Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin 2009 yılında Keş Dağı'nda şüpheli bir helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada çok kritik bir viraj dönüldü. Yıllardır Kahramanmaraş’ta özel yetkili savcılık tarafından yürütülen ancak somut bir ilerleme kaydedilemeyen dosya, "yetkisizlik" kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredilerek yeniden açıldı.

Konuyla ilgili gelişmeleri TV3 Ana Haber bültenine canlı bağlanarak değerlendiren BBP Afyonkarahisar İl Başkanı Süleyman Çağlar, davanın Ankara’ya taşınmasının, olayın üzerindeki 17 yıllık sis perdesinin aralanması adına umut verici bir gelişme olduğunu söyledi. Çağlar, korunan gizlilik kararına sadık kalarak, dosyada yıllardır yanıt bekleyen şüpheleri tek tek sıraladı.

Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya Veterinerlerin Sesi Oldu: Tarihi Düzenleme Yasalaştı!
Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya Veterinerlerin Sesi Oldu: Tarihi Düzenleme Yasalaştı!
İçeriği Görüntüle

"Maraş’ta Yol Kat Edilemedi, Ankara’dan Ümitliyiz"

BBP camiası olarak hiçbir zaman "Muhsin Yazıcıoğlu öldü" ifadesini kabul etmediklerini, davanın peşini hiç bırakmadıklarını belirten İl Başkanı Süleyman Çağlar, adalet mekanizmasına olan güvenlerini şu sözlerle dile getirdi:

"Bu dosya 2009 yılından beri Kahramanmaraş’ta özel yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülüyordu. Biz de Afyon Kalesi Hattı Teşkilatı olarak, zaman zaman bu hak davasını yerinde takip etmek amacıyla Maraş yollarına düştük, duruşmalara katıldık. Ancak uzun yıllar geçmesine rağmen orada çok önemli bir yol kat edilemedi. Bugün dosyanın yetkisizlik kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesini çok olumlu buluyoruz. Bu aşamadan sonra, daha geniş yetkilere sahip bir araştırma yapılacağını ve bu suikastın bize göre artık tamamen aydınlatılacağını ümit ediyoruz. Adalet Bakanımızın bu konulardaki hassasiyetini biliyor ve adalete güveniyoruz."

Kafaları Karıştıran 5 Büyük Şüphe: "Halk 'Bu Yiğidi Yok Ettiler' Diyor"

Sokağa çıkıp vatandaşa Muhsin Yazıcıoğlu sorulduğunda milletin vicdanında ortak bir ses yükseldiğini ifade eden Çağlar, "Halkımız 'O garibi, o yiğidi öldürdüler, katlettiler, yok ettiler' diyor. Milletin sinesindeki ve bizim kafamızdaki bu soru işaretlerinin mutlaka ama mutlaka giderilmesi lazım" diyerek dosyada hala aydınlatılmayı bekleyen o karanlık noktaları işaret etti:

  1. Silinen Radar Kayıtları: Helikopterin düştüğü (veya düşürüldüğü) dakikalarda bölgede alçak uçuş yapan jetler vardı. Ne hikmetse o jetlerin tam yaklaştığı ana ait radar kayıtları o günden beri yok, silinmiş ve bir türlü bulunamıyor.

  2. Helikopterin Sökülen Beyni: Kazadan bir gün sonra olay mahalline kaza kırım heyeti maskesiyle bir helikopter iniyor. Bu kişiler helikopterin hafızası niteliğindeki dijital parçaları, yani helikopterin adeta beynini söküp götürüyorlar. Bununla ilgili yargılamalar yapıldı ama arkasındaki asıl iradeye ulaşılamadı.

  3. Kandaki Karbonmonoksit Muamması: Yapılan otopsi sonuçlarında, helikopterin içerisinde vefat eden şehitlerimizin kanında çok yüksek oranda karbonmonoksit gazına ulaşıldı. Bu gazın uçuş esnasında helikopter içine nasıl ve kimler tarafından verildiği sorusu hala cevapsız.

  4. Gazeteci İsmail Güneş’in Çenesi Nasıl Kırıldı?: Olayı ilk ondan duyduk, canlı yayında net bir şekilde her şeyi anlattı. Ancak İsmail Güneş bulunduğunda, enkazın tam 1 kilometre uzağındaydı ve çenesi ortadan ikiye ayrılmış, kırık vaziyetteydi. Doktorlar, çenesi bu halde olan birinin o telefon konuşmalarını yapamayacağını söylüyor. Demek ki enkaz alanına birileri geldi, sağ kalan var mı diye baktı ve orada karanlık bir şeyler yaptı.

  5. Kayseri Valisi’nin Sahte İhbarı: Olayın yaşandığı ilk saatlerde dönemin Kayseri Valisi, "Yazıcıoğlu bulundu, kaburgası kırık, hastaneye getiriliyor" şeklinde asılsız bir bilgi yaydı. Bu yalan bilgi, bölgedeki arama-kurtarma faaliyetlerini saatlerce felç etti, zafiyete uğrattı. Bu manipülasyonu valiye kim, hangi amaçla yaptırdı? Bu da meçhul.

Muhabir: Betül Çiloğlu