Türkiye’de özellikle gemi tamiri, liman projeleri ve enerji yatırımlarında kritik rol üstlenen Sualtı kaynakçılığı, son yıllarda en çok kazandıran alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Ancak mesleğin zorluk derecesi, risk faktörleri ve uzun eğitim süreci nedeniyle işverenler aradıkları nitelikli personeli bulmakta zorlanıyor.
DERİNLİKLERDE YÜKSEK KAZANÇ
Sualtı kaynakçıları, deniz altında yüksek basınç, düşük görüş ve güçlü akıntı gibi zorlu koşullarda görev yapıyor. Çalışmalar genellikle 20 ila 50 metre derinlikte yürütülürken bazı projelerde doymuş dalış yöntemiyle günler süren operasyonlar gerçekleştiriliyor.
Deneyimli sualtı kaynakçıları için aylık kazanç 35 bin dolar ile 50 bin dolar arasında değişiyor. Proje bazlı ödemeler, risk tazminatları ve primlerle birlikte bu rakam bazı durumlarda 2 milyon TL seviyesini aşabiliyor.
Standart kaynakçılar ise genellikle 50 bin TL ile 100 bin TL arasında gelir elde ediyor. Bu fark, sualtı kaynakçılığının sahip olduğu yüksek risk ve uzmanlık gereksiniminden kaynaklanıyor.
ELEMAN AÇIĞI NEDEN KAPANMIYOR?
Sektörde yaşanan en büyük sorunlardan biri nitelikli iş gücü eksikliği olarak öne çıkıyor. Türkiye İş Kurumu verilerine göre kaynakçılık, en çok eleman temininde zorluk yaşanan meslek grupları arasında yer alıyor.
Gençlerin fiziksel olarak ağır ve riskli işlerden uzak durması, bu alandaki açığı artırıyor. Sualtı kaynakçılığı özelinde ise bu durum daha belirgin hale geliyor. Meslek hem fiziksel dayanıklılık hem de ileri teknik bilgi gerektiriyor.
Eğitim sürecinin uzun ve maliyetli olması da önemli bir engel olarak gösteriliyor. Adayların önce profesyonel dalgıç belgesi alması, ardından uluslararası standartlara uygun sualtı kaynak eğitimlerini tamamlaması gerekiyor.
EĞİTİMLERDEN GEÇMEK ZORUNLU
Sualtı kaynakçısı olmak isteyenlerin belirli eğitimlerden geçmesi zorunlu. Türkiye’de bu alanda eğitim veren kurumlar arasında İstanbul Gedik Üniversitesi ve Ege Üniversitesi yer alıyor.
Eğitimler, teorik ve uygulamalı olmak üzere iki aşamada gerçekleştiriliyor ve çoğu zaman gerçek deniz ortamında yapılıyor. Uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalar arasında TS EN ISO 15618-1 ve AWS D3.6 standartları bulunuyor.
Bu eğitimlerin maliyeti binlerce doları bulabiliyor. Ayrıca adayların 18 yaşını doldurmuş, sağlıklı ve dalış yapmaya uygun olması gerekiyor. Yüzme bilmek ve fiziksel yeterlilik de temel şartlar arasında yer alıyor.
YÜKSEK RİSK BARINDIRIYOR
Sualtı kaynakçılığı, yüksek risk içeren meslekler arasında bulunuyor. Elektrik çarpması, basınç değişimleri, hipotermi ve deniz canlıları gibi unsurlar iş güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturuyor.
Bu nedenle meslekte sigorta primleri yüksek seviyelerde seyrediyor. Sektör geçmişinde ölümcül kazaların yaşanmış olması, işin risk boyutunu gözler önüne seriyor.
Çalışanlar genellikle karanlık ortamlarda, sınırlı görüş altında ve yoğun dikkat gerektiren koşullarda görev yapıyor. Bu durum, mesleğin hem fiziksel hem de zihinsel açıdan yıpratıcı olmasına neden oluyor.
SEKTÖRDE TALEP ARTIYOR
Özellikle Marmara Bölgesi’ndeki altyapı projeleri, Karadeniz’deki enerji çalışmaları ve gemi bakım-onarım faaliyetleri, sualtı kaynakçılığına olan talebi artırıyor.
Sektör temsilcileri, maaşların yükseltilmesine rağmen gençlerin bu alana yönelmediğini belirtiyor. Bazı firmalar ise ihtiyaçlarını karşılamak için yurt dışından iş gücü temin etmeyi değerlendiriyor.
Mesleğin genellikle 50 yaş civarında bırakılması, deneyimli iş gücünün sektörden çekilmesine neden olurken, yeni yetişen personel sayısının sınırlı kalması açığın büyümesine yol açıyor.
Çanakkale Boğazı’nda yürütülen eğitim programlarında kadın adayların da yetişmeye başlaması dikkat çekse de sektörün genel yapısı halen büyük ölçüde erkek ağırlıklı olarak devam ediyor.