1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Sen - Ben - Bahir
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Sen - Ben - Bahir

A+A-

Liyakat mı? Sadakat mi?

İnsanı arkasından sürekli bıçaklayan olunca, elbette sadakat. Bundan daha normal ne olabilir ki? Bir arkadaşım vardı yürürken sırtını sürekli duvara dayayarak yürürdü. Allah iyiliğini versin derdik, ancak şimdi bizi gülümseten bu anılar, bir kez daha düşünmemize vesile oluyor. Belki adam da her an sırtından bıçaklanma kaygısı ile hareket ediyordu? Bilebilir miyiz?

Bugün bizim Bahir'den bahsedeceğiz. Tanırsınız! Ha belki siz bizimkini tanımazsınız ama, kendi Bahir'inizi mutlaka tanırsınız.

Ah Bahir, sen ne mübarek adammışsın be!  Sen olmazsan biz ne yapardık?! Sen olmasaydın şu kutsal yöneticiliği kim yapacaktı?  Kim şu zor görevin altına, taşın altına elini sokacaktı ? Allah sana ve bizlere uzun ömürler versin, daha yapacak çok işimiz var elhamdülillah!  Yani kabul etmek lazım pek kafan çalışmasa da Bahir, sen bizden birisin. Vallahi öz yeğenim olsa ancak bu kadar severdim yani. Her koşulda nasıl davranacağını kestirebiliyoruz ya Bahir, bu bizim için paha biçilmez. Senden bize yamuk gelir mi? Gelebilse de, atacağın kazık o güler yüzünü hatırlatacak bize ve biz kazık içimizdeyken bile seni hep  "Bizim Bahir" diye yad edeceğiz. Çünkü az emeğin geçmedi bize Bahir. Hem öyle kazık atabileceğini de sanmıyoruz Bahirim, lafın gelişi öyle dedim kırılma sen emi?. Sen bakma bana. Biz o kadar güzel anlaşıyoruz ki, öküz ölse dahi ortaklığımız bozulmaz, çünkü bizler öküzün yerini bile doldurabiliriz. Yeter ki, bozulmasın bu ortaklık. Allah var, sen de az koşmadın peşimizde Bahir. Bugün bu makamlara senden daha iyisini bulamayız Bahir. İspatladın sen kendini ispatladın. Daha ilk tanışmamızda belliydi zaten Menşe-i şahadetnamen. Hep sadık kalacak, ne söylesek yapacak birine benziyordun. Buna emimdik. Öyle ki, bazen kutsalımızı da çiğnesen verdiğimiz görevleri layıkıyla yerine getirdin.  Üstüne kıldığın namazla katladın sevabını üçe beşe.

Vallahi bazen gülüyorum kendi kendime. Neden mi?  Yahu şu fani dünya bizi bukalemuna dönderdi ne yalan söyleyeyim. Ee şartlar zor tabii esnemezsek kırılacağız, biraz esnemenin zararı da olmaz hani.  Yaşasın yeni kral demek gerekiyor bazen. Çıkıp ahlaktan bahseden, dinden bahseden, haktan ve hukuktan bahsedeni de var, dinliyoruz elbet, sesi gürse alkışlıyoruz, fazla gürse daha gür alkışlıyoruz. Napacaksın bu dünya böyle. Aman gidip de gelen mi var sanki, boş ver,  çok o tarafını düşünmeyin siz. Ben bilmez miyim hiç. Siz şeklen bana uyun yeter. Evvelallah kim bükebilir bileğimizi.

Ha üstad sağı solu kuzeyi güneyi diye ayırmayalım. Mazallah bir gün paranı emanet edersin bir solcuya. Kim bilir, bir gün hastalandığında bir bardak suyu verecek kişi belki de kuzeylidir, değil mi? O yüzden biz işimize bakalım. Bize uyana sırtımızı çevirmeyelim. Hiç bir şey getirmiyorsa bile bilgi getiriyordur bize, yahu yalaklanması bile iyi bir sebep. Hadi sen bak işine. Gün ola devran döne. 

Ey Bahir gardaşım, aslolan çarkımızdır. Yaşasın çark kardeşliğimiz. Çark etmemek için bir gün, bu çarkın etrafında gardaş olmalıyız. Aman bize ne yahu adamın fikrinden, zikrinden. Dervişin zikri neyse fikri de odur. Aslolan çarkımız.  Ahmet fırıldakmış. Varsın olsun gardaşım, bizim çarka su taşıyor ya, gerisinin ne önemi var. Bu arkadaşımıza fırıldak yerine "biraz fazla hareketli bir gardaşımız" dersek, yumuşatarak, fırıldak Ahmet oldu mu sana sosyal Ahmet. Bu iş böyledir.  Bizden olsun, bize çalışsın. Budur mesele Bahirim. Laf getirsin götürsün, adam getirsin götürsün, Esnek olsun, bizimle esnesin, koyduğumuz kaba girsin, bindiği kayığın küreklerini çeksin. Yahu daha ne olsun. Olsun bizim Ahmet olsun.  Bu bizim çark var ya, ya böyle çalışsın ya da hiç kimsenin çarkı çalışmasın.

Ey gardaşım Bahir! şunu hiç unutma: insanlar gelip geçici. Aslolan çarktır. Bizim çarkımıza kim su taşırsa o dostumuzdur. En azından düşmanımız değildir. Elbette su taşıdığı müddetçe. Biz hakikatin peşinde değiliz. Hakkın hukukun peşinde de değiliz. Bizim doğrumuz bize göredir. Allasen, boş işler bunlar. Küreklere asıl,  bu bizim gemi.  Şu kaptan da ne aksi ihtiyar çıktı. Yıksan yıkılmaz bunca yıldır.  Al işte buraya yazıyorum!  Sen, ben ve  Bahir. Bir gün bu dümene biz geçeceğiz. Ezileceğiz, renk değiştireceğiz, büküleceğiz. Bir bak Bahir, kime çalışıyoruz? Kendimize. Yani sen de kabul etki, 3 görev sana ve yeteneğine biraz fazla. Ama olsun, aslolan biziz görev değil Bahirim. Bu noktayı yakalayabildiysen Bahir, ne kadar kalabalık olduğumuzu anlarsın Bahir!.

Sonuç: Liyakat ve sadakat ayrılmaz ikilidir. Her ikisi de bu ülkenin sorunlarının çözülmesinde elzemdir. Bu hafta biraz soyut bir olguyu hikayeleştirmek istedim. Gelecek hafta inşallah somut bir projeden "Cumhurbaşkanımdan Bir istek, Bin Mektup" isimli somut, bir projeden bahsetmek istiyorum nasip olursa.

Kalın sağlıcakla.

Bu yazı toplam 1623 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.