Son yıllarda işverenlerin, işçilerin işe iade ve kıdem/ihbar tazminatı davası açma haklarını ellerinden almak için sıkça başvurduğu ve kamuoyunda "jet arabuluculuk" olarak adlandırılan hileli yönteme Yargıtay dur dedi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi; işten çıkarıldığı gün apar topar, baskı altında veya zayıf durumundan yararlanılarak arabulucuya götürülen ve haklarından feragat ettirilen işçilerin imzalarının hukuken geçersiz sayılacağına hükmetti. İşte iş dünyasında taşları yerinden oynatacak davanın tüm detayları ve mahkemelerin tarihi gerekçeleri...
Ağır İlaç Kullanan İşçinin Zayıf Anından Faydalandılar
Sosyal güvenlik dünyasının duayen isimlerinden SGK Uzmanı İsa Karakaş’ın köşe yazısıyla gündeme taşıdığı dava konusu olay, bir fabrikada 6 yıldan uzun süredir başarıyla görev yapan ve ağır anksiyete tedavisi gören bir işçinin başına gelenlerle başladı. Şirket yönetimi, işçinin iş akdini yine yaşadığı sağlık sorunlarını gerekçe göstererek feshetti.
İddiaya ve mahkeme tutanaklarına yansıyan detaylara göre; ağır psikolojik ilaçların etkisinde olan ve işini kaybetmenin şokuyla iradesi sakatlanan işçi, fesih bildirimi yapıldığı gün şirketin insan kaynakları yetkilileri tarafından anlaşmalı oldukları arabulucunun ofisine götürüldü. İşçiye, "Tüm yasal hakların buralarda yazıyor, imzala paranı al" denilerek jet hızıyla belgeler imzalatıldı. Ancak daha sonra yapılan hesaplamalarda; 6 yıllık kıdemi olan işçiye ödenen paranın, aynı iş yerinde henüz 3 yıllık kıdeme sahip normal bir çalışanın aldığı tazminattan bile çok daha düşük olduğu ortaya çıktı. Hakkının gasbedildiğini anlayan işçi, soluğu mahkemede aldı.
"Aynı Gün Yapılan İşlemde Gerçek Bir Pazarlık Olamaz"
Dava dosyasını inceleyen İş Mahkemesi, iş hukukunda işçinin korunması ilkesini rehber edinerek tarihi bir karar verdi. Yerel mahkeme; işçinin fesihle aynı gün arabuluculuk sürecine dahil edilmesini, kendisine evrakları incelemesi ve sağlıklı bir değerlendirme yapabilmesi için makul bir süre tanınmamasını gerekçe göstererek arabuluculuk tutanağını tamamen geçersiz saydı. Mahkeme ayrıca, sürecin işçinin özgür iradesiyle başladığına dair hiçbir somut delil bulunmadığını ve işçiye haklarının dışında ekstra hiçbir makul fayda (refah payı/ek tazminat) sağlanmadığını kaydetti.
İşverenin karara itiraz ederek davayı taşıdığı Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) de işçiyi haklı bularak işverenin başvurusunu esastan reddetti. İstinaf mahkemesi gerekçesinde; "Ağır ilaçlar kullanan ve psikolojik olarak zayıf durumda bulunan işçinin bu halinden faydalanıldığı, fesih ile arabuluculuk işlemlerinin aynı gün tamamlanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve burada gerçek bir pazarlık ortamından söz edilemeyeceği" vurgulandı.
Yargıtay Noktayı Koydu: İşçinin Dava Hakkı Engellenemez
Dosyanın nihai temyiz incelemesini gerçekleştiren Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararı hukuka ve kanuna tamamen uygun bularak onadı.
Yüksek mahkemenin bu onama kararıyla birlikte şu hukuki kurallar netleşmiş oldu:
-
İrade Sakatlığı Sınırı: İşçinin işten çıkarılma şoku, sağlık sorunları veya ekonomik baskı altındayken, fesihle aynı gün yangından mal kaçırır gibi arabulucuya götürülerek imzalattırılan feragat belgeleri artık tek başına kesin delil sayılmayacak.
-
Makul Süre Şartı: İşçiye haklarını danışabileceği, düşünebileceği ve özgür iradesini oluşturabileceği makul bir zaman dilimi tanınmak zorunda olacak.
-
Ek Menfaat Kriteri: Arabuluculuk masasında işçiye yasal alacaklarının (kıdem-ihbar) yanı sıra, dava açma hakkından vazgeçmesine değecek "makul bir ek menfaat" ya da paket sunulup sunulmadığına bakılacak.
Bu emsal kararla birlikte, işverenlerin iş hukuku davalarından kaçmak ve tazminatları düşürmek amacıyla bir kalkan olarak kullandığı "jet arabuluculuk" yöntemi hukuken tamamen çökmüş oldu. Zarara uğrayan binlerce işçi için geriye dönük hak arama yolu sonuna kadar açıldı.