1. YAZARLAR

  2. Abdullah Çelik

  3. Tarihin Akışı İçerisinde
Abdullah Çelik

Abdullah Çelik

Yazarın Tüm Yazıları >

Tarihin Akışı İçerisinde

A+A-

Yıl 1998… Refah Partisi kapatıldı. “Olay aslında tarihin akışı içerisinde fevkalade basit bir olaydır.” Cennetmekân Erbakan’ın dilinden dökülen cümle bu.

Meselelere içinde bulunduğumuz dönemin şartlarının ötesinde “tarihin akışı” içerisinde bakabilmeyi hatırlatan, öğreten, vurgulayan bu ifade; mücadelenin, kavganın orta yerinde bir bilge liderin yol arkadaşlarına tesellisi, sevinenlere uyarısı ve asla vazgeçmeyeceğinin bir kez daha ilanı olarak değerlendirilebilir. 

Ülkemizin günceline ait meseleleri “tarihin akışı içerisinde” değerlendirmenin, güncelin bayağı ifadelerinden uzaklaşmaya ve zemindeki/zamandaki kirliliğin zihnimize sirayet etmesine mani olacağı kanaatindeyim. 
Ve elbette durduğumuz yeri “tarihin akışı içerisinde” değerlendirmek meselesi..

Kimlerle beraber olduğumuz, kimlerle yol yürüdüğümüz meselesi..
Kısa bir süre önce memleketimize ve milletimize yaşatılan “15 Temmuz” travması, “tarihin akışı içerisinde” ülkemizde her on yılda bir görülmesi normalleştirilmeye çalışılan darbeler tarihinde yerini aldı. Biz de saflarımızda yerimizi..  Kimi milletle yürüdü, kimi şer bir ittifakla. Kimi meydanlarda zulme karşı bedenlerini siper ederek okudu fiilen Fetih Suresi’ni; kimi Ali Şeriati’nin ifadelerinde yer bulduğu gibi başını kuma sokup, kapatılmış lamba ve perdelerin ardında direnişi kırmak için evlerine davet etti milletimizi Fetih Suresi eşliğinde/bahanesiyle/kamuflajıyla.. Ve o cümlesi zihnimizde belki de istemsiz dönüp durdu o gece “Eğer bir yerde yangın varken biri seni ibadet etmeye çağırıyorsa bil ki bu bir hainin davetidir.”

Ve o gece “tarihin akışı içerisinde” yerini aldı.
O gece sergilenen destansı direniş, direnenlerin nesline bıraktığı en güzel miras olacak kanaatindeyim. Yangında ibadete çağıranlarsa bir utanç bıraktılar geride, nesillerinin reddimirasta bulunacağı belki de..

Şimdi 16 Nisan var sırada. “Tarihin akışı içerisinde” elbette yerini alacak. Kendi adımıza önemini durduğumuz yer ve birlikteliğimiz gösterecek. Bu süreçte kimlerle olduğumuz, kimlerle yol yürüdüğümüz. Elbette ki ister evet ister hayır desin; kimseyi kırmadan, dökmeden, ötekileştirmeden.. 

Ancak neslimize bırakacağımız mirasta “15 Temmuz” failleriyle aynı çizgide olmak olmamalı.
Kandil ile yol arkadaşlığı olmamalı.
Almanya ve Hollanda ile farkımız olmalı.
Pensilvanya ile aynı tepkiyi mi vereceğiz 16 Nisan’da? Ya da Kandille, ya da Merkelle..

Ya da fikri; adı demokrasi olan, lakin –ancak- antidemokratik yöntemlerle iktidar yüzü görebildiğinde, inandığımız değerlere harp ilan eden zihniyetle birlikte hayır mı diyeceğiz?  Ki o zihniyet en basit ifadesiyle milletin dilinden dökülen “Allah” lafzından rahatsız. 

Ezanları “Tanrı Uludur!” diye okutan zihniyetle kol kola mı olacağız?
Evet, tüm bunlarla ve daha fazlasıyla ilgili aziz milletimiz değerlendirmeleri vicdanlarında yapacak, en doğru kararı verecektir. Tarihin akışı içerisinde “16 Nisan” ve ülkemizin vereceği karar yerini alacaktır.

Evet, bize o güne kadar; doğruluğuna inandığımız değerler adına, neslimize bırakacağımız bireysel mirasımız adına “Evet, biz üzerimize düşeni yaptık.” diyebileceğimiz bir gayret yakışır.

Esen kalın.

Bu yazı toplam 1070 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.