1. YAZARLAR

  2. Bülent Elitok

  3. Seçimlerimiz
Bülent Elitok

Bülent Elitok

Yazarın Tüm Yazıları >

Seçimlerimiz

A+A-

Eşimizi seçeriz, okulumuzu, mesleğimizi, arkadaşlarımızı ve dostlarımızı...
Muhtarımızı, milletvekilimizi, cumhurun başkanını, rektörümüzü, site başkanımızı...
Alışveriş merkezimizi, mahallemizi, arabamızı, manavdan alacağımız sebze ve meyvelerimizi...
Aslında bayağı aktif bir rolümüz var hayat yolunda. Seçemediklerimiz ise kader.

Yaptığımız seçimler sadece bizi bağlamaz, bizimle birlikte olanları da bağlar. Apartman yöneticimizi seçeriz, birlikte yaşadığımız apartmanımız ya temiz olur ya da olmaz. Seçtiğimiz muhtar bir süre sonra kağıtlarınızı imzalatırken sizden para talep edebilir ve siz buna köpürebilirsiniz. Seçtiğiniz başkanın bir süre sonra sizi hayal kırıklığına uğratması içten bile değildir. Ya da tam tersi, ummadığınız işler de çıkarabilir. 

Bir partiye gönül verirsiniz, programını bilmeden. İyi olur veya kötü olur sonucu. Ona göre ya desteğinizi sürdürürsünüz ya da bu da "fos" çıktı dersiniz. 

Rektörünüzü seçersiniz. Sonucunda  4 yıl boyunca ya rahatsınız ya da değil. Umduğunuzu bulursunuz ya da hezeyan olur sonuç. 

Eşinizi seçersiniz! çocuklarınızın annesi veya babasıdır artık o. İki gönül bir ise, samanlık seyran olur. Tersi ise şeytan azapta gerek! 

Seçtiğiniz sebzeler yemeğinizin lezzetini belirleyecektir. Seçtiğiniz karpuz hamdır yiyemezsiniz, hadi çöpe. 
Yani bir irade söz konusu anlatabiliyor muyum?

Ancak irademiz dışında gelişen olaylar da var. 
Mesela ırkınızı seçemezsiniz.  Annenizi ve babanızı seçmezsiniz.  Geç olmasını hatta hiç gerçekleşmemesini istemenize rağmen,  ölüme engel olamazsınız. Sabah işinize gitmek üzere evinizden ayrılırken akşam evinize dönebileceğinizi kestiremezsiniz. 

Dolayısıyla bazen beşeri mantığımız ve cüzi irademizle bazı şeylere hakim olabiliyorken, bazen "gıkımız" bile çıkamıyor olup bitene.

İşte dostlar, mesele bu!

İrademiz dahilinde olmayan olgular ayrılık konusu olmamalı. Bunlar yaradandan ve herkes için geçerli olabilecek şeylerdir. Kırmızı yalnız başına bir renktir. Yanına beyaz gelince bayraktır. Sarı bir renktir. Yanına lacivert gelince Fenerbahçe'dir. Daha çok renk, gökkuşağıdır. Gökkuşağı ise seyrine doyum olmaz bir manzaradır. Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet, ama renklerin her tonunun birbiriyle sarmaş dolaş olduğu.

Benim asıl dikkat çekmek istediğim ise irademiz dahilinde yapmış olduğumuz seçimler. İşte bu seçimlerdir ki, bizi ya mutlu ya mutsuz ederler. Bu seçimler de kısmen irademiz ile husule gelseler bile, bazen gücümüzün üstünde faktörlerin etkisindedirler.  

Seçimimizi yapmışızdır herhangi bir konuda, ancak seçtiğimizin seçilmesine güç yetirememiş olabiliyoruz. Bu herkes için geçerli. Daha doğrusu istikametimiz belli olmasına rağmen, attığımız ok hedefine varamayabiliyor. Dışsal etkiler söz konusu çünkü. Gücümüzü aşan şeyler. Şöyle ki;  mahallemizin muhtarı için bir tercihimiz ve bir oyumuz var. İyi olduğuna inandığınız muhtar adayı için oyunuzu kullansanız bile, sizin gibi düşünmeyen insanların oylarıyla başka birini muhtar seçmeleri mümkündür. Sonuç müspet olabileceği gibi, menfi de olabilir. Elbette, demokrasi oldukça fikir ayrılıkları ve gökkuşağı olacaktır. Ancak her seçimin sonucunu görmek için geçmesi gereken bir zaman dilimi söz konusu. En değerli şey zaman. Geri gelmesi mümkün olmayan, telafisi mümkün olmayan. İşte bu nedenle, seçim yapacak konumda olanların, yani seçmenlerin; makası daraltarak daha bilimsel, daha akılcı, daha somut, ölçülebilir kavramları göz önüne alarak birbirine daha yakın ortak bir tercih kültürü çerçevesinde daha ortak, daha doğru ve daha çok insanın katılımını sağlayan bir şekilde davranmaları, toplumsal mutluluğun, başarının ve demokrasinin gereğidir. Hiç kimse bir uçurumdan aşağı atlamaz. Hiç kimse kızgın bir sobaya elini değdirmez. Nasıl ki, bu olumsuz tecrübeler herkesin kabul ettiği, neticede ortak bir refleksin oluşmasına yol açmışsa ölçülebilir ve olabildiğince somut verilerle,  toplumsal seçimlerde de en doğru ortak refleksin oluşması ve ortak bir davranış kültürünün gelişmesi yani "doğruya doğru, yanlışa yanlış" diyebilecek, ancak bu sonuca olabildiğince tarafsız ve objektif aynı zamanda veriye dayalı yöntemlerle ulaşan ortak bir refleksin ve ortak kültürün oluşması elzemdir.
 

Bu yazı toplam 693 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.