1. YAZARLAR

  2. Orhan Eser

  3. Zaman Kılıcını Parıldatma Vakti Geldi
Orhan Eser

Orhan Eser

Yazarın Tüm Yazıları >

Zaman Kılıcını Parıldatma Vakti Geldi

A+A-

Yavuz Sultan Selim, devlet işlerinde disiplinli, hiçbir yanlış harekete taviz vermeyen, hep meşveret ile hareket eden, meşveretten sonra aldığı karardan asla dönmeyen dirayetli ve celalli bir padişahtır. 

Yavuz, kılık kıyafette gösterişi sevmez, hatta sadece kıllık kıyafette değil diğer tüm maddi alanlarda da şatafatı, abartıyı sevmezmiş. İnkişafın ve terakkinin manevi ve ilmi alanlarda yatırım yapılınca olacağına inanır, bundan dolayı da manevi ve ilimi alanlarda imara gidermiş. Tabi ki bunun için başta kendisi olmak üzere bütün devletlilerde sade bir hayat yaşama tavrı öne çıkmış.

Günlerden birinde Venedik elçisi huzura kabul izni verilmiş. Sadrazam ve devlet erkanı bu ziyaretten pek hoşnud olmamışlar. Çünkü hem sultanın, hem de kendilerinin kılıkları pek müsait değilmiş. Venedik elçisinin onları bu halde görmesi devlet itibarını düşüreceğinden dolayı endişelenmişler. 

Ama bunu sultana kim söyleyebilirdi ki? 

Devir, sultanın disiplin ve celalinden korkanların "İnşallah Yavuz Selim'e vezir olursun!" cümlesini beddua diye söyledikleri devirlerdi. 

Paşalardan biri bütün cesaretini toplayıp meseleyi Sultan’a açmış. O da itiraz etmemiş ve "Pek doğru söylersin lala, cümle yeni esvaplar giyile!" buyurmuş.

Elçinin geleceği gün Kubbealtı'nda divan toplantısı varmış. Vezirler toplantıyı bitirip hep birlikte sultanın yanına arz odasına geçmişler. İçeri girmeleriyle donup kalmaları bir olmuş. Meğer sultan kıyafetlerini değiştirmeyip, gecelik entarisiyle, elinde kılıcıyla tahtında oturuyormuş. Yavuz elindeki kılıçla oynayıp, pencereden vuran güneş ışıklarından kılıçta yaltırıklar oluşturarak odayı dolduruyormuş. Vezirler sultanın bu durumunu görmüşler lakin hiçbiri bir şey söyleyememiş. 

Nihayet elçinin geldiği bildirilmiş ve huzura kabul edilmiş. Elçi kapı kenarında durup namesini takdim edip ve tercüman vasıtasıyla hükümdarın sorularını cevaplandırmış. Konuşma esnasında da Yavuz elindeki kılıçtan yansıyan parıltıları ara ara muhatabının gözüne doğru tutarmış. Konuşma bitince elçinin gitmesine izin verilmiş. Ardından Yavuz Sadrazam’a seslenmiş.

“Paşam var elçi beye sor, ağzını ara... Acep bizi nasıl bulmuşlar?”

Sadrazam emiriniz başım üzre deyip çıkmış. Oda da çıt çıkmıyormuş. Nihayet paşa geri döndüğü vakit heyecan doruktaymış.

“Sordun mu paşa”, demiş Yavuz.

“Beli saadetlü Hünkarım! Kılıcının parıltısı öyle gözümü aldı ki kendilerini göremedim bile", dediler demiş
Yavuz gülümseyip ve ayağa kalkmış ve parmağıyla basamaktaki kılıcı gösterip,
“Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar” demiş.

Kıymetli okur, tarih bilmek elbette önemlidir ama tarihi anlamak çok daha mühimdir.
Tarihi anlamak ve bu günü bilmek, karşılaşacağımız sorunlara kolay çözüm bulmamıza, tarihte düştüğümüz hatalara bir daha düşmememize yarar sağlayacaktır.

Bu günlerde görüyoruz ki bundan yıllar önce yukarıdan baktıklarımız şimdi bize yukarıdan bakıyorlar. Sahip olduklarımızı bize çok görüp, yıllar önce bizi balkanlardan atmak için çabaladıkları gibi şimdi de Anadolu’dan atmaya çalışıyorlar. 

Şu an 1. Dünya savaşından sonra ki güç ve toprak paylaşımlarının artık kabul edilmediği, devletlerin yeniden güç ve toprak kazanmak için savaştıkları dönemdeyiz.

Öyle bir dönemdeyiz ki! Tüm dünya İslam Alemini ve İslam Aleminin lideri olan Türk milletini ortak düşman görüp, saldırdıkları bir dönemdeyiz.

Öyle bir dönemdeyiz ki! Önümüzde ki on yılda geçecek fırsatları değerlendiremediğimiz zaman yüz yıl kaybedeceğimiz bir dönemdeyiz.

Öyle bir dönemdeyiz ki! Kimin kurt kimin kuzu olduğu bilinemeyen bir dönemdeyiz. 

Şuan ne yapmamız gerektiğini 500 yıl önce atamız Yavuz Sultan Selim Han mana ilmiyle bize göstermiştir.
Böyle bir dönemde sessiz kalırsak, kılıcımızı gösterip parıldatmazsak düşman bizi bu gün olmazsa yarın ezecektik.
Böyle bir dönemde ordumuzla gücümüzü göstermezsek, sınır ötesine müdahale etmezsek düşman cepheyi içimize sokacaktır.

Böyle bir dönemde bizi kuşatmaya çalışanların kuşatmasını kırmazsak düşman bu gün değil ama yarın bizi boğacaktır.

Fırat Kalkanı Harekatını bitmiştir lakin ne terör sorunu bitmiştir ne de kuşatma. Bunun için sınır ötesi operasyonlar devam etmelidir ta ki kuşatma bitene kadar, terörün kökü kazınasıya kadar.

Bazıları diyor ki, “Bizim el Bab’da ne işimiz var. Bana ne Suriye’den”

Bakınız! 

El Bab’da biz savaşmasaydık savaşacağımız cephe Diyarbakır olacaktı, İstanbul olacaktı, İzmir olacaktı, Ankara olacaktı. Biz orada savaşarak cepheyi ülke dışına çıkarmış olduk. Biz orada kılıcımızı parıldattık ki düşman ülke içine bakamadı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, milletimizin ve ümmetin bekası için kılıcımızı paslandıramayız. Şu an yapmamız gereken kılıcımızı daha da parıldatmaktır. Aksi takdirde düşman üsten bakacak ve bizi parçalayacaktır.

Bakınız!

Suriye de yaşayanlar bizim Müslüman kardeşlerimiz. O topraklar daha düne kadar bizim vilayetimizdi. Bizim dinimizde bir kültürümüzde.

Sınır dediğiniz nedir? Bir tel örgü, bir mayınlı arazi midir ki?

Sınırı hiçbir zaman bunlar belirleyemez. Bu gün orta doğuda çizilen tüm sınırlar yapaydır, gerçek dışıdır. Bu yüzdendir ki orta doğuda hiçbir devlet ne güçlene bilmiş nede batının prangasını kırabilmiştir. Şu an karşı karşıya olduğumuz durum 100 yıl önce ki hesaplaşmanın devamıdır.

Ama kader bu sefer tersten işlemektedir. 100 yıl önce hasta adam Osmanlı idi. Avrupa ise genç ve dinamikti. 
Geçenlerde papa, Avrupa’yı kısır bir neneye benzettiğini kendi ağzıyla söyledi. Artık şimdi onlar yaşlı biz ise genç ve dinamiğiz. 

Güç paylaşımlarının olduğu bu zamanda her şey bizim lehimize…
Bizim ise şuan yapmamız gereken iki şey var. Birincisi çalışıp, dirayetli olmak, ikincisi ise İTTİHAD-I İSLAM’dır.

Selam, muhabbet ve dua ile…


 

Bu yazı toplam 670 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.