Avukatlara yönelik saldırıların artık münferit vakalar olmaktan çıkıp bir "meslek krizi" haline dönüşmesi üzerine TBB yönetimi ve Baro Başkanları 4 Mayıs 2026'da 61. kez toplandı. Toplantının ana gündem maddesi, avukata yönelik şiddeti sona erdirecek sürdürülebilir bir eylem planı geliştirmek oldu. 2026 yılı başında Av. Zekeriya Polat ve kısa bir süre önce Av. Hatice Kocaefe’nin görevleri başında hayatını kaybetmesi, bardağı taşıran son damlalar olarak kayda geçti.
MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI
Baro başkanlarının ilk talebi, avukata yönelik şiddetin sebeplerini ve çözümlerini araştırmak üzere TBMM bünyesinde bir "Araştırma Komisyonu" kurulması oldu. Daha önce 2022 yılında yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığı hatırlatılarak, avukatlara yönelik şiddetle bireysel değil, kamusal bir politika ile kolektif mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı. Anayasa ve TBMM İçtüzüğü uyarınca bu komisyonun kurulmasının artık bir şart olduğu belirtildi.
AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ İMZALANMALI
İkinci kritik adım olarak, savunma makamına yönelik saldırıların son bulması için uluslararası bir güvence talep edildi. Mart 2025’te kabul edilen "Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"nin Türkiye tarafından gecikmeksizin imzalanması istendi. Bildirgede, bu sözleşmenin imzalanmasının bir tercih değil, tarihi bir sorumluluk olduğunun altı çizildi.
CEZA KANUNUNDA RADİKAL DEĞİŞİKLİKLER: TUTUKLAMA VE CEZA ARTIŞI
TBB, yargı görevi yapan avukatlara karşı işlenen suçların cezasız kalmaması için üç maddelik yasal değişiklik önerisi sundu:
-
Tehdit Suçu: Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde yer alan tehdit suçunun avukatlara karşı işlenmesi "nitelikli hal" sayılmalı ve yaptırımlar artırılmalıdır.
-
Kasten Yaralama: Avukata yönelik kasten yaralama suçları, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi kapsamına alınarak doğrudan "tutuklama nedeni" sayılmalıdır.
-
6284 Sayılı Kanun Benzeri Koruma: Avukatlık Kanunu’na eklenecek bir fıkra ile şiddet tehlikesi durumunda acil koruma tedbirleri uygulanabilmeli ve hapis cezasının ertelenmesi hükümleri bu suçlarda işletilmemelidir.
HACİZ VE KEŞİFTE KOLLUK ZORUNLULUĞU
Şiddetin en sık yaşandığı haciz ve keşif işlemleri için de somut bir güvenlik önlemi önerildi. Kolluk kuvvetlerinin bu işlemlerde hazır bulunmasının zorunlu hale getirilmesi, sadece icra memurunu değil tüm hukuksal süreci koruma yetkisine sahip olması gerektiği ifade edildi. Kanun değişikliği beklenmeden İçişleri Bakanlığı ile ortak bir genelge yayımlanarak güvenliğin sağlanabileceği belirtildi.
TOPLUMSAL FARKINDALIK VE KAMU SPOTLARI
Bildirgenin son maddesinde, avukata yönelik şiddetin aslında halkın savunma ve adil yargılanma hakkına yönelik bir saldırı olduğu bilincinin yaygınlaştırılması hedeflendi. Bu amaçla kapsamlı farkındalık çalışmaları yürütülmesi ve kamu spotları hazırlanması planlanıyor. Barolar, avukatın itibarsızlaştırılmasına izin vermeyeceklerini ve ortak mücadeleyi "tek bir kayba daha tahammülümüz yok" diyerek sürdüreceklerini ilan etti.