1. YAZARLAR

  2. Mustafa Kılınç

  3. Toplum Baskısı Sayıyı Artırıyor
Mustafa Kılınç

Mustafa Kılınç

Yazarın Tüm Yazıları >

Toplum Baskısı Sayıyı Artırıyor

A+A-

İnsanlığın var oluşu yüce yaradanın Hz. Adem’i var etmesi ve sonrasında Hz. Havva ile kadın ve erkeğin dünya üzerindeki buluşmasına vesile olmasıyla başlar. Rivayetlere göre Allah, Hz. Adem’i topraktan, Hz. Havva’yı ise Hz. Adem’in kaburgasından yarattığı yönünde ama Nisa Suresi’nde der ki; “Ey İnsanlar, Rabbinizden çekinin; o sizi (atanızı) bir tek nefisten yarattı. Eşini de o nefisten yarattı ve o iki kişiden pek çok erkek ve kadını yeryüzüne yaydı” (Nisa 4/1)

Her varlık bir nesneden Cenab-ı Allah’ın rızası ile hayat bulmuş ve dünyada kendisine verilen ömrü son anına kadar yaşamıştır. Kimileri iyi şartlar ve imkanlarla, kimileri ise kötü imkan ve şartlarda yaşamı ve halen daha yaşayanlar var. İnsanları ekonomik veya sosyal anlamda sınıflandırmak mümkün ama insan olma vasfıyla sınırlandırmak da günümüzde mümkün görünüyor. 

Aslında insan olmak başlı başına bir sınıf ama işin içine vicdan girince bir anda insan olmak da sınıflandırılır hale geldi. ‘Yaratılanı severim yaratandan ötürü diye’ diye önemli bir söz var ama maalesef günümüzde bu sözün karşılığını bulmak pek de mümkün değil. İslam dini insanın varlığı ve yaşamasını öngören bir din olmasına rağmen günümüzde İslam dinini adı altında yapılan terör olayları, terör örgütleri ve insan hayatına kast eden bireylerin artması yaratılanın pek de yaratandan ötürü sevilmediği gibi bir anlayış taşır hale geldi.  

Dini konularda fetva veren ve sonrasında bir çok insanın canına kast eden FETÖ, dünyanın bir çok ülkesi tarafından finanse edilen ve İslamcı örgüt olarak uluslar arası alanda terör örgütü olduğu kabul edilen ama İslam’la bağdaştırılamayan davranışlar sergileyen DAEŞ derken Türkiye’nin kanayan yarası haline gelen terör ve cinayetler toplumda bir kültürel çözülmenin işareti olarak algılanmalı. 

Şimdi erkek ve kadının var oluşundan İslami örgütlere ve insanların küresel çözülmesine gelinen konudan ne anlatmaya çalıştığımı da merak ediyorsunuz. Toplumlar kadın ve erekten oluşan bir grubu simgeler. Erkek koruyan, aileye bakmakla yükümlü, güçlü ve lider bir birey olarak kadın ise, anaç ruhlu, eksikleri tamamlayan, evin reisine omuz veren bir bireydir. Toplumlarda kadın ve erkek birbirini tamamladığında güçlü aile bağları, temiz toplum, temiz gelecek nesillerin oluşmasında önemli bir olgu haline gelir. Son dönemlerde ekranlarda, gazete ve internet sitelerinin sütunlarında eşini öldüren erkeklerin haberlerini çok fazla okumaya başladık. Acaba neden?

Kadının olmadığı yerde kendisini hiç olarak kabul eden erkek toplumu kadına neden şiddet uygular? Bir başka erkek ile sözlü tartışmasında bile kendisini kavgadan kaçırmaya çalışan o kabadayı, evdeki Allah’ın kendisine emanet ettiği kendisinden daha az güce sahip bir kadına neden şiddet uygular?
Kadınlar Hz. Havva’dan sonra dünyaya gelen tüm insanların hayata gelmesi ve bu dünyadavar olmasına vesile olan varlıklardır. Aynı yastığa baş koyduğunuz ama yanlışınız nedeniyle yol ayrımına geldiğiniz bir cana nasıl kıyarsınız? 

İşte insan olmanın sınıflandırılması da burada başlar. Evlenmek doğal bir olgu olduğu kadar boşanmak da doğal bir olgudur. Aynı evde şiddetin var olması eşleri hayati tehlikelerle karşı karşıya bırakabilir. Sokaktaki insan, anne-baba baskısı ile sindirilen insanlar  şiddetin en üst noktasına geldiğinde de cinayetler kaçınılmaz hale geliyor. Asla bu sebeple cinayet işleyenleri savunmuyorum ama toplum baskısından da kurtulmak gerektiğinin altını çiziyor insan hayatının çok daha önemli olduğunu, kadına şiddetin cezasının da daha ağır olması gerektiğini düşünüyorum.
 

Bu yazı toplam 1092 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.