Kadınanalar Kültür Derneği Başkanı Fatma Gülşen Koçak, 28 Şubat’ın Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olduğunu belirterek, “Başörtüsü yasağıyla hedef alınan kadınların yaşadığı mağduriyetler, hukuk ve vicdan önünde mutlaka karşılık bulmalıdır” dedi. Koçak, benzer baskı süreçlerine karşı toplumsal hafızanın canlı tutulmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.
28 ŞUBAT: KADINA VE İNANCA YÖNELİK PLANLI ZULÜM
28 Şubat 1997 süreci, anayasa ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine açıkça aykırı şekilde yürütülmüş, kadınlara yönelik sistematik hak ihlalleriyle tarihe geçmiştir. Üniversite kapılarında durdurulan, kamu görevlerinden uzaklaştırılan kadınlar “ikna odaları” adı altında psikolojik baskıya maruz bırakılmış, ayrımcılık ve dışlanma gibi uygulamalarla karşı karşıya kalmıştır.
ÖZGÜRLÜKLER ANAYASAL GÜVENCEYE KAVUŞTU
Dernek açıklamasında, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde gerçekleştirilen reformların başörtüsü yasağını fiilen ve hukuken sona erdirdiği vurgulandı. Koçak, “Bugün üniversite kapılarından başımız dik geçebiliyor, kamusal alanda inancımızla birlikte var olabiliyorsak; bu, güçlü siyasi irade ve kararlı reformların eseridir” dedi.
KADINANALAR DERNEĞİNDEN MESAJ
Dernek, hukukun üstünlüğünü ve insan onurunu savunmaya devam edeceklerini, ayrımcılığa ve her türlü vesayet girişimine karşı mücadeleyi sürdürdüklerini ilan etti. Koçak, “Zulme rıza zulümdür. İnanç özgürlüğü vazgeçilmezdir. Başörtüsü onurumuzdur. 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız” sözleriyle mesajını sonlandırdı.