Türkiye'deki emeklilik sisteminde kartları yeniden dağıtacak çok önemli bir hukuki gelişme yaşandı. Ülkemizde çalışma hayatı boyunca farklı sigorta kollarında prim ödeyen milyonlarca vatandaşı doğrudan ilgilendiren davada yüksek mahkeme, sistemsel mağduriyetlerin önüne geçecek radikal bir bakış açısı ortaya koydu. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uzun yıllardır katı bir biçimde uygulanan kurallar, bu yeni hukuki yaklaşım sayesinde sigortalıların lehine olacak şekilde esnetilme imkanına kavuştu.
Hukuk otoriteleri tarafından yakından takip edilen davanın temelini, farklı kurumlarda geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi esnasında ortaya çıkan statü uyuşmazlıkları oluşturuyor. Yargıtay'ın en üst organlarından biri tarafından verilen bu karar, çalışma hayatı boyunca SSK, Bağ-Kur veya Emekli Sandığı arasında geçiş yapmış kişilerin emeklilik planlarını baştan sona değiştirecek güce sahip. Ortaya çıkan bu yeni içtihat, prim gün sayısını doldurmasına rağmen sistemin bürokratik engellerine takılan vatandaşlar için adeta bir can suyu niteliği taşıyor.
Farklı Statüde Çalışanlar İçin Hizmet Birleştirme Kriterleri Değişiyor
Sosyal güvenlik mevzuatında uzun yıllardır uygulanan ve kamuoyunda son 7 yıl kuralı olarak bilinen sistem, çalışanların emekli olacağı kurumu belirlemede en baskın unsur olarak kabul ediliyordu. Mevcut düzenlemeye göre bir sigortalının son 2520 günlük prim ödemesinin yarıdan fazlası yani en az 1261 günü hangi statüde geçtiyse, kişi o kurumun şartlarına tabi tutuluyordu. Ancak bu durum, ömrünün büyük kısmını daha avantajlı bir statüde geçirip son yıllarda zorunlu olarak başka bir alana kayan vatandaşlar için ciddi hak kayıplarına yol açıyordu.
Yargı incelemesine taşınan somut olayda, karmaşık prim geçmişine sahip bir vatandaşın emeklilik müracaatı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından reddedildi. Kurum, sigortalının son çalışma döneminin Bağ-Kur kapsamında yer almasını gerekçe göstererek çok daha yüksek bir prim gün sayısı şartı ve yaş kriteri dayattı. Vatandaşın emeklilik tarihini yıllarca ileriye atan ve alacağı maaş miktarını düşüren bu işleme karşı açılan iptal davası, Türk hukuk tarihinde yeni bir dönemin kapısını araladı.
Yerel Mahkemelerin Sigortalı Lehine Verdiği Karar Yargıtay Tarafından Onandı
Dava sürecinin ilk aşamasında İş Mahkemesi, anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkının korunması gerektiğine vurgu yaparak ezber bozan bir karara imza attı. Mahkeme heyeti, vatandaşların kendi iradeleri dışında gelişen ya da sistemsel zorunluluklar nedeniyle dezavantajlı duruma düşürülmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtti. Hizmet birleştirme uygulamasının sigortalıyı cezalandıran değil, aksine onun lehine sonuç doğuran bir mekanizma olarak işletilmesi gerektiğine hükmederek kurum işlemini iptal etti.
Sosyal Güvenlik Kurumu avukatlarının bu karara itiraz etmesi üzerine dosya istinaf mahkemesine taşındı fakat bölge adliye mahkemesi de yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak onadı. Kurumun ısrarlı temyiz başvurusu sonucunda en üst karar mercii olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine gelen dosya, burada da derinlemesine incelendi. Yüksek mahkeme, sigortalının aleyhine sonuç doğuran statülerin zorunlu olarak uygulanamayacağına hükmederek sosyal güvenlik hukukundaki en temel ilkelerden biri olan sigortalı lehine yorum kuralını en üst perdeden onaylamış oldu.
Emekli Maaşlarının Hesaplanmasında Yüksek Gelir İmkanı Doğuyor
Bu tarihi kararın hayata geçmesiyle birlikte, emeklilik hayali kuran milyonlarca kişinin sadece emeklilik yaşı değil, aynı zamanda alacakları aylık miktarları da olumlu yönde etkilenecek. Uzmanların yaptıkları ilk değerlendirmelere göre, daha yüksek aylık bağlama oranına sahip olan statüler üzerinden emeklilik işlemlerinin tamamlanması, cüzdanlara doğrudan yansıyacak. Yüksek prim ödemelerine rağmen son dönemdeki statüsü yüzünden düşük maaşa mahkum edilmek istenen vatandaşlar, bu sayede hak ettikleri yüksek gelir seviyesine ulaşabilecek.
Yeni dönemde, özellikle SSK şartlarında emekli olmanın sağladığı maaş avantajı ile Bağ-Kur sisteminin getirdiği yüksek prim yükümlülüğü arasındaki makas sigortalı lehine kapanacak. Sektör temsilcileri, bu kararın ardından Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak olan emeklilik müracaatlarında çok ciddi bir strateji değişikliği yaşanacağını öngörüyor. Yargıtay'ın çizdiği bu yeni çerçeve sayesinde, geçmiş dönemlerde haksız yere emekliliği geciktirilen ya da düşük maaş bağlanan binlerce kişinin de geriye dönük hak arama yolları açılmış durumda.
Sosyal Güvenlik Mevzuatında İçtihat Metni İle Yeni Bir Sayfa Açıldı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararlar, Türk yargı sisteminde alt mahkemeler ve kurumlar için bağlayıcı birer rehber niteliği taşıyor. Bu doğrultuda, benzer hukuki sorunlarla karşı karşıya kalan ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile ihtilaf yaşayan binlerce vatandaş için bu karar doğrudan bir dayanak noktası haline geldi. Artık mahkemeler, kurumun tek taraflı dayatmalarına karşı bu üst mahkeme içtihadını göz önünde bulundurarak çok daha hızlı ve sigortalı odaklı kararlar üretebilecek.
Hukukçular, sosyal güvenlik sisteminin ruhunda yer alan koruyuculuk ilkesinin bu kararla yeniden canlandığını ifade ediyor. İlerleyen süreçte Sosyal Güvenlik Kurumunun da bu emsal kararı dikkate alarak kendi iç yönetmeliklerinde ve genelgelerinde zorunlu bir düzenlemeye gitmesi bekleniyor. Çalışanların emeklilik planlaması yaparken geçmişteki tüm prim ödeme dönemlerini detaylıca analiz etmesi ve hak kayıplarını engellemek adına bu yeni hukuki zeminden faydalanması büyük önem arz ediyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım