1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Toplumda Şiddetin Önemli Nedeni İletişimsizlik
Toplumda Şiddetin Önemli Nedeni İletişimsizlik

Toplumda Şiddetin Önemli Nedeni İletişimsizlik

Şiddet olaylarının aslında geçmişte de yüksek olduğu günümüzde cep telefonları ve sosyal medya aracılığı ile saptanmasının arttığını belirten Psikiyatr Dr. Hülya Edil...

A+A-

“Yüksek orandaki şiddet olaylarının görüntülenmesi ve paylaşılmasıyla şiddetin de yüksek oranda olduğunun tespit edilmesiyle oran yükselmiş gözükse de aslında toplumsal iletişimde bir sorun var. İnsanlar doğru iletişim kuramadığında sonucu şiddetle noktalanıyor” dedi.

Son yıllarda birçok şiddet olayının görüntüleri gazete, televizyon ve sosyal medya ağları üzerinden yayınlanıyor. Yayınlanan şiddet olaylarının sayısında da ciddi artış yaşanıyor. Şiddet olaylarının nedenleri ve çözüm yollarını Psikiyatr Dr. Hülya Edil, farklı bir gözle değerlendirdi.

“İnsanlar birbirlerini anlayıp dinlemiyor”

Türkiye’de geçmişten bu yana şiddetin sayısının yüksek olduğunu ancak saptanmasında noksanlıklar yaşandığını, günümüzde ise cep telefonları aracılığı ile sosyal ağlar üzerinden yapılan paylaşımlarla sayıda ciddi bir artış varmış hissinin de uyandığını belirten Psikiyatr Dr. Hülya Edil; “cep telefonlarının artmasıyla birlikte insanların birbirlerinden haber almaları arttı. Bununla birlikte yaşanan şiddet olaylarının görüntülene bilirliği de arttı. Asıl üzerinde durulması gereken nokta bu dönemde toplumsal iletişimde bir sorun var. İnsanlar birbirlerini dinlemiyorlar, insanlar kendilerine ne olduğu ile ilgileniyorlar, karşı tarafa dair ‘o bana ne anlatıyor, o benden ne istiyor, onun şu an duygusal ihtiyacı ne, onun bana anlatmaya çalıştığı şey ne sorusu azaldı karşılıklı. Anlaşılmadan, dinlenilmeden kendi isteğini almaya çalışmak toplumsal şiddetin artmasında en başta gelen neden. Hakkını gasp etmek, kendini bir sürü konuda haklı görmek ve adaleti kendisinin sağlamaya çalışması şiddeti artıran en önemli unsur” dedi. 

“Öfke kontrol edilemediğinde hiddete ve şiddete dönüşür”

İnsanların duyguları arasında sevinç gibi, üzüntü gibi, yas gibi duyguların içerisinde yer alan öfkenin kontrolünün önemli olduğuna da değinen Psikiyatr Dr. Hülya Edil; “Öfke devamında şiddeti doğuran bir duygu yoğunluğudur ancak öfke aynı zamanda sevinç, üzüntü, yas gibi insanların var olan duygularından bir tanesidir. Mutlu olmak bir insan için ne kadar normal ise öfke duymak da o kadar normal bir duygu. Öfke aslında olumsuzluk olarak algılanıyor olsa da işe de yarayan bir duygu. Hiç öfkelenmeyen bir insanı düşünün tüm haklarını herkes alır elinden veya ona kötü davranabilirler bu da hayatla bağdaşmaz. Öfkenin çok şiddetli olduğu ve kontrol edilemediği durumlarda esas sorun hiddete ve şiddete dönüşüyor. İnsanı bir yelkenli gibi düşündüğümüzde öfke aslında yelkenlinin rüzgarı gibi bir durumdadır. Rüzgar olmaz ise yelkenli bir yerden başka bir yere gitmez. İnsanlar da öfke olmadan bir yerden bir yere gitmez ve olduğu yerde kalır. Öfke aslında işlevsel de bir şeydir ama o rüzgar aşırı olursa ve fırtına şeklinde bir rüzgara dönüşürse o zaman yine yelkenliyi götürmemiz mümkün değil yelkenlimiz batar. İnsanın en kolay yaşadığı duygulardan bir tanesidir öfke ve çok kolay ortaya çıkan bir duygudur. Aslında öfke buzdağının üstüdür altındaki ise bir haksızlıktır, incinmişliktir, örselenmişliktir. ‘Ama sen beni çok kırdın’ demeyiz karşımızdaki insana ve verdiğimiz tepki ‘Ne yapıyorsun sen’ diyerek başlar. ‘Bu yaptığın beni üzdü’ demek yerine, ‘Sen bunu bana nasıl yaparsın’ sözü kullanılır. Öfke kolay bir duygu hemen çıkan bir duygu ama aslında bizi biraz da koruyan bir duygu karşınızdaki insana dur, burası benim sınırım, yaptıkların bana zarar veriyor, benim alanlarımı korumaya ihtiyacım var hissiyatının da bir göstergesi” diye konuştu. 

“Öfkede şiddet yaşanıyorsa o zaman problem var demektir”

“Kontrollü öfke gerçekten işe yarayan bir öfke ama öfkede şiddet yaşanıyorsa esas problem o zaman yaşanıyor” diyerek sözlerini sürdüren Dr. Hülya Edil; “Biz annemizden babamızdan şiddet görmediysek, rol model olarak büyüdüğümüz dedemiz öğretmenimiz bize bunu göstermediyse biz bu öfkeyi nasıl yönetebileceğimizi çok daha iyi biliyoruz. ‘’Bir dakika konuşabiliriz’’ diyerek karşımızdakini dinleyebiliriz, ‘’geriye çekiliriz’’,’’ duygularımızı gözden geçiririz’’veyahutta ‘’ gevşeyeyim ‘’  sonra söylemek istediğime bir daha bakayım deriz, ‘’bir evden çıkayım sonra tekrar dönerim ben bu soruna’’  şeklindeki yaklaşımlar öğretilmezse yani kısacası bir insana sorun karşısında bunların nasıl yapılacağı gösterilmezse iki çocuk arasında sorun yaşandığında yaşantılanan kavga ise kişi sorun yaşandığında sorunun şiddetle çözüldüğünü görerek büyüdüyse kendisi de büyüdüğünde sorunları şiddetle çözmeye çalışacaktır. Karşısındaki insanla sorun yaşadığında durmak, beklemek, ne yapacağını 1 saniye dahi olsa gözden geçirmek ve bu gözden geçirdiğimiz şeyin sonucunun bize zarar verip vermeyeceğini düşünmek çok daha kolay. Ortamdan uzaklaşmak, geri çekilmek, yan odaya geçmek çok basit şeyler aslında ama düşünülmeden yapılan sizin elinizi kaldırıp karşınızdaki insana bir şiddet, acı yaşatmanız. Aslında saniyeler içerisinde çok basit bir şekilde öğrenilen ve uygulanılabilen de bir kontrol sistemidir öfke kontrolü. Annenin ağlayan çocuğuna samimi bir ses tonuyla  ‘Çocuğum sen ağlamanı bitir sonra konuşalım seninle’ demesi çocuğun büyüdüğünde toplumda da bu gördüğünü uygulayarak yaşaması anlamına gelecek. Bu konuda en önemli POZİSYON Ç evre;  ailede, eğitimde, öğretmenin tavrı ve duruşu ile paralel ilerliyor. Çevresel etki, eğitim öfkeyi kontrol etmek konusunda önemlidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Terapi ve ilaç tedavileriyle sorunu çözmek mümkün”

Psikiyatr Dr. Hülya Edil, sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte artan şiddet olaylarında kadına, çocuğa ve hatta hayvana şiddet olaylarının gözlemlendiğini bunun altında yatan nedenlere göre şiddete meyilli insanlar için terapilerin mümkün olduğunu belirtti. Kendisinin serbest hekimlik yaptığını belirten Psikiyatr Dr. Hülya Edil; “Bana bir öğretmen rahatlıkla gelebiliyor ve kendisinin öfkesini kontrol edememekten korktuğunu söyleyebiliyor, dürtüsel davranmaktan, çocuklara bağırmaktan korktuğunu belirten kendisini kontrol etmesi gerektiğini bilen insanlar var. İç görüsü tam olan bu kişiye terapi uyguluyoruz. Terapiler neticesinde gerekirse ilaç tedavisi de öneriyoruz çünkü bu insanlar toplum için çok önemli ve çok değerli insanlar. Bazen anne ve baba geliyor ve kendisinde değişimler olduğunu bu nedenle çocuğuna bağırdığını, kızdığını söylüyor ve kötü hissettiğini söylüyor. 

Bunun dışında bir takım tıbbi hastalıklar da var öfke kontrolünün bozulduğu örnek vermek gerekirse Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu dediğimiz rahatsızlık dürtüsellikle devam eden bir rahatsızlıktır; Aklına ilk geleni yapar ve karşısındakinin ne yaşayacağını düşünmeden davranabilir bu insan. Böyle bir rahatsızlığı olan insan çocukken de hastadır, yetişkinken de bu hastalığı devam edebilir. Biz bu insanları ilaçlarla da tedavi ediyoruz ve dürtüselliğini azaltabiliyoruz başına gelebilecek sorunları ortadan kaldırıyoruz. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan insan hızlı araç kullanır trafik kazasına yol açar ve bu da şiddettir sonuç itibariyle. 

 “Şiddet bumerang gibidir atarsınız size geri gelir”

Kendisinde şiddete meyilli olduğunu gözlemleyen insanların doktor tedavisi alması gerektiğinin altını çizen Psikiyatr Dr. Hülya Edil; “Şiddet bumerang gibidir ve attığınızda size geri döner. Bu topluma da yayılan bir davranıştır. İyilik yap iyilik bul denir benzeri öfke için de aynıdır, bir insana şiddet uygularsanız o da size yarın, bugün, şimdi ve hatta daha kısa sürede katlayarak geri döner. Siz çocuğunuzu döverseniz küçük olduğu için size gücünün yetmeyeceğini bilir bir gün o büyüdüğünde ve sorun çıktığında o da size aynı şeyi yapar. Onaylanmayan kişilerle evlilik babadan kalan mirasın kötü yatırımlarla iflası uzun vadede öfkenin istenmeyen sonuçları olabilmektedir. Kısacası şiddet şiddettir ve bir süre sonra size mutlaka geri döner o yüzden şiddetin durdurulması şart. Öfke iyidir, insanı koruyan bir duygudur ama hiddete ve karşı tarafa fiziksel şiddete dönüştüğü zaman esas sorun yaşanıyor” yorumunda bulundu.

“Sorunları biriktirirseniz havası alınmamış düdüklü tencere gibi patlarsınız”

Engellendiğimiz zaman genellikle şiddete başvuruyoruz, incitildiğimiz zaman daha çok şiddete başvuruyoruz. Duygularımız yükselip yoğunlaştığında bir durup düşünmek lazım ‘’ o kan beynimize sıçradığı anda ‘’karşımızdakinin ne istediğini anlamamız gerekiyor. Verilen tepkinin sizin varlığınıza mı yoksa sizin davranışınıza karşılık mı olduğunu değerlendirmelisiniz. Bu durumda insan kendisinin reddedildiğini anladığında ‘Bende seni reddediyorum’ tepkisi ortaya çıkıyor. Eğer geriye çekilip sakin bir şekilde dinler ve değerlendirirse, ne yapacağını düşünür, yapacağının sonucunun ne olacağını gözden geçirip ortamdan uzaklaşırsa kısa bir sürenin sonunda fikirleri değişecektir. Öfkeyle kalkanın zararla oturduğunu belirten atasözlerimiz bile var. Öfkeyi şiddete dönüştürmemek ve sorunları biriktirmemek gerekiyor. Özellikle eşler arasındaki şiddetin nedenlerinden bir tanesi bu. Eşinizle bir sorununuz olduğu zaman veya çocuğunuzla bir sorununuz olduğu zaman sorun ne kadar kötü de olsa oturup konuşmak lazım iletişimi kapatmak doğru değil, uzaklaşmak doğru değil, içinizde tutmak doğru değil, küsmek doğru değil. Düzgün bir dille ben bilini kullanarak karşımızdaki insana ne istediğimizi, onun bu yaptığının bizde nasıl duygular uyandırdığını ifade etmemiz aile içi şiddeti önleyen yollardan biri. Sorunları bekletir ve biriktirirseniz havası alınmamış düdüklü tencere gibi bir süre sonra patlarsınız. Şiddet te zaten o noktada yaşanıyor. Sorunu küçükken, basitken ve konuşulabilir düzeydeyken çözmek yerine bekletip, büyütüp, erteleyip daha sonra daha büyük yaşam olayına dönüştürmeye hiç gerek yok. İletişimi arttırmak, dinlemek öfke kontrolü konusunda çok önemli adımdır” ifadelerini kullandı.
 

Bu haber toplam 1182 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.