Hayvancılığın artık yalnızca bir tarım başlığı olmaktan çıktığını belirten Bülbül, meselenin doğrudan bir yönetim ve ekonomi sorunu haline geldiğini ifade etti. Açıklanan her yeni destek paketinin geçmişte denenmiş ve başarısız olmuş uygulamaların tekrarı olduğunu savunan Bülbül, “Sorunun kaynağı yanlış teşhis edilince ve çözüm iradesi ortaya konulmayınca, uygulanan her tedavi sonuçsuz kalmaktadır” dedi.
Türkiye’de dana etinin kilogram fiyatının 21–22 dolar bandına ulaştığını belirten Bülbül, bu rakamın Avrupa Birliği ortalamasının ve Türkiye’nin birçok komşu ülkesinin üzerinde olduğunu söyledi. Bulgaristan, Yunanistan, Irak, İran ve Gürcistan’da et fiyatlarının daha düşük olduğunu ifade eden Bülbül, “15 yıldır iç savaş yaşayan Suriye’de dahi dana eti Türkiye’dekinin yaklaşık yarı fiyatına satılmaktadır. Bu tablo coğrafya ya da güvenlik gerekçesiyle açıklanamaz” diye konuştu.
Sorunun temelinde üretim maliyetlerinin yattığını vurgulayan Bülbül, yem giderlerinin toplam maliyetin yüzde 65–70’ini oluşturduğunu ve Türkiye’nin yem hammaddelerinde büyük ölçüde dışa bağımlı olduğunu hatırlattı. Dövizle ithal edilen yem girdilerinin maliyetleri artırdığını ve bunun zincirleme biçimde et fiyatlarına yansıdığını dile getirdi.
“Üreticiye hayvan dağıtmak çözüm değil, sorunu ertelemektir” diyen Bülbül, yem maliyetleri düşürülmeden hayvan sayısını artırmanın zarar eden işletme sayısını çoğaltacağını savundu. 2010 yılından bu yana canlı hayvan ve et ithalatıyla fiyatların geçici olarak baskılandığını ancak her seferinde yerli üreticinin sistem dışına itildiğini ifade etti.
Son dönemde açıklanan küçükbaş destek projelerini de eleştiren Bülbül, hayvan ve kredi desteğinin tek başına yeterli olmayacağını belirtti. Üreticinin pahalı yem, enerji ve mazotla üretim yapmak zorunda kaldığını, ayrıca satış fiyatı üzerinde belirleyici bir güce sahip olmadığını söyledi.
Benzer yanlış yaklaşımın beyaz et sektöründe de görüldüğünü savunan Bülbül, ani ihracat yasaklarının uzun vadede üretimi daralttığını ve maliyetleri artırdığını kaydetti. Türkiye’nin rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Açıklamasının sonunda üreticinin yetersiz olmadığını vurgulayan Hikmet Bülbül, “Çiftçi gayretkârdır, üretici tecrübelidir. Sorun; ithalata dayalı, popülist ama iktisadi gerçeklerle çelişen politikalardır. Hayvancılık, hayvan dağıtarak değil; yem üretimini artırarak, girdi maliyetlerini düşürerek ve yerli üretimi esas alarak ayağa kalkar” dedi.
Türkiye’nin ihtiyacının yeni projeler değil, üretim odaklı ve kalıcı bir tarım politikası olduğunu belirten Bülbül, aksi halde hem üreticinin hem de tüketicinin zarar görmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.



