Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken esnafın kamu kurumlarına olan borçlarının ödenmesinde yeni düzenlemelerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Son yapılan vergi ve sosyal güvenlik borçlarının yapılandırılması sürecine yönelik verileri değerlendiren Palandöken, uygulamanın başladığı ilk 25 günde 228 bin kişinin başvuru yaptığını dile getirdi. Bu başvuruların toplamda 206 milyar lirayı aşan devasa bir borç tutarının ödeme takvimine bağlandığını gösterdiğini belirten Palandöken, rakamların esnafın borcunu ödeme konusundaki samimi niyetini ortaya koyduğunu ifade etti. Ticari hayatın devamlılığı ve piyasalardaki nakit akışının korunması açısından borç yapılandırmalarının kritik bir rol üstlendiği kaydedildi.
Ancak mevcut sistemdeki faiz hesaplama yöntemlerinin esnafın omuzundaki yükü daha da ağırlaştırdığına dikkat çekildi. Yıllar içerisinde biriken anaparanın üzerine eklenen gecikme faizlerinin, tekrar faizlendirilerek hesaplanmasının ödemeleri imkansız hale getirdiği belirtildi. Palandöken, borç yapılandırmalarında geçmiş döneme ait faizlerin silinerek yalnızca anapara ve makul bir faiz oranı üzerinden yeni bir ödeme planı çıkarılması gerektiğini savundu. Bu sayede hem devletin alacaklarını daha hızlı ve güvenli şekilde tahsil edeceğini hem de esnafın ticari faaliyetlerine lekesiz bir sicille devam edebileceğini aktardı.
Ödeme Planlarındaki Faiz Hesaplaması Esnafı Zorluyor
Vergi borçları ile Sosyal Güvenlik Kurumu prim borçlarının yapılandırılmasında izlenen faiz politikalarının esnaf üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğu vurgulandı. Örneklerle konuyu açıklayan Palandöken, 500 bin lira anapara borcu bulunan bir işletmenin taksit süresi uzatıldıkça biriken faiz yükü nedeniyle borcunu ödeyemez duruma geldiğini söyledi. Katlanarak artan faiz tutarlarının anaparanın katlarca üstüne çıktığına işaret eden konfederasyon başkanı, bu durumun borç ödeme isteği olan esnafın bile önünü kestiğini beyan etti. Faizin faiziyle hesaplandığı bir modelde taksit sayısı ne kadar artırılırsa artırılsın ödemelerin sürdürülebilir olamayacağı vurgulandı.
Kamuya olan borçlarını ödeyemeyen ya da mevcut haliyle yapılandıran esnafın finansal erişim imkanlarının da kısıtlandığı ifade edildi. Bankaların kredi kriterlerini karşılayamayan ve kamu desteklerinden yararlanamayan işletmelerin kısa sürede ticari kilitlenmeyle karşı karşıya kaldığı belirtildi. İstihdama ve üretime doğrudan katkı sağlayan küçük işletmelerin bu finansal cendereden kurtulması için borç hesabının sil baştan yapılması gerektiği bildirildi. Anapara odağında hazırlanacak yeni bir hesaplama yöntemiyle borçların gerçekten ödenebilir seviyelere çekilebileceğinin altı çizildi.
Mülk Ve İşletme Üzerindeki Stopaj Yükü Çifte Vergi Doğuruyor
Esnafın mali yapısını bozan ve biriken borçların ödenmesini zorlaştıran en büyük etkenlerden birinin de dükkan kiralarındaki stopaj uygulaması olduğu dile getirildi. İş yeri kiralamalarında uygulanan yüzde 20 oranındaki stopaj vergisinin fiilen çifte vergilendirme yarattığı ifade edildi. Hem taşınmaz sahibinin hem de iş yerini işleten mükellefin aynı mülk üzerinden vergi yükümlülüğüne maruz kaldığını aktaran Palandöken, bu durumun işletme sermayesini sürekli erittiğini vurguladı. Stopaj oranlarının yüksekliği nedeniyle esnafın aylık sabit giderlerini karşılamakta zorlandığı ve biriken vergilerin zamanla devasa borç dağlarına dönüştüğü kaydedildi.
Yıllardır her platformda dile getirilen stopaj yükünün esnafın belini büktüğünü aktaran sektör temsilcileri, ticari hayatın rahatlaması için bu uygulamada köklü bir reforma gidilmesi gerektiğini savundu. Biriken kira stopajı, katma değer vergisi ve sosyal güvenlik primleri üst üste eklendiğinde esnafın kendi imkanlarıyla bu borçları kapatmasının mümkün olmadığı açıklandı. Yapılandırma fırsatlarının kalıcı bir çözüme dönüşebilmesi için stopaj gibi dolaylı vergi yüklerinin makul seviyelere çekilmesinin veya tamamen kaldırılmasının şart olduğu ifade edildi.
Kapanan Her İşletme Ekonomiye Ve İstihdama Ağır Darbe Vuruyor
Mali yüklerini taşıyamayarak kepenk indirmek zorunda kalan her dükkanın ülke ekonomisinde tamiri zor yaralar açtığına dikkat çekildi. Kapanan işletmelerin sadece bir esnafın ticari hayatının sona ermesi anlamına gelmediği, aynı zamanda orada çalışan personelin işsiz kalması ve devletin sürekli bir vergi gelirinden mahrum kalması anlamına geldiği belirtildi. Üretim ve hizmet zincirinin en önemli halkasını oluşturan küçük esnafın korunmasının, istihdam rakamlarının muhafazası açısından hayati bir taşıdığı dile getirildi. Borç ödeme güçlüğü çeken esnafa kolaylık sağlanmasının doğrudan piyasa istikrarına katkı sunacağı vurgulandı.
Sorunun kökten çözümü için makul ve uygulanabilir bir ödeme planının acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu. Faizin faizle katlandığı sistem yerine, geçmiş borçların sadece anapara ve enflasyon düzeltmesi mantığıyla taksitlendirilmesi gerektiği yinelendi. Bu sayede esnafın hem kamuya olan borcunu tamamen kapatabileceği hem de yeniden banka kredilerine ve devlet desteklerine ulaşarak işlerini büyütebileceği kaydedildi. Çıkarılacak kapsayıcı bir düzenlemenin, ekonomideki nakit döngüsünü hızlandırarak tüm kesimlere rahat bir nefes aldıracağı belirtildi.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım