1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Sinema Filmlerinde Denetim
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Sinema Filmlerinde Denetim

A+A-

Sinema eseri; herhangi bir şekilde gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir. Hareketli görüntünün çekiminde belirli bir çekim tekniğinin uygulanması şart olmadığı gibi, yönetmen ve senaryonun bulunması da gerekli değildir. Hareketli bir görüntü dizisinin varlığı ve eser sahibinin hususiyetinin (özelliğinin) yansıtılması yeterlidir. Sinema eserleri olarak yalnızca sinema filmleri değil, bunlarla birlikte belgeseller, doğa filmleri, bilimsel nitelikte filmler, reklâm filmleri, dizi filmler, çizgi filmler ve benzerleri de hukuken korunmaktadır.

Ülkemizde 2004 yılında yürürlüğe giren 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında denetime tabi eserler, filmlerdir. Kanunun adında “kontrol” ve “denetleme” kelimelerinin yerine “değerlendirme” ve “sınıflandırma” kelimelerinin kullanılması, Devlet’in sinema filmlerine yönelik bakış açısının değiştiğini göstermektedir. Ayrıca, Kanun’un adına eklenen “destekleme” ifadesi ile Devlet’in yapımcılarla olan yegâne ilişkisinin denetim ilişkisi olmadığı da vurgulanmaya çalışılmıştır.

5224 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümlerinde ise “sinema filmi” kavramının kapsamı oldukça geniş tutulmuştur. Şöyle ki, bir eserin sinema filmi olarak kabul edilmesi ve dolayısıyla denetime tâbi olabilmesi için, belgesel, kurgu, animasyon ve benzeri türlerde olması, tespit edildiği materyal türü, konulu veya konusuz olması, sesli veya sessiz olması gibi hususlar herhangi bir önem arz etmemektedir. Bir eserin sinema eseri olarak kabul edilebilmesi için iki koşulun yerine getirilmesi yeterlidir. 

Bunlar, “sinema sanatına özgü dil ve yöntemlerle meydana getirilmesi” ve “görüntülerin hareketli ve birbiriyle ilişkili olması”dır. Mevzuat hükümlerinde sinema eseri kavramının oldukça geniş tutulmasını, devletin ipleri elinde bulundurmak istemesinin bir sonucu olarak yorumlayabiliriz. 

Türkiye’de sinema filmlerini denetleme yetkisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na aittir. Bakanlık, bu yetkisini, bünyesinde bulunan ve 02.11.2011 tarihinde çıkarılan 662 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılan Sinema Genel Müdürlüğü vasıtasıyla icra etmektedir. 

Ülke içinde üretilen veya ithal edilen sinema filmlerinin, ticarî dolaşıma ve gösterime sunulmasından önce, kayıt ve tescile de esas teşkil edecek şekilde değerlendirilmesi ve sınıflandırılması yapılır. Değerlendirme ve sınıflandırma neticesinde uygun bulunmayan filmler, ticarî dolaşıma ve gösterime sunulamaz. Uygun bulunan veya istenilen gerekli düzeltmeleri yapılan filmler, kayıt ve tescil edilir; filmleri içeren taşıyıcı materyaller de bandrollenir. 

Kanunen yetkilendirilen makam olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yaptığı kayıt, tescil, değerlendirme, sınıflandırma gibi faaliyetleri denetim olarak nitelendirebileceğimiz gibi, sinema filmleri ticarî dolaşıma konu olmadan ve gösterime girmeden önce denetlendiğine göre bunun bir çeşit sansür olduğu da ileri sürülebilir. Ancak, sinema filmlerinin genelde toplum, özelde de çocuklar ve gençler üzerindeki geri dönülemez etkisi de göz önünde bulundurulduğunda, demokrasi ile yönetilen her ülkede olduğu gibi sinema filmleri ticarî dolaşıma konu olmadan ve gösterime girmeden önce denetime tâbi tutulmaktadır. 

Burada, sansür uygulamasının ve algısının önüne geçmek için gerekli olan husus, sinema filmlerini değerlendirme (denetleme) kriterlerinin neler olduğunun açıkça ve mümkün olduğunca muğlâk olmayacak şekilde belirlenmesi; denetleme birimlerinin üyelerinin objektif ölçüler içinde karar alması ve bu birimlerde sektörden görev yapmış kimselerin bulunmasıdır.  

5224 sayılı Kanunla getirilen en önemli yeniliklerden biri de, sinema filmleri üzerindeki senaryo denetiminin tamamen ortadan kalkmasıdır. 1932’den 1986’ya kadar olan sürede senaryolar ve filmler ayrı ayrı denetlenirken; 1986’da yürürlüğe giren mülga 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu ile birlikte senaryo denetimi zorunlu olmaktan çıkarılmış, yapımcının isteğine bırakılmıştır. 5224 sayılı Kanun ise, senaryo denetimini tamamen ortadan kaldırmıştır. 

Öte yandan, sinema salonlarında gösterime girmeyen ve VCD, DVD, Blu-Ray vb. formatlarda satışa sunulmayan; yalnızca, fuar, film festivali, şenlik, yarışma vb. etkinliklerde gösterilen yabancı sinema filmleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın denetimine tâbi değildir. Yine, yurt içinde üretilen filmler de kayıt ve tescil edilmiş olmak kaydıyla bu etkinliklere katılabilir.

Festival filmlerinin denetiminde uygulanan “yerli” ve “yabancı” ayrımının ise, adil bir uygulama olmadığını söyleyebiliriz. Mevcut uygulamada yerli filmler için kayıt ve tescil şartı aranırken, yabancı filmler için böyle bir şart getirilmemiştir. Ayrıca, gerek yerli gerekse yabancı olsun, başta İletişim ve Güzel Sanatlar Fakülteleri öğrencilerine yönelik kısa film yarışmalarında, festival vb. sanatsal etkinliklerde gösterilecek filmlerin denetime tâbi olması çok da yerinde bir uygulama değildir. Zira, denetim yapan mercilerin iş yüklerindeki yoğunluk, bu tür etkinlikler için çekilen filmlerin de Bakanlıkça denetlenmesini zorlaştırmaktadır. 

Söz konusu denetleme birimlerinin yapısına ve çalışma şekline geçmeden önce, Bakanlığın yerli ve yabancı filmleri denetlerken esas aldığı “Sinema Filmlerini Değerlendirme (Denetleme) ve Sınıflandırma Kriterleri” ile önümüzdeki hafta bu konuya değinmeye devam edeceğiz.
 

Bu yazı toplam 853 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.