1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Televizyon ve Kadın
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Televizyon ve Kadın

A+A-

Kamuoyunda yaygın görüşün oluşmasını sağlayarak toplumları etkileyen ve yönlendiren televizyon, özellikle ailelerin kültürel şekillenme sürecinde de önemli bir role sahip. Günümüzde artık televizyonun bulunmadığı bir ortamın neredeyse yok denecek kadar az olması; kadın-erkek, genç-yaşlı tüm bireylere hitap etmesi ve modern toplumun bireylerde yarattığı huzursuzluk, yorgunluk gibi olumsuz duyguların atılması için yararlanılan bir araç olması, televizyonun etkisini ve kullanım oranını da arttırmaktadır.

Toplumu oluşturan kadın ve erkeğin toplumsal yaşantılarındaki ilgi alanlarının, beğeni ve isteklerinin birbirinden farklı olması, beraberinde yayınlarda da farklı alternatiflerin oluşmasını sağlamakta; haliyle gerek Türkiye’de, gerekse diğer ülkelerde her iki cinsiyet için özel olarak hazırlanan programların sayısı, her geçen gün artmaktadır. Bu tür programların yayın saatleri ve içeriklerinde de, öncelikle hitap edilen grubun özellikleri, beklenti ve gereksinimleri dikkate alınmaktadır. Eğlendirirken aynı zamanda bilgi verici niteliği de bulunan bu programlardan “sağlık ve güzellik sırları, çocuk bakımı, yemek ve ev ekonomisi vb. konular” ile ilgili programlar ise, genelde kadın izleyicilerin ilgi gösterdikleri yayınlar olarak değerlendirilmektedir.

Kadınlara yönelik söz konusu özel programların yanı sıra spor yayınları ile belirli meslek gruplarıyla ilgili yayın hizmetlerini de, erkeklere seslenen özel programlar arasında saymak mümkün. Ancak son yıllarda feminizm hareketlerinin de etkisi, toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düştüğü gerekçesi ile cinsiyete bağlı program yapımına gelen eleştirileri arttırmaya başladı.

Bu bağlamda, kanun koyucu tarafından tedbir alma yoluna gidilerek, görsel-işitsel yayın hizmetlerine ilişkin hazırlanan 6112 sayılı “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun”un 8. maddesinin (s) bendinde yayın hizmetleri, “Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez” şeklinde bir hükme yer verilmiştir.

Öte yandan, diğer kitle iletişim araçlarından daha kolay takip edilebilir niteliğe sahip olması bakımından televizyonun, kadınlar tarafından daha fazla takip edildiğini söyleyebiliriz. Nitekim, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından 2009 yılında yapılan “Televizyon İzleme Eğilimleri Araştırması”nda, Türkiye’de kadınların günde ortalama 4,5 saat, erkeklerin ise 4,1 saat televizyon izledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Televizyonun kadınların hayatında önemli yer tuttuğunu belirten Prof. Dr. Zehra Dökmen de, televizyonun kadını, kadının da televizyonu tükettiğine dikkat çekmektedir. 

Televizyonun en sadık izleyicisi olarak nitelendirebileceğimiz kadınlar, televizyondan sosyoekonomik düzeylerine de bağlı olmak üzere çeşitli şekillerde etkilenirler. Kendi aralarında konuştukları mevzular arasında televizyon programları önemli bir yere sahiptir. Televizyondan çoğunlukla pratik ev işleri, yemek, moda, kendilerini ve ilişkilerini nasıl geliştirebilecekleri konularında bilgi edinirler. 

Bunun yanı sıra kadınların, televizyon izlerken gerçek yaşamlarındaki rollerine uygun davranışlar sergilediklerini de söyleyebiliriz. Şöyle ki, ev kadınları ev dışı yaşama ilişkin olduğu düşünülen haberleri ve belgesel nitelikteki programları erkeklere özgü programlar olarak gördüklerinden dışlar; pembe dizi vb. içinde ev kadınlarının görüntülü olarak var olduğu kurmaca programları ise izleme eğilimindedirler. 

Zihinlerin Yeni Kadın İmgesi: Aliye” adlı eserinde kadınlarla televizyon dizileri arasındaki ilişki üzerinde duran Nurdan Öncel Taşkıran, kadınların günlük yaşamlarının tekdüzeliğini yine aynı düzlemde yer alan konuları içeren dizileri takip ederek çeşitlendirdiklerini, çalışan kadın bile olsalar kendi yaşamlarına benzer bir durumu yansıtan dizi kahramanını eşleştirmeler yaparak izlediklerini vurgulamıştır. 

Bu görüşe paralel RTÜK’ün yaptırdığı ve yukarıda da belirtilen araştırmada, kadın izleyicilerin en çok tercih ettiği türün yerli diziler olduğu görülmüştür. Dizilerde genellikle erkeğe “soğukkanlılık, istikrar, cesaret ve başarı”; kadınlara ise “duygusallık, zarafet ve sadakat” özellikleri atfedilmektedir. Ayrıca kadınlar, konumları ne olursa olsun genellikle aile içinde ve evde gösterilirler. Çalışma yaşamındaki kadınların ise ev kadını ve anne nitelikleri daha ön plandadır.

Günümüz kadınının (çalışan veya ev kadını) izlediği en gözde programların başında dizilerin geldiğini belirten Taşkıran’a göre kadınlar, televizyonda üst, orta veya alt sınıfa ait kadınların varlığını izlemekle kendilerini gerçekleştirdikleri gibi, dizi karakterlerini içselleştirmeleri sonucunda diziyle de bütünleşirler. Söz konusu bütünleşme, kadına da manevi bir haz sağlar. Bu bağlamda haz yaratabilen dizilerin kadınlara bu hazzı nasıl sağladıklarıyla ilgili tespitlerde bulunan Tania Modleski de, özdeşleşmeye uygun çok sayıda karakter bulunmasının yanı sıra bir sonraki bölüme ertelenen pek çok sorunun çözümünün de neredeyse hiç sonlanmadığını, daha da karmaşıklaşarak kadının yaşamında bir “bekleyiş hazzı” konumu yarattığını belirtmektedir.

Özetle, Türk televizyonlarında da Batı’dakine benzer bir şekilde yıllarca kadının yeri, evi olarak gösterilmiştir. Yine pek çok bilimsel çalışmada da, Türkiye’de kadının yerinin genel olarak evi, yaptığı işin ise ev işi şeklinde değerlendirildiği görülmüştür. Kadın, pek çok yapımda evinin işlerini yapan, çocuklarının ve kocasının kıyafetlerini temizleyen, karınlarını doyurandır. Hâlbuki, kadını ev içindeki ve dışındaki toplumsal ilişki ve rollerde arka plana iten, ekonomik açıdan erkeğe bağımlılık halinin ön plana çıkarılması yerine, televizyon programlarında kadın ve erkeğin pek çok bakımdan eşit olduğunu aktaran, hatırlatan, vurgulayan unsurlara yer verilmesi gerekir.
 

Bu yazı toplam 806 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.