1. YAZARLAR

  2. Abdullah Çelik

  3. Yasak Hepsinden Tatlı
Abdullah Çelik

Abdullah Çelik

Yazarın Tüm Yazıları >

Yasak Hepsinden Tatlı

A+A-

KARŞIDAN GELEN ATLI/ALTINDA KİLİM KATLI/ANAM BABAM SAĞOLSUN/YASAK HEPSİNDEN TATLI

“Öyle değildi bu türkü bilirim.” diyordu Erdem Bayazıt şiirinde..
Evet, bu türkü böyle değil, biliyoruz.
İdeal bir yönetici nasıl olmalı?

Elbette bunun üzerine söylenecek pek çok söz, kurulacak pek çok cümle vardır. Lakin konuyla ilgili üzerinde duracağımız asıl mesele tutarlılık, huzuru korumak, değişim ve gelişimleri yakın takip etmek ve okuyabilmek olacaktır. 

Tutarlı olmak, yöneticilikten öte insanî bir kriter, değer ve erdemdir. Ve zıttı tutarsızlık insanı; erdemden, değerlerinden, insanlığından uzaklaştırır. Türkülerimize de konu olmuştur bu durum. Hani var ya bir “Yaşar” türküsü.. Sözlerinde “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar!” diyen.. İdeal yönetici, karakolda söylediği doğrudan mahkemede şaşmayandır.  Hadi biraz daha yöneticilere evirelim bu sözleri: Atanırken savunduğu doğruları, nutukları; iş icraata geldiğinde şaşırmayandır. Mesela; atanırken dürüst, icraatta dürüstlükten uzak.. Atanırken mücadeleci, icraatta rahatına düşkün.. Atanırken hak, adalet ve mazlumdan yana; icraatta hakkı, adaleti unutup zalimden, güçlüden yana.. Atanırken demokrat, icraatta cuntacı/darbeci.. Atanırken özgürlükçü, icraatta yasakçı.. Atanırken konjonktür gereği nasıl olması gerekiyorsa; icraatta tam tersi.. 

Tutarlı olmak, insanı ideal bir yöneticiden öte ideal bir insan yapar. İdeal insan “Gök kubbede hoş sada bırakandır.” aslında.. 

Takdir edersiniz ki değişen, büyüyen ve gelişen bir ülkeyiz. İdeal bir yönetici; gelişimi, değişimi okuyabilendir.  Ülkemiz onca antidemokratik süreçten sonra demokratikleşme, normalleşme ve özgürlükler yolunda epeyce mesafe kat etmiştir. Eğitim ve özgürlükler bağlamında düşündüğümüzde; eğitim camiasını fişleme aracı olarak kullanılan Milli Güvenlik dersinin kaldırılmasından, İmam Hatiplerin çırasına tüm meslek liselerini baltalayan kat sayı engelinin kaldırılmasına; localardan gelen emirle uygulamaya konulan ve aynı amaca hizmet eden sekiz yıllık kesintisiz eğitim dayatmasına son verilmesinden, öğrencisinden öğretmenine canlar yakan, çağdışı başörtü yasağına/zulmüne son verilmesine kadar pek çok şeyi sayabiliriz. Eğitim ve özgürlükler başlığını birlikte değerlendirdiğimizde ortaya çıkan bu tabloya elbette kolay ulaşılmadı. Bunların hiçbiri altın tepside sunulmadı. Teşkilatımızın çağ dışı başörtü yasağına son verilmesi için milletimizle el ele, gönül gönüle, omuz omuza yürüttüğü mücadele, bir imza kampanyasında topladığı on iki milyon üç yüz bin imza.. Ve bugün; bir zamanlar horlanan, ötekileştirilen, zulmedilen başörtüye özgürlük.. Elhamdülillah!    Evet, antidemokratik süreçlerde uygulamaya konularak milletimize kan kusturan bu zulüm dolu yasaklar.. Bir dönemler memurun kılık kıyafet yönetmeliğinde başörtüye yasak vardı, nerede?      

Tarihin çöplüğünde.. 

Ya bu zulümleri, yasakları uygulamaya koyanlar, salyalarını akıtarak “kamusal alan”ın arkasından savuranlar nerede? 

Tarihin çöplüğünde, layık oldukları yerde..

Şimdi 12 Eylül  -darbe ürünü- kılık kıyafet yönetmeliği hâlâ yürürlükte. Ve kamu çalışanı erkeklerin bıyığından, ayakkabısının topuğunun kaç santim olacağına dizayn etmeye devam ediyor. Bizim de bu çağ dışı, darbe ürünü, özgürlük alanlarını kısıtlayan, daraltan yönetmeliğe karşı mücadelemiz, eylemimiz devam ediyor. Yüz binlerce üyemizle Türkiye genelinde.. Kararlılıkla..

15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere tüm darbelere lanet okuyup, 12 Eylül ürünü yönetmeliğe sahip çıkmak tutarsızlıktır. Türkiye değişiyor, Türkiye’de özgürlük alanları genişliyor. Ve bazı yöneticiler de bugün bu çağ dışı yönetmeliği siper alıp; arkasından ateş ediyor kamu çalışanlarına, özgürlüklerine.. Kılık kıyafetle uğraşıyor.. İdeal yönetici kılık kıyafete takılan değildir. İnsanların kılık kıyafetiyle uğraşmak ilkelliktir. Bu tarz uygulamalar eski Türkiye’de kalmıştır. Bunu okuyamayan kaybeder. Bu ilkelliğe sarılanlara anlayabilecekleri üslupla sendikamızın eylem kararının yasal zeminini ifade etmek gerekirse: Netekim(!) bunun yasal bir eylem olduğunu siz de biliyorsunuz. Ceza veremeyeceğiniz için mobinge ya da bir adım öteye geçip hakarete sarılmanız faydasızdır. Yaptıkları bir yöneticinin kalitesini ortaya koyar.

Atama mercilerinde doğru söyleyip, icraatta yanlış yapanlar bilmelidirler ki; atandığınız mercilerle irtibat, yaptığınız resmi yazışmalardan ibaret değildir.  Özgürlüğüne düşkün bu milletin o mercilerle bir gönül bağı vardır ki çok daha etkilidir. Geçmişten günümüze bunu idrak etmekte gecikenler, idraksizlerinin sonucunu kuru yaprak misali savrulunca öğrenebilmişlerdir. 

Ve ideal bir yöneticinin huzur koruması bir diğer önemli hadisedir. Huzur verimliliği de beraberinde getirir. Yüz akı olacak güzel sonuçlar almak isteyen ideal bir yönetici, huzuru tesis etmek zorundadır. 

Mücadelenin ortasında bir hayatın sahibi Malcolm X’in konuyu özetleyen tespitiyle nihayetlendirelim sözlerimizi: Huzuru özgürlükten ayıramazsınız. Çünkü hiç kimse özgürlüğüne sahip olmadan huzur içinde olamaz.

Esen kalın.

    

Bu yazı toplam 4326 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum