1. YAZARLAR

  2. Orhan Eser

  3. Tsk İçerisindeki Derin Yapılanma
Orhan Eser

Orhan Eser

Yazarın Tüm Yazıları >

Tsk İçerisindeki Derin Yapılanma

A+A-

TSK 2200 yıllık geçmişi olan, tarihin en eski silahlı kuvvetleridir.

Yakın döneme gelecek olursak. 2. Mahmut döneminde orduyu ıslah etmek yerine lağvedilmiştir. Sonrasında ordunun 2000 yıllık askeri geçmişi ve birikimi atılmış, batılı tarzda eğitim veren askeri okullar kurulmuştur.

Yeniçeri ocağının bozulma nedenine bakacak olursak. 3. Murat oğlu 3.Mehmedin sünnet merasiminde halka der, “dileyin benden ne dilerseniz”. Halkta “biz yeniçeri olmak isteriz” der. Padişah kabul eder. Yeniçeri Ağası hemen buna itiraz eder, “bizim bir geçmişimiz, bir kurallarımız var, kurallarımıza uymayan insanları Ocağa alırsak bunlar mevcut askerlerimizi de bozar” der. Ama Sultan Murat itirazı kabul etmez, “Padişah verdiği sözden dönmez” der. (Ne büyük ve cahilce bir laf!) Ve Yeniçeri Ağasının dediği gibi Yeniçeri Ocağı yıllar içerisinde bozulur.

2. Mahmut yeni bir ordu kurmuştur ama zihniyeti değişmemiştir. Yine darbeci bir zihniyettedir. Sultan Abdülaziz’e,

Sultan Abdülhamid’e darbe yaptılar. Sultan Mehmet Reşad’ı kukla gibi kullandılar.
O dönemki askeriyedeki dahili yapılanmaya baktığımızda. Büyük bir çoğunluğu Almanya’ya yakınken, bir kısmı İngilizlere diğer bir kısmı ise Fransızlara… O dönemde Osmanlı’ya tam manasıyla bağlı bir subay bulmak neredeyse imkansız. Kurmaylık eğitimleri ve diğer eğitimler için Avrupa’ya gönderilmekteler. Avrupa’ya gittiklerinde, sağlam bir temel dünya görüşleri bulunmadığı için Avrupalılardan hem etilenmişler hem de korkmuşlardır. 
İnsan, korktuğu insanın lafını dinler!

Dönemin Erkan-ı Harbiye Reis’i Enver Paşa Padişahını (Abdülhamid Han) idam etmeyi düşünürken, Alman generalin yanında süt dökmüş kediye dönüyor. Şuna bakar mısınız!

 CUMHURİYET DÖNEMİ

Cumhuriyet dönemine bakacak olursak. Türkiye’yi kuranlar Osmanlı Paşaları. Yani devleti asker kurmuş, dolayısıyla devletin temel zihni yapısı da askeri bir düşüncede. 
Cumhuriyetin kurulmasından sonra her kurumda olduğu gibi TSK’da da Kemalist yapılanmaya gidildi. Cumhuriyet tarihine baktığımızda da CHP ile TSK’nın(darbesi) neden iyi anlaştığı buradan bellidir.
Ayrıca ilk zamanlar, TSK içinde etki sahibi olan Milli Mücadele Komutanları da yapılanmaya gitmiştir. Mesela Kazım Karabekir 3000 Ermeni yetimini TSK da istihdam etmiştir. (iyi niyetle yaptığı aşikardır ama…)
Diyeceksiniz ki yeniçerilerde başka milletlerdendi. Yeniçeriler başka millettendi ama Müslümanlardı. Tanzimat’tan sonra Devletin içten çökmesinin en büyük nedeni gayrimüslimlerin Tanzimat ile devlet kurumlarında istihdam edilmeye başlamasıdır. 

Bu Ermeni subayların Müslüman oldukları bilinmemektedir sadece isimlerini değiştirmişlerdir.  Kemalist yapıdaki subaylarında temel dünya görüşlerine baktığımızda “laik” olduklarını görüyoruz. 

Peygamber Ocağı dediğimiz TSK yavaş yavaş İslamiyet’ten uzaklaştırıldı.
60 darbesi ve sonrasındaki yapılanmada, Müslüman bir yaşantı veya düşünceye sahip olan subaylar tasfiye edildi. Yerlerine NATO’nun kuklaları getirildi. 80 darbesinden sonra ise neredeyse ordunun tamamı Kemalist bir zihniyete sahip subaylardan oluşturuldu. 

Herkesin bildiği üzere; subaylara zorla içki içirmeler, eşlerinin başlarının açık olması gerektiği gibi birçok alanda baskı ve zorlamalar yapıldı. Hele bir subayın namaz kılması!… Sanki devletini satmış muamelesi görülüyordu. 
15 Temmuzdan sonra daha net gördük ki FETÖ 1970’lerin sonrasında TSK ‘ya sızmaya başlamış.
Şimdi gelelim Cumhuriyet dönemindeki askeri içindeki derin yapılanmaya. Cumhuriyet döneminin başlarında İngiltere’nin ordu içerisinde etkisinin fazla olduğu bilinmekte… Almanya yanlısı subaylar ise eskisi kadar fazla değil.
NATO’ya (Amerika’nın dünya ordusu) dahil olmamızla Amerika, özellikle 60 darbesinden sonra orduda çok iyi bir yapılanmaya gitti.

Feto’nun geçmişine baktığımızda Komünizmle Mücadele Derneğinde çalıştığını görmekteyiz. Yani feto ABD’nin adamı olduğu buradan anlaşılmaktadır. Sonradan da ülkesine kabul etmiş ve barındırmıştır.
ABD her zamanki gibi işini sağlama almıştır. Bir tarafta Kemalist düşüncede subaylar diğer taraf ise sözde dindar fetöcü (terörist)  subaylar.
 

Yani iki tarafta onundu. Biri olmazsa diğer yani…
2000’li yılların başlarına gidecek olursak. Abdullah Gül’ün eşinin kapalı olmasından dolayı, “Laiklik elden gidiyor” deyip, devlet dairesindeki Kemalist kadrolar bir seferberlik ilan ettiler. Jandarma Genel komutanının rektörler ile toplantısı, E Muhtıra, Cumhuriyet mitingleri, parti kapatma davası gibi hükümet düşürme faaliyetlerini yaşadık.
NATO baktı ki yaptıkları tabanda ters tepki oluşturdu. O zaman hemen diğer kolu devreye soktu. Dindar görünen FETÖ terör örgütünü…

Zaten 80’lerden sonra iyi bir yapılanmaya giden FETÖ, her kurumda olduğu gibi TSK’yı da ele geçirdi. Ele geçirirken yaptıkları tasfiye operasyonunda işi biraz sulandırdılar, bu da ileride karşı grup olan ergenekoncuların işine yarayacaktı. Tasfiye zamanında feto’nun üst rütbeli generalleri bile içeri alması alttaki ergenekoncu subayları korkuttu ve uykuya çekildiler. Feto 2007’den itibaren daha hızlı bir yapılanmaya gitti.
Ve 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulundu(gerçekleşseydi eğer ardından işgal olacaktı.). Allah’ın yardımı ve milletin gayreti ile fetöcü teröristler başarısız oldular.

15 TEMMUZ VE SONRASI

15 Temmuz geçtikten bir süre sonra medya halka “bundan sonra darbe olmaz, artık halktan korktular, derslerini aldılar” gibi laflar etmeye başladı.

Darbe girişimi bastırıldıktan sonra ergenokoncular, mağdur ve kahraman ilan edilip, halka onların haklı olduklarını gösterme çabasına giriştiler. Sanki geçmişte onlar darbe girişiminde bulunmamışlardı da bir başkaları bulunmuştu.
Bakın ortada ABD’nin çok büyük bir oyunu var. FETÖ de Ergenekon da ABD’nin yapılanmalarıdır. İlk önce ergenekoncular ayağıyla denediler olmadı sonra FETÖ ayağıyla denediler yine olmadı. Şimdide diyorlar ki, “bundan sonra darbe olmaz”. Halkı rehavete düşürmek istiyorlar ve gizliden gizliye yine yapılanmaya başlıyorlar.
Bunlar vazgeçmezler! Emellerine ulaşmadan vazgeçmezler!

Bu iki kol bir birine karşı dediysem, amaçlar ve gayeler ortak olduğunda hemen birleşiveriyorlar. Gayeleri Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek hatta şehit etmektir. Bu ortak amaç onları 15 Temmuz gecesi işbirliğine götürdü. 15 Temmuz gecesi ilk saatlerde ergenekoncular da darbeye destek vermiştir. Bunu TSK içindeki birçok subay çok iyi bilmektedir. İlerleyen saatlerde işler tersine dönünce ergenekoncular fetöcüleri satıp iyi çocuk rolüne büründüler.

15 Temmuz sonrası Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının Cumhurbaşkanımız ve Hükümet ile iyi geçinmeleri TSK içindeki ergenekoncuları rahatsız etti. Halkın gözünde tüm subaylar hükümet yanlısı gibi görünüyor ama içerisi hiçte öyle değil.

 Geçen günlerde Hürriyet Gazetesi “Karargah Rahatsız” manşetli bir haber yayınladı. Hande Fırat halen görevde olan bir general ile yemekte sohbet etmiş ve general 7 hususta şikayetlerini anlatmış.

Aslında Hande Fırat’a kızmak yerine teşekkür etmek gerekir. Zira o bunu basına taşımasa kimsenin TSK içindeki bu oluşumdan haberleri olmayacaktı.

TSK’da ki son atamalarının içinde birçok ergenekoncu zihniyette subay ve generalin olduğunu duydum. Bu atamalar ve arkada dönen işlerden Cumhurbaşkanımızın bihaber olduğu ortada. Cumhurbaşkanımızın bihaber olduğu konuda elbette halkında bu olanlardan haberinin olmadığı tahmin edilmektedir. 

TSK’nın içerisini son zamanlarda bizzat görmüş birisi olarak diyorum ki, Hande Fırat’ın yayınladıklarından daha da fazlası var. Özellikle bu son çıkan başörtüsü kararnamesi hepsinin kanına dokunmuştur. En çok rahatsız oldukları konu ise elbette referandumdan evet çıkmasıdır. Geçen günlerde vatan haini Can Dündar denen Alman ajanı diyor ki, “Erdoğan rejiminin son dönemine girdik”. 

Bakınız! 15 Temmuz’un arka planındakiler natoculardır. Referandum öncesindeki bu günlerde NATO devletlerinin tutumu ortadadır. Almanya PKK’ya miting yaptırırken, hayırcılara miting yaptırırken, Türkiye Cumhuriyeti bakanlarına miting yapmalarına izin vermemektedir. Her şey gün gibi ortadadır.

Eğer bu yapılanma temizlenmezse, önümüzdeki zamanlarda devlete tekrardan başkaldırı yapacaklardır. 
TSK ya Peygamber Ocağı diyen bu aziz millet. Annesi başı kapalı diye, babası sakallı diye, oğullarının yanına gidemediler, oğullarını göremediler. Onlar çok acı çektiler, çok gözyaşı döktüler ama hiçbir zaman devletine isyan etmediler. Tek yaptıkları Allah’a sığınmaktı. Dua etmekti.

Şuna inancım tamdır ki, o gözü yaşlı hacı analarımızın, sakallı hacı babalarımızın duaları ile TSK yeniden eski ihtişamını alacaktır.

Hiç şüphem yok ki, gerçek manada PEYGAMBER OCAĞI olacaktır.
Selam ve dua ile…
 

 
 

Bu yazı toplam 2393 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.