Erdal Akar konferans salonunda düzenlenen panele; Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Koçak, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Erdinç Dündar, Doğa Koruma Biyoizlem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş, akademik personel ile öğrenciler katıldı. Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürsoy Şahin’in oturum başkanlığını yaptığı panelde, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyeleri; Prof. Dr. Ahmet Altıntaş ve Prof. Dr. Feyza Kurnaz Şahin konuşmacı olarak yer aldı. Panelin oturum başkanlığını yapan Prof. Dr. Gürsoy Şahin, Çanakkale Zaferinin askeri başarı olmaktan öte, inanç ve azmin neticesi olduğunu belirtti. Şahin, “Milletimiz mukaddes vatanımızın kurulması için canlarını veren şehitlerimizi unutmayacak, vatana ve bayrağa sahip çıkacaklardır” dedi.

“İLK GERÇEK KÜRESEL SAVAŞ”

Ermen Belediyesi'nde Bayram İkramiyeleri Hesaplarda Ermen Belediyesi'nde Bayram İkramiyeleri Hesaplarda

Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feyza Kurnaz Şahin ise Çanakkale Savaşı’nın ilk gerçek küresel savaş olma özelliği taşıdığını ifade etti. 1. Dünya Savaşı’nın emperyalizmde gelinen son nokta olduğunu belirten Şahin, “1. Dünya Harbinde Çanakkale cephesine baktığımızda, deniz ve kara olarak iki önemli safhası olduğunu görürüz. İlk safhasını; 9 Şubat-18 Mart 1915 tarihleri arasında gerçekleşen 4 ayrı deniz muharebesi oluşturuyor. Biz deniz muharebelerinin 18 Mart’ta olan son safhasını daha çok görüyoruz. 18 Mart’ta başarıya ulaşamayan İngilizler, boğazı donanma ile birlikte kara ile geçmek için yeni bir plan hazırladılar” şeklinde konuştu. Çanakkale Zaferi’nin destan olmanın ötesinde stratejik bir savaş olduğunu söyleyen Şahin, şunları belirtti: “Türk edebi yazımında Çanakkale dediğimizde bir destan, bir mucize söz konusudur. Edebi yazımında bu, böyle olabilir. Fakat her muharebenin arkasında ciddi bir matematik vardır. İngilizler savaş stratejilerine aykırı olarak karada bir işgal hareketine girişmeden sadece donanma ile boğazları geçmek istediler. Bunun sebebi ise İngiliz prestijinin Orta Doğu’daki yükselişi ve Orta Doğu’daki devletleri küçümsemiş olmasıdır.  Bu nedenle askeri stratejilerine uymayarak savaşta başarısız olmuşlardır. Türk ordusunun zaferi ise topçu, mayıncı ve denizaltındaki donanmanın iş birliği ile gerçekleşmiştir.”

“SİZE TAARRUZU DEĞİL ÖLMEYİ EMREDİYORUM”

Panelde, Çanakkale Zaferi’nin kara harekatı kısmını konu alan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Altıntaş ise Mustafa Kemal Atatürk’ün savaş stratejilerine ve kahramanlık mücadelesine dikkat çekti. Altıntaş, Kara harekatını şu sözlerle anlattı: “Mustafa Kemal Gelibolu’daki görevi gereği bölgeyi iyi tanıyordu. Tecrübelerini kullanarak Conkbayırı, Kocaçimentepe olarak adlandırdığımız tepeye keşif harekatı yapıyor. Mustafa Kemal bu keşif harekatına dayalı olarak fark ediyor ki bölgede gemiden çıkan askerler özellikle bu bölgeye doğru bir harekata girişiyorlar. Mustafa Kemal bu keşif harekatı çerçevesinde bunu fark ediyor ve askerlere ‘süngü tak, yere yat, düşmandan kaçılmaz’ talimatı veriyor. Bu talimat doğrultusunda askerler yere yatıyor. Bunun üzerine Anzaklar da yere yatıyor. Mustafa Kemal bunun üzerine tarihi emrini veriyor; ‘ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum.’ Bir ordu açısından ölmeyi göze almış askerden daha güçlü hiçbir silah yoktur. Bu bölge konumu nedeniyle çok önemliydi. Eğer askere bu emir verilmeseydi düşman ordusu bu bölgeye yerleşir ve savaşın seyrini çok kolay değiştirebilirdi.” İngilizlerin, Türk askerini karalamak adına yaptığı propagandaya dikkat çeken Altıntaş, “İngilizler, Balkanlar’da yenilgi alan Osmanlı askeri ile ilgili propaganda afişleri yayınlamışlardır. Bu şekilde algı oluşturan İngiliz askerleri birkaç günlük kara harekâtı ile Çanakkale’yi ele geçireceklerini söylemişlerdir. Fakat başarılı olamadılar ve İngilizler tarafından yakıştırılan, aşağılayıcı ‘Abdül tiplemesi’ Osmanlı ordusu üzerinden silinmiştir” şeklinde konuştu. >>HÜDAYİ ACAR