1. YAZARLAR

  2. Orhan Eser

  3. Ya Konuşursun Ya da Dövüşürsün !
Orhan Eser

Orhan Eser

Yazarın Tüm Yazıları >

Ya Konuşursun Ya da Dövüşürsün !

A+A-

Geçen hafta ki yazımda belirttiğim gibi uluslararası yapının işleyişinde temel faktör çıkarlardır.
Bir devlet başka bir devletle işbirliği yaptığı zaman bundan fayda yerine zarar görüyorsa ona göre tedbirini alacaktır. Ya ilişkiler gözden geçirilir ya da işbirliği bitirilir.

İki tane dünya savaşı geçiren Avrupa tabiri caizse it dalaşına girip birbirlerini yiyip bitirmişlerdi. Savaş sonrası düşündüler. Bu güne kadar hep savaştık. Ne elde ettik? Hiç bir şey anca kendi kendimize zarar verdik. Savaşmak yerine bürokrasi ile sorunlarımızı çözelim dediler.

Devletlerarası ilişkilerde öyle bir an gelir ki iki devletin menfaati bir noktada çakışır. Sorun iki türlü çözülür ya konuşup uzlaşılır ya da savaş yapılır. Avrupa hep ilk önce konuşup uzlaşmaya çalışmış ama hiç bunu başaramamıştır.

Geçmişlerine baktığımızda yedi yıl savaşı, dokuz yıl savaşı, otuz yıl savaşı, seksen yıl savaşı, yüz yıl savaşı, Napolyon savaşları say say bitmez. Hep birbirleriyle savaşmış durmuşlar. Savaşların sebebine baktığımızda ise hep aynı, iki devletin veya iki mezhebin menfaatleri bir noktada çakışması ve meseleyi hiçbir zaman konuşarak halledememeleri…

Yakın tarihe dönecek olursak 2. Dünya savaşından sonra Avrupa; 50 milyon insanını kaybetti, şehirleri enkaza döndü, eğitimli insanlarını kaybetti ve savaşın ekonomiye etkisi çok ağırdı.
Ve yine dediler biz konuşarak anlaşalım.

AVRUPA BİRLİĞİ

Bir birliktelik kurulacaksa ya ortak menfaat olması gerekir ya da ortak düşman.
2. dünya savaşının ağır tahribatının tamiri için 1951 yılında başta Fransa ve Almanya olmak üzere Avrupa kömür ve çelik topluluğunu kurdular. Savaşa sebep olan aşırı ırkçı düşünceleri terk etmişler ve bunları unutturmaya çalışmışlardır. Bir diğer sebep olan ekonomik rekabet ise ortak ekonomi kurma yoluna itmiştir.

Bir birlik kurulacaksa, elbette bunun ortak bir dünya görüşü ile bir temeli oluşturulması gerekmektedir.
Bu görevi ise papalık üstlenecektir. Aslında Avrupa birliğinin kurulmasını en çok isteyen kişi papadır. Çünkü papa Hristiyan Alemi’nin lideridir. Dolayısıyla da Avrupa devletlerinin güçlü olmasını bir birliktelik içinde yaşamalarını isteyecektir.  Ve 25 Mart 1957 yılında Roma’da Papa’nın öncülüğünde Avrupa Birliğini kurdular.

20. yüzyılda kurulan güç haritası artık hükmünü yitirmiştir. Küresel düzen çatırdamakta ve yeni güç paylaşımları zamanına girilmiştir. Böyle bir dönemde devletlerin elde edecekleri başarılar veya kayıplar devletler için çok önemlidir zira bir daha böyle fırsatlar çok uzun zaman sonra gelecektir.

İşte şimdi güç paylaşımlarının ve bu yüzden de çatışmaların olduğu dönemdeyiz. Avrupa birliğinin de böyle bir dönemde birliğini devam ettirebilmesi imkansızdır. Çünkü özellikle İngiltere ve Fransa dünyada söz sahibi olan tarihe şekil veren güçlü devletlerdendir. Böyle devletlerin güç paylaşımı zamanın da illaki çıkarları çatışacaktır. Zaten geçmişte de böyle zamanlarda çatıştığını görüyoruz.

Geçenlerde Avrupa birliğinin kuruluşunun 60. yıl dönümü dolayısıyla Roma’da Papa’nın başkanlığında toplandılar. Buradan şunu bir kez daha gördük ki Avrupa birliğinin bir Hristiyan birliği olduğunu.
 
Papa’nın konuşmalarına baktığımızda Avrupa birliğini diri tutmaya çalışıyor ama rasyonel bir bakış açısıyla baktığımızda bunun mümkün olmayacağı görünüyor. Çünkü 2. Dünya savaşı öncesi Avrupa da ki ortam yeniden canlanmaya başlamış gibi duruyor.

Avrupa içinde artan aşırı ırkçı siyaset ve dünyada yeniden söz sahibi olmak isteyen Almanya…

EXİTLER BAŞLIYOR

İngiltere’nin ekonomistleri ve iş adamları AB’nin ülkeye kar ve zararlarını uzun süre tartışmaları sonucunda AB’nin İngiltere’nin önünde bir engel olduğuna, her konuda İngiltere’ye ayak bağı olduğuna, bu yüzden de Avrupa birliğinden çıkılması gerektiği kararına vardılar.

Ardından mahkeme referandum kararı aldı ve halka gidildi. Halk Br-exit kararını onayladı, geçtiğimiz günlerde de kraliçenin onaylamasıyla karar resmiyet kazandı.

İşin aslı ne biliyor musunuz? Almanya ne zaman büyüse İngiltere’nin ticaret hacmini düşürmekte… Çünkü büyüyünce mecbur onun sahasına girmek zorunda buda İngiltere’nin istemediği bir durum.
60. Yıl toplantısına İngiltere AB’den henüz ayrılmamasına rağmen toplantıya katılmadı. Bu durum Papa ne kadar AB’yi diri tutmaya çalışsa da başarılı olamayacağını gösteriyor.

Bu yüzden Papa birliğin ortak bir menfaat üzerine devam etmeyeceğini fark edip ortak bir düşman üzerine bir birliktelik kurmaya çalışmakta. Şimdi Avrupa Birliği yeniden düşman odaklı toplanıyor yani geçmişteki gibi bir haçlı ittifakı kuruyor. 

Geçmişte de İngiltere hiçbir zaman Papa’nın himayesi altına girmek istememiştir ve buna direnmiştir. 1. Elizabeth; döneminde kilise reformuna gitmiş, İngiltere kiliselerini papalıktan ayırmış, kiliselerin başındaki kişi İngiltere tahtında oturan kişidir kararını alarak, İngiltere’yi Vatikan’ın buyruğundan koparmıştır. Şimdi yine aynı durumla karşı karşıyayız. 

Peki İngiltere’nin ayrılmasından sonra acaba bir de Frexit olur mu? Bence bunu önümüzde ki günler de ABD’nin Avrupa’ya karşı yeni politikası belirleyecek. İkinci olarak Trump’un NATO yeniden yapılandırılmalı görüşünce, NATO’nun da ömrünün dolduğu dolayısıyla da Avrupa’nın yeniden şekilleneceği tahmin edilmektedir. Ama şu kesinki Avrupa Birliği projesi bir hayaldi ve bu hayal de 70. yaşını zor görecek gibi duruyor.

YENİ BİR DÖNEME GİRİLDİ…

Bir güç paylaşımı döneminde olunsun da bu çatışmasız olsun bu mümkün değildir. Şuan güç paylaşımları döneminin başlarındayız. Bundan sonra kimse ortalığın durulacağını beklemesin. Aksine gün geçtikçe ilişkiler daha da gerilecek ortam daha da ısınacaktır.

Şimdi sessiz kalıp yerimizde duramayız durmamalıyız. Biz ne kadar sessiz kalırsak, biz ne kadar kabuğumuza saklanırsak bir o kadar daha baskı artacaktır. Çünkü adamların derdi biziz! Bizim sahip olduklarımızı bize çok görüyorlar! 

Bakınız! 

15 Temmuzda gördük, adamların amaçları bizi işgal etmek, bölüp parçalamak. Yani biz bundan sonra uslu uslu durup baş sallasak bile bu adamlar fikirlerinden geri dönmeyecektir.

Peki ne yapmalıyız?
Cevabını haftaya vereyim artık,
Haftaya görüşmek üzere Allah’a emanet olun.


 

Bu yazı toplam 799 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.