1. YAZARLAR

  2. Bünyamin Gölcü

  3. Üç Aylar Ve Önemi
Bünyamin Gölcü

Bünyamin Gölcü

Yazarın Tüm Yazıları >

Üç Aylar Ve Önemi

A+A-

Bizlere bazen uzun gelse de, olmayacak hayallerin peşinden -daha zaman var diyerek- koşsak ta ömür çok kısa. Bu kısa hayatın sonucunda bahtiyarlardan olmak, iman ile son nefesi vermek için kısa hayatımıza katmamız gereken birçok değer var. Bu değerlerin başında ise iman gelmektedir. Yüce Allah kullarının kısa hayatlarını imanla geçirmeleri ve bu vesile ile ebedi hayatları olan ahiret hayatında kurtuluşa erenlerden olmaları için birçok fırsatlar sunmuştur. Bu fırsatların en önemli zaman dilimine kavuşmak üzereyiz. Recep, Şaban ve Ramazan aylarını kapsayan üç aylara 29 Mart itibariyle girmiş bulunacağız. Bu sebeple Yüce Rabbimize binlerce hamt ediyoruz. Bizleri bu zamanlara eriştiren, imana kavuşturan, Ümmet-i Muhammed olmayı bizlere nasip eden Rabbimize şükürler olsun.

Üç aylar kameri ayların yedincisi olan Receple başlayan, Şaban’la devam eden ve nihayetinde Ramazanla son bulan ayların toplu adıdır. Sevgili Peygamberimiz bu aylara girince şöyle dua ederdi. “Allahım Recep ve Şaban'ı bize mübarek eyle ve bizi Ramazan ayına kavuştur.”

Yazımızın bu bölümünde öncelikle üç ayların içerisinde bulunan aylardan ve bu aylarda bulunan önemli kandillerden bahsetmek istiyorum. Üç aylar Recep ayı ile başlamaktadır. Recep ayı ise, İslam gelmeden önce Araplar arasında haram aylardan sayılan ve kendisine hürmet gösterilen bir aydı. İslam diniyle beraber bu aya verilen hürmet devam etmiştir. Allah-u Teâlâ Recep ayını haram aylardan saymış, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ise bu aya çok değer vermiştir.

Recep ayında bulunan iki kandil gecesi ise bu aya ayrı bir değer katmaktadır. Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaib kandili ve yirmi yedinci gecesi ise Miraç kandilidir. Regaib kandili ile müminler bu önemli aylara giriş yapmaktadır. Miraç kandili ise Müminlere beş vakit namazın emredildiği, bakara süresinin son iki ayetinin verildiği ve İman ile ölenlerin Cennete gireceğinin müjdelendiği bir gecedir.

Hz. Aişe Validemizin bizlere aktardığına göre Efendimiz Pek az bir kısmı hariç, şaban ayını baştan sona oruçlu geçirirdi. Resûl-i Ekrem (s.a.v), şaban ayında niçin fazla oruç tuttuğu konusunda, “Şaban, amellerin Allah'a arz edildiği aydır. Ben, oruçlu iken amelimin Allah'a arz edilmesini istiyorum.” “Şaban, ecellerin yazıldığı bir aydır. Ben, oruçlu iken ecelimin tayin edilmiş olmasını istiyorum.” “Şaban, insanların büyük kısmının ramazan ile recep ayları arasında ihmal ettikleri bir aydır. Ben onu ihyâ etmek istiyorum” gibi açıklamalarda da bulunmuştur. Şaban ayının fazileti hakkında Hz. Enes (r.a) şöyle anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v)’e; “Ramazandan sonra hangi oruç efdaldir?” diye sorulmuştu, şu cevabı verdi: “Ramazanı ta'zim için şabandır.” Tekrar soruldu: “Hangi sadaka efdaldir?” “Ramazanda verilendir." cevabını verdi.”

Şaban ayının tam ortasında ise çok değerli bir gece Beraat Kandili bulunmaktadır. Beraat gecesinde melekler iner, dualar kabul olunur. Peygamber Efendimiz Beraat Kandilinin önemini bizlere şöyle bildirmektedir. “Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim! Şifa dileyen yok mu? Şifa vereyim” Bir başka hadiste ise şöyle buyurmaktadır. “Allah Teâlâ, Şabanın on beşinci gecesi (Beraat gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asî olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar.”

Ramazan ayı ise on bir ayın sultanıdır. On bir aydan daha değerlidir. İçinde bin aydan daha hayırlı olan ve o gecede Kuran’ın indirildiği kadir gecesi mevcuttur. Yüce Rabbimiz Ramazan ayının önemini bizlere şöyle bildirmektedir. “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise, sizden ramazan ayına ulaşanlar idrak edenler onda oruç tutsun.” Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ise Ramazan ayında gerçekleşen manevi atmosferi şöyle bildirmektedir. “Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” Sevgili Peygamberimiz diğer bir hadislerinde Ramazan ayında tututlan orucun önemine şu şekilde işaret etmektedir. “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”

Allah-u Teâlâ biz kulları dünyada başıboş bırakmamış, nefsimize uyup da hatalara düşmememiz, dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmamız için Kitaplar göndermiş, göndermiş olduğu kitapların hayata aktarılması için Peygamberler vazifelendirmiştir. Kurtuluşa erenlerden olmanın yolu ise Allah’ın isteklerine ve O’nun en son Resulü ve Nebisi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’in Sünnetine tabi olmaktan geçmektedir. İşte bu üç aylar mevsimi, Allah ve Resulünün isteklerinin ne kadarını yerine getirdik ne kadarını yerine getiremediğimizin sorusuna cevap bulma zamanıdır.

Allah-u Teâlâ nasıl bir hayat geçirmemiz gerektiğini bizlere bildirirken, yapmış olduğumuz hatalardan dönmemizi istemektedir. Üç aylar dediğimiz bu zaman dilimi hatalarımızı gözden geçirmemize vesile olacak önemli fırsat aylarıdır. Bu ayların manevi etkisi o kadar büyük ki, bu zaman diliminde yapmış olduğumuz hataların farkına varabilmekteyiz. Bazen yaptığımız hatalarımız bize çok makul gelmekte, Şeytan hatalarımızı, günahlarımızı ve isyanlarımızı bize meşru gösterebilmektedir. Bu aylardaki Rahmet-i İlahiye ile Ramazanda nefsimizin tezkiye edilmesi ile şeytanların bağlanmasıyla her şeyi daha iyi idrak etmekteyiz. Doğrularımızı yanlışlardan, sevaplarımızı günahlardan daha iyi seçebilmekteyiz.

Nasıl ki susuzlukta suyun bulunması neticesinde suyun kıymeti daha iyi anlaşılır ve daha verimli kullanmaya özen gösterilirse, Manevi yağmurların sıkça yağdığı, gönüllere rahmetin bolca ulaştırıldığı üç aylardan da o ölçüde azami şekilde istifade etmeye çalışmalıyız. Çünkü bu davranış şekli elbette kendi menfaatimize olacaktır.

Hayatımızın her anını bir fırsat olarak görmemiz gerekmektedir. Çünkü bizler gelecekten haberdar değiliz. Ne zaman doğacağımıza karar veremediğimiz gibi bu dünya hayatından ayrılışın adı olan ölümle ne zaman buluşacağımızı da bilememekteyiz. Bu sebeple, girecek olduğumuz üç ayları bir fırsat olarak görmeliyiz. Bu aylarda şu hususları yerine getirmek suretiyle feyiz ve bereketin üzerimize inzal olmasına sebep olalım.

Öncelikle insan olmamız hasebiyle yapmış olduğumuz birçok hatalarımız, birçok günahlarımız vardır. Bu ayların üzerimize yağdırmış olduğu merhamet ve mağfiret yağmurlarından istifade etmeli, isyanlarımıza, hatalarımıza ve günahlarımıza tövbe etmeliyiz. Çünkü Yüce rabbimiz tövbe edenlerin tövbelerini kabul ettiğini bizlere şöyle müjdeliyor. “Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok mağfiret sahibi ve esirgeyici bulacaktır.”

Ramazan ayında tutacağımız bir aylık oruçtan başka Recep ve Şaban aylarında da oruç tutmaya özen gösterelim. Pazartesi ve Perşembe günleri, ayın on üç, on dört ve on beşinci günleri kandil gecelerinde oruç tutalım. Nefsimizi dizginleyen ve günaha gitmeye en büyük engellerden olan Oruca ayrı bir ehemmiyet verelim.

Bu aylar, namaz ibadetimizi hayatımıza aktarmada ve hayatımızın bir parçası haline getirmemizde önemli zaman dilimleridir. Üç aylar, sadece namaz kılmayı değil aynı zamanda namazımızı cemaatle kılmayı ahlak haline getireceğimiz çok önemli mübarek aylardır. Beş vakit namazlarımızı cemaatle kılmaya gayret gösterelim. Yüce Rabbimizin bizlere bildirmiş olduğu şu ayet-i kerimeyi yeniden hatırlamamızda fayda vardır. Kuranda şöyle buyruluyor. “Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, kötülüklerden alıkoyar.” Ayrıca gece teheccüt namazıyla, gündüzleri kuşluk namazı, akşamları evvabin namazı gibi nafile namazlarla Yüce Rabbimizin Rızasına ermeye gayret gösterelim.

Ramazan ayı üç ayların sonuncusudur. Nasıl ki, içinde Kuran indirilmeye başladığından dolayı Ramazan ayı on bir ayın sultanı olmuşsa,  nasıl ki, içinde Kuran indirilmeye başladığı gece Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlı ise, Kuranın içinde bulunduğu insanlarda da durum böyledir. Kuran insanı Allahın ve kulların razı olacağı bir yaşantıya götürmektedir. Kuran insanı dünya ve ahiret mutluluğuna sevk etmektedir. Kuran bir hidayet kaynağı, inananlar için bir şifadır. Bu aylar Kuranı okumayı sıklaştırma ayımız olmalıdır. Bu aylar Kuranın mesajlarını hayatımıza aktarma ayları olmalıdır. Bu aylar Kuranı anlama ve kavrama ayları olmalıdır.

Bu aylar maddi imkânı olmayan kardeşlerimize yardımcı olmayı artırdığımız aylar olmalıdır. Yüce Rabbimiz sadaka verenleri şöyle müjdelemektedir. “Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” Sadakalarımızı daha sıklaştırmalı, maddi gücü olmayan kardeşlerimizin bu aylarda sıkıntılarına derman olmalıyız. Sadakalarımızdan başka hayır adı altında ne yapabiliyorsak üç aylarda bu faaliyetlerimizi daha da sıklaştırmalıyız.
Bu aylarda Rabbimizi daha çok anmaya ve Sevgili Peygamberimize Salât-u Selamlar getirmeye özen gösterelim. Çünkü kalpler ancak Allah’ı zikretmekle tatmin olmakta, Dualar ise salât-u selamlar ile makbul olmaktadır. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizlere salat-u selam hakkında şunları hatırlatmaktadır: “Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin”

Ebedi hayatımızı dünyada yaşadığımız şu kısa hayatımız belirleyecektir. Allah’ın razı olacağı, emirlerin yerine getirildiği, yasaklarından kaçınıldığı ve insanlığa göndermiş olduğu son peygamber Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’e uyulduğu takdirde ebedi hayat olan ahiret hayatı Cennet olacaktır. Bu sebeple bu gün girmiş olduğumuz bu üç ayları olabildiğince iyi değerlendirmeliyiz. Unutmayalım ki, geçen senelerde bizimle olup da şu an aramızda bulunmayan nice insanlar var ve bir sene sonra üç aylara kavuşma imkânımız bizimde olmayabilir.

Yüce Rabbim Recebi ve Şaban’ı bizlere mübarek kılsın, bizleri Ramazana kavuştursun. Kendi rızasına uygun işler yapmayı, Habibine layıkıyla ümmet olmayı bizlere nasip etsin. İnşaallah 29 Mart’ta girecek olduğumuz üç aylarınız ve cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.
 

Bu yazı toplam 1864 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar