1. YAZARLAR

  2. M. Ali Özer

  3. Yeryüzünde Bir Halife…
M. Ali Özer

M. Ali Özer

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeryüzünde Bir Halife…

A+A-

“Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd ederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz” demişler, Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. (Bakara Suresi, 1/30)

Allah’ın yeryüzünde yaratacağı halife ya Allah’ın halifesidir ya da daha önce yeryüzünde yaşamış şuurlu varlıkların halifesidir; onların yerine gelmiş, onların yerini almıştır. Meleklerin, ileride insan soyunun neler yapacağına dair bildiklerini ortaya koyarak buna rağmen Âdem’in halife olarak yaratılmasının hikmetini sormaları, Allah Teâlâ’nın da Âdem’in buna lâyık olduğunu onlara anlatmak üzere yaptığı imtihan, Âdem’e verdiği bilgi ve kabiliyet buradaki hilâfetin Allah ile ilgili olduğunu, Âdem’in ve insanoğlunun yeryüzünde Allah’ın halifesi olacaklarını göstermektedir. (D.İ.B, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsiri, C.I, s. 100,101)

“Zira Allah; içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” (Nur Suresi, 24/55)

İnsan Allah’ı tam manasıyla yeryüzünde veya başka bir yerde temsil edebilir mi? Cevap tabi ki temsil edemez şeklinde ise Allah Teâlâ’nın bahsettiği halifelik nedir? Ya da bu halifeliğin sınırları nereye kadardır?

Aslında Hz. Âdem’in ve neslinin halifeliği, “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum. Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir” (Zâriyât 51/56-58) ayetine göre Allah’ın yeryüzünde temsilciye ihtiyacı olduğundan değil, Allah’ın mülkiyetinde olan ve dünyada O’nun iradesine uygun yaşayacak olan insanın halife olma liyakatini ifade etmesi şeklinde kendini gösterecektir. 

İnsanoğlu Allah’a kul olsun diye yaratılmış, yeryüzündeki çeşitli nimetler de bu maksadı gerçekleştirsin diye ona tahsis edilmiştir. İnsanoğlu kendisine verilen imkân ve nimetlerin Allah’ın mülkü olduğunu, bir amaca ve şarta bağlı olarak kendisine emanet edildiğini, bunlar üzerinde sahibinin irade ve rızasına uygun bir şekilde tasarruf etmekle yükümlü bulunduğunu bilecek ve bu şuur içinde davranacaktır. Meleklerden farklı olarak insanoğlu bu hilâfeti gerçekleştirecek fıtratta ve kabiliyette yaratılmış olup fıtratını bozmadığı takdirde bu vazifesini başarabilecektir. (D.İ.B, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsiri, C.I, s.101)

O halde genelde insan özelde Müslüman bu hilafet bilincini nasıl ortaya koyacak? Nasıl davranacak? Neler yapacak? Kendini nasıl ifade edecek?

“Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.” (Yûnus 10 /14)

Demek ki öncelikle bir hesabın varlığından ve bu hesabın bizzat Allah Teâla tarafından görüleceğinin bilincinde olacağız. Sonra hayatın sadece bu dünyadan ibaret olmadığını bileceğiz. Hem dini bilgisi tam olan hem maddi bilgisi tam olan, kendine güvenen, kültürlü, kendine has fikri olan bireyler olacağız. En basit akıl oyunlarıyla başkalarının kandırabileceği, kendi çıkarları için kullanacağı ve yönlendireceği insanlardan olmayacağız. Bunu başarabilme yolunu Allah “Allah’ın ayetlerinden gafil olmama…” ya bağladığına göre Kur’an ve sahih sünnet bizim rehberimiz olacak.

Âdem (a.s)’ın yaratılış haberini duyan Melekler şaşırdı. “Allah yeryüzünde bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacak...” diye birbirlerine sordular ve sonra bunu Allah Teâlâ’ya da ifade ettiler. Cevap gecikmedi.

“Allah Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Allah şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara her şeyin isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını (sırlarını) şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.” (Bakara Suresi, 2/31-33)

Melekler mahcup. Melekler üzgün. Melekler pişman… Sebep insan.    

Sebep insan. Çünkü insan bizzat her şeyin yaratıcısı olan Allah’ın değer verdiği varlık. Çünkü insan eşref-i mahlukât. Çünkü insan yaratılmışların en hayırlısının yani Habibullah olan Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) müjdesi.

İşte bundan dolayı değerli. İşte bundan dolayı Allah’ın merhametine mazhar. İşte bundan dolayı cennete namzet. İşte bundan dolayı nimete layık. İşte bundan dolayı muhatap. İşte bundan dolayı halife...

Biz şaşırmayacağız. Biz istikametimizi kaybetmeyeceğiz. Biz, birileri ne kadar uğraşırsa uğraşsın Hz. Muhammed (s.a.v)’in yolundan ayrılmayacak ve Allah’a layık bir kul, habibine layık bir ümmet olacağız inşallah.

 Cumamız mübarek olsun…

Bu yazı toplam 15939 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.