Emeklilikte yaşa takılanlar düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte kapsama dahil edilmeyen 9 Eylül 1999 sonrası sigorta girişliler için yeni bir süreç başladı. Sigorta başlangıç tarihi bakımından birkaç gün veya birkaç ay farkla EYT haklarından yararlanamayan milyonlarca çalışan, emeklilik yaş ve prim şartlarında adaletin sağlanmasını talep ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yapılan görüşmeler doğrultusunda konunun uzmanları ve sivil toplum temsilcileri masadaki yeni formülleri tartışmaya açtı. Günümüz ekonomik şartlarında çalışanların çalışma süreleri ve emeklilik hakları arasındaki dengenin yeniden kurulması hedefleniyor.
Süreçte öne çıkan en kritik başlık ise 2000 ile 2008 yılları arasında çalışma hayatına atılan vatandaşların durumu oluyor. Mevcut sistemde 9 Eylül 1999 öncesi sigortalılar 50 yaşın altında emekli olma imkanına sahipken, bu tarihten hemen sonra işe giren çalışanlar için emeklilik yaşı kadınlarda 58, erkeklerde ise 60 olarak uygulanıyor. Bu devasa yaş farkının çalışanlar üzerinde ciddi bir mağduriyet oluşturduğu ve sosyal güvenlik sistemindeki adalet duygusunu zedelediği dile getiriliyor. Yapılan son görüşmeler ve sunulan raporlar, aşamalı bir geçiş modeli ile bu uçurumun kapatılabileceğini ortaya koyuyor.
Kademeli Emeklilik Modelinin İlk Yıllara Yansıyan Şartları
Önerilen yeni sistem çerçevesinde 1999 yılının Eylül ayından itibaren 2004 yılına kadar işe başlayanlar için kademeli bir yaş ve prim düzenlemesi öngörülüyor. Hazırlanan taslak çalışmalara göre 9 Eylül 1999 ile 2000 yılı arasında sigorta girişi bulunan kadın çalışanların 43 yaşında, erkek çalışanların ise 45 yaşında emekli olabilmesi planlanıyor. Bu gruptaki çalışanlar için aranan prim ödeme gün sayısı ise 6400 gün olarak belirleniyor. Takip eden yıllarda ise hem yaş sınırının hem de gereken hizmet gün sayısının adım adım yükseltilmesi esas alınıyor.
İşe başlama tarihi ilerledikçe şartların ağırlaşması yerine dengeli bir artış grafiği izlenmesi hedefleniyor. Buna göre 2001 yılında sigortalı olan kadınların 44, erkeklerin 46 yaşında ve 6475 prim günüyle emekliliğe hak kazanması düşünülüyor. 2002 yılında işe girenler için yaş şartı kadınlarda 45, erkeklerde 47 olurken talep edilen prim 6550 gün seviyesine çıkıyor. 2003 girişli çalışanlar kadınlarda 46, erkeklerde 48 yaş ve 6625 prim günüyle değerlendirilirken, 2004 yılında sisteme dahil olanlarda ise emeklilik yaşı kadınlarda 47, erkeklerde 49 olarak öngörülüyor ve gerekli prim 6700 güne ulaşıyor.
Sigorta Girişi 2005 İle 2008 Arasında Olanlar İçin Masadaki Tablo
Çalışmanın sonraki aşamasını oluşturan 2005 ve 2008 yılları arası sigorta girişliler için de kademeli artış devam ettiriliyor. Sürekli olarak yükselen çalışma sürelerine uyum sağlanması amacıyla 2005 yılında iş hayatına başlayan kadın çalışanlar için emeklilik yaşı 48, erkek çalışanlar için ise 50 olarak formüle ediliyor. Bu gruptaki çalışanların tamamlaması gereken toplam prim ödeme süresi 6775 gün olarak hesaplanıyor. Yapılan bu planlama sayesinde sigortalıların aniden çok yüksek bir yaş engeliyle karşılaşmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Sistemin sonraki evrelerinde yer alan 2006 girişli sigortalı kadınların 49, erkeklerin 51 yaşında ve 6850 prim günüyle emekli olması hedefleniyor. 2007 yılına gelindiğinde yaş şartı kadınlarda 50, erkeklerde 52 düzeyine çıkarken ödenmesi gereken prim miktarı 6925 güne yükseliyor. Dönemin son halkasını oluşturan 2008 yılı sigorta girişlilerinde ise emeklilik yaşı kadın çalışanlarda 51, erkek çalışanlarda 53 olarak sınırlandırılıyor. Bu yılda işe girenlerin emekli olabilmesi için 7000 doldurulmuş prim gününe sahip olması şartı koşuluyor.
Sosyal Güvenlik Sisteminde Beklenen Etkiler Ve Çalışan Portresi
Çalışma hayatındaki mevcut dengelerin korunması ve sosyal güvenlik bütçesinin sürdürülebilirliği açılarından kademeli geçiş modeli büyük önem taşıyor. Birden bire ortaya çıkan yüksek yaş farklarının kademeli olarak yumuşatılması, çalışanların emeklilik planlamalarını daha öngörülebilir kılacak bir yapı sunuyor. Sivil toplum kuruluşlarının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratları ile sürdürdüğü istişarelerde, prim gün sayısı ile yaş kriterinin eş zamanlı artmasının aktüeryal dengeyi sarsmayacağı ifade ediliyor.
Yaklaşık 10 yılı kapsayan bu çalışma modelinin hayata geçirilmesi halinde milyonlarca çalışanın uzun yıllardır beklediği hukuki ve sosyal eşitlik adımı tamamlanmış olacak. Türkiye’deki iş gücü piyasasının dinamikleri göz önüne alındığında, sigortalıların çalışma hayatında kalma sürelerinin prim üretimine katkı sağlayacağı vurgulanıyor. Meclis gündemine ve bakanlık masasına taşınan bu tablonun önümüzdeki dönemde yasal bir düzenlemeye dönüşüp dönüşmeyeceği kamuoyu tarafından yakından izleniyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım