevlüt Tınas'ın Özel Haberi