1. YAZARLAR

  2. Mehmet Akarslan

  3. Veda Hutbesi ve İnsan Hakları
Mehmet Akarslan

Mehmet Akarslan

İhsaniye İlçe Müftüsü
Yazarın Tüm Yazıları >

Veda Hutbesi ve İnsan Hakları

A+A-

Kişilerin yaşadıkları toplumda davranışlarını düzenleyen emir ve yasaklardan meydana gelen sosyal düzen kurallarının tümüne hukuk denir. Hukukun gayesi; hakların kime ait olduğunun belirlenmesi, hakların korunması, hakkın hak sahibine verilmesi ve haklara yapılan tecavüzlerin önlenmesidir. Hak ve özgürlükler insanın kişiliğine bağlı olarak doğal, dokunulmaz, vazgeçilemez, engellenemez, kısıtlanamaz ve devredilemez evrensel değerlerdir.

İnsanın onur ve şerefiyle hak, adalet, eşitlik, hürriyet gibi standartların insan hakları adı altında ifade edilmesi günümüzde oldukça popüler haldedir. İnsan hakları konusu özellikle yirminci yüzyılın son çeyreğinde evrensel bir boyut kazanmıştır. Bu mesele ülkelerin sınırlarını aşarak uluslararası mahiyete bürünmüş; devletlerarası münasebetlerde gerek ekonomik gerekse siyasal ilişkilerin vazgeçilmez esası haline gelmiştir. 

İnsan hakları, bütün ilahî dinleri ilgilendiren bir husustur. Peygamberlerin gönderiliş amaçlarından birisi de, insana insanca yaşamayı öğretmek ve ona sahip olduğu haklarını eksiksiz olarak tanıtmaktır. İslam’da insan hakları, Batıda olduğu gibi “sonradan kazanılan” değil, “doğuştan sahip olunan” haklardır. Hz. Peygamber (s.a.v.) yirmi üç yıllık mücadelesinde, insan haklarını korumak ve adaleti gerçekleştirmek için çalışmıştır. Ömrünün son döneminde yaptığı Veda Haccında irad ettiği Veda Hutbesi, bu temel hakların özet olarak dile getirildiği “İlk Evrensel İnsan Hakları Bildirisi” niteliğinde olan bir yazılı kaynaktır.

7 Mart 632 tarihinde irad edilen Veda Hutbesi, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in 23 yıldan beri yaptığı tebliğin ve Risalet’in ana noktalarını bir kez daha vurgulayan, hatta ilahi mesajın özünü, temel hedeflerini özetleyen bir konuşmadır. Vedâ Hutbesi’nin içeriğini, iç içe geçmiş gittikçe genişleyen daireler biçiminde ifade etmek mümkündür. En içteki dairede birey-fert-kişi yer alır. Onu kuşatan dairelerde ise aile, toplum ve bütün insanlık bulunmaktadır.

Bütün peygamberlerin ve Peygamberimizin (s.a.v.) tebliğde ilk hareket noktasını, “tevhit” yani “Bir Olan Allah” inancı oluşturmaktadır. Kur’an-ı Kerim’in tüm ayetlerine, ulûhiyet ve vahdaniyet gerçeğinin derç edildiğini görmek mümkündür. “Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. O Rahman’dır, Rahîm’dir.” (Bakara suresi, ayet:2/163.)

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin özünü oluşturan temel haklar, İslam hukukunun da beş temel gayesidir. Şu ayet bu hususları ifade etmektedir: “Ey Peygamber! Mü’min kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, hiçbir iyi işte sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Mümtehine suresi, ayet:  60/12.)

Güvenin olmadığı, verilen sözün yerine getirilmediği bir toplumda barış, huzur ve mutluluk asla olmaz. Müminlerin özelliklerini anlatan ayette şöyle buyrulur: “Onlar, emanetlere ve verdikleri sözlere riayet ederler.” (Müminun suresi, ayet: 23/8)

Cenab-ı Allah, bütün insanları bir erkek ve bir kadından yarattığını, takva hariç cins olarak birbirlerine bir üstünlüğün olmadığını belirtmiştir: “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurat suresi, ayet: 49/13)

Hz. Peygamber (s.a.v.) veda hutbesinde şu temel haklara dikkat çekmiş ve insanları bu ilkelere riayet etmeye çağırmıştır: “Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz Mekke nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir. Rabbinize kavuşacağınız güne kadar her türlü tecâvüzden korunmuştur.” (Buhari, Hac, 132, c.2, s.191)

Toplum için büyük bir felaket olan kan davalarına işaret eden Hz. Peygamber (s.a.v.), kan davasını kaldırdığını ve ilk örneğini de kendi akrabasında gerçekleştirdiğini belirtmiştir: “Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Haris’in oğlu İyas bin Rabia'nın kan davasıdır.” (Müslim, Hac 19 (H.No:1218), c.1, s.889)

Ekonomik hayat için büyük bir yıkım olan faizin kaldırıldığını belirten Hz. Peygamber (s.a.v.), yine buna kendi akrabasından başladığını belirtmiştir: “Cahiliyeden kalma faizin her çeşidi kaldırılmıştır. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib’in oğlu amcam Abbas'ın faizidir.” (Müslim, Hac 19, c.1, s.889)

Hz. Peygamber (s.a.v.), kadın hakları konusunda tüm Müslümanların dikkatini çekmiş ve bizleri şöyle uyarmıştır: “Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır….”  (Müslim, Hac 19, c.1, s.889)

Hz. Peygamber (s.a.v.), veda hutbesinde Kur’an-ı Kerim’in ve sünnetin, Müslümanlar için önemini şöyle vurgulamıştır: “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmazsınız ve saptırılmazsınız: Onlar, Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti.” (Muvatta, Kader, 46, (H.No:3), c.2, s.899; Müslim, Hac 19, c.1, s.890)

Hz. Peygamber (s.a.v.) evrensel İslam kardeşliğini şöyle belirtmiştir: “Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir, Âdem’dir, Âdem de topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır.” ( Müsned, Ahmed b. Hanbel, c.5, s.411)

Sonuç olarak, günümüzde insanların bilgileri gerçekten çoğaldı, düşünceleri de bir hayli değişti. Bilim ve teknoloji, insanlığa ve insanın hayatına, yaşam şekline yeni yeni boy¬utlar getirdi, kolaylıklar sağladı. Fakat bilim ve teknolojinin bu kadar gelişmesi ve insan hayatına olumlu katkıları yanında yeryüzünde karmaşa ve kargaşaların da çoğaldığına üzülerek şahit oluyoruz. Bu sebeple günümüz karmaşa ve kargaşalarında tüm in¬sanlığa en çok ışık ve huzur sunacak olan kaynak, Kuran-ı Kerim ve Sünnet, yani İslam olacaktır.

Allah-u Teâlâ, Kuran’ın ve Sünnet’in aydınlığında, tüm insanlık âlemine barış, sevgi, huzur ve mutluluk versin.
 

Bu yazı toplam 6314 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.