1. YAZARLAR

  2. Fevzi Nuri Kara

  3. Sanatta Ve Güncel Yaşamda Kitsch Olgusu
Fevzi Nuri Kara

Fevzi Nuri Kara

Yazarın Tüm Yazıları >

Sanatta Ve Güncel Yaşamda Kitsch Olgusu

A+A-

Almanca kökenli kelime olan “kitsch”, genel olarak ticari kaygılarla üretilmiş niteliksel ve genel beğeni düzeyi düşük nesneleri ve yozlaşmış beğeni anlayışını ifade etmektedir. Kitschin tarihi çok eski dönemlere uzanmakla birlikte, 19. yüzyılın ikinci yarısının başlarında Münih'te piyasaya sürülen artistik değeri olmayan nesneleri tanımlayan kavram, 20. yüzyılın ilk yarısının ortalarında önem kazanmıştır.

Günümüzde popüler kültürle yakın ilgi içinde olan kitsch, daha çok sanayileşme sonrası hızla üretilen ve tüketilen ürünleri kapsamakla beraber, dekorasyondan, giyime, konuşma dilinden, davranış biçimlerine kadar, bozulmuş ve yozlaşmış olan herşeyi kapsayan bir kavramdır. 

Kitschin toplumsal yaşamındaki etkilerini, aşırılık, abartı, uyumsuzluk, karmaşa, kalitesizlik, bayağılık, rüküşlük, yozlaşmış-düşük estetik beğeni, sığ zevk, kar amaçlı niteliksiz üretime dayalı hızlı tüketim, değersiz olana yönelim, zevksiz, yozlaşmış ve kaba kültür ürünleri, ucuz, kalitesiz malzeme ve işçilik gibi kavramlarla saptayabiliriz. Nedenlerini ise, hızlı ve çarpık kentleşme, yeni kent kültürü, kitle ve popüler kültür, magazin kültürü, seri üretim, tüketim kültürü ve kar amaçlı tüketimin pompalanması olarak saptayabiliriz. Kitschin asıl kaynağını ise kültürel gecikme, kültürel yozlaşma ve kültürel sıkışmışlıklar oluşturmaktadır. 

Kültürel gecikme, bir toplumda farklı kültürlerin etkisi altında maddi öğelerin hızlı değişimi sonucu manevi öğelerle olan dengesiz durumu, yer yer çatışmayı ifade ettiği gibi, kültürel yozlaşmanın da zeminini oluşturmaktadır.

Görsel iletide kitsch toplumların üzerinde abartılı, sahte duygular oluşturarak onları sömürür. Gözlerinden yaşlar akan çocuk, aşırı duygusal, şehvetli bakışlar, şirin hayvan yavruları vb. sahte ve abartılı duygu yoğunluğuna sahip görseller, biblolar, plastik çiçekler, çiğ renklerle boyanmış manzara resimleri, aşırı süslü, cafcaflı, uyumsuz, parlak, fosforlu renklerle boyalı, hayvan formunda (aslan, kedi, tavşan... vb) kullanım nesneleri (koltuklar, kupalar, çaydanlıklar, biblolar... vb) kitsch nesnelere örnek olarak gösterilebilir. Büyük beton bloklarıyla doğanın canına okuyup, içlerine yıldızları öyküleyen ışıklandırmalar da kitsche örnektir.

Theodor Adorno, Hermann Broch ve Clement Greenberg gibi sanat teorisyenleri için kitsch, öncü sanatın (avangardın) karşıtıdır. Adorno için gerçek sanat, her türlü sahte uzlaşmaya karşı tavır alırken, kitsch, sanata katıştırılmış bir zehirdir. Kitsch, orijinal değil imitasyondur. Broch, kitsch’in kötü sanatla aynı şey olmadığını, kendi başına kötü bir oluşum olduğunu, sanatın yaratıcıyken, kitschin taklit olduğunu belirtir. Greenberg ise kitschin sahte duyumlar olduğunu, çağımızın yaşamındaki sahteliği gösterdiğini ifade etmektedir.

Nasıl ki bir yapı inşa ederken, ahşabı ahşaba tutkalla, kâğıdı kâğıda uhuyla, taşı taşa çimentoyla bağlıyorsak, insanı insana, bireyi topluma bağlayan, tutkal, uhu, çimento görevi gören öğelere de ihtiyacımız var. İşte bu ihtiyacı en iyi karşılayan şeylerden biridir sanat. Nasıl ki sahte veya kalitesiz bir yapıştırıcı, yapının hem bozuk oluşumunun ve sonrasında çökmesinin nedeni oluyorsa, toplumsal yapıda da yozlaşmış öğeler, bireyin toplumsal (öz, gerçek) zeminden kopmasına ve sonuçta toplumsal yapının zarar görmesine zemin oluşturmaktadır. İşte bunlar kültürel yozlaşmanın ürünleridir ve bu ürünler içerisinde kitsch önemli bir yer tutmaktadır. 

Toplumların yönelimleri, o toplumun dünya görüşünün göstergeleridir. Bu göstergeler, bir kelimeyi oluşturan harfler gibi, yan yana gelişlerle o toplumun zihin kalıplarını oluşturur. Zihin kalıplarımız ise, özellikle günümüzde aynı zamanda yönlendirildiğimiz şeylerdir. Bugün gerçek olarak kimi kabullenmelerimiz, kar amaçlı sermayenin kitle iletişim araçları ve medyanın gücüyle manipüle ederek düşünce ve kanaatlerimizi yönlendirdiği gölgeler gibidir. 

‎Platon, mağara alegorisinde gerçeğin ne olduğunu sorgular. Karanlık bir mağarada zincirli oldukları halde bunun farkında olmayan, doğdukları günden beri mağara kapısına arkaları dönük oturan insanlar, ışığın (ateşin) aydınlattığı mağara duvarına düşen gölgeleri salt gerçek saymaktadırlar. İçlerinden biri, zincirlerden kurtularak dışarı çıkıp asıl kaynağa ulaşır, geri dönerek mağaradakilere duvardaki görüntülerin bir yansıma (manipülasyon) olduğunu söyler, fakat inandırmayı başaramaz. Başaramaz çünkü, Nietzsche’nin söylediği gibi, “Akvaryumun içini görebilmenin en iyi yolu, balık olmamaktır”. Buna benzer şekilde, Nachbar ve Lause de kültürü okyanustaki suya, insanları ise suyun içinde yüzen balıklara benzetmektedir. Nasıl ki balıklar, suyun dışındaki diğer yaşam alanlarını bilmiyorlarsa, kitle kültürünün egemen olduğu toplumlarda da insanlar kendilerini kuşatan öğelere her zaman sorgulayıcı bakamayabilirler. 

Nasıl ki çalıştığımız iş sahaları yaşam biçimimizi etkiliyor, hatta belirliyorsa, pazara sunulan kitle kültürü ürünleri de, yaşam biçimimizi etkilemekte ve kendi ürettiği gerçeklikle bireyi çepeçevre kuşatarak adeta Platon’un mağarasındaki zincirlenmiş insanlara dönüştürmektedir. 

Artık ürün kadar ürünün imajı önemlidir ve ürün değil ürünün imajı stratejik olarak pazarlanmaktadır. Bu durum tüketim nesnelerinden, kültür-sanat ürünlerine kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Otellerimize, kafelere ve hatta resmi dairelere astığımız Batı sanatçılarının ucuza üretilmiş röprodüksiyon baskılarını bu bağlamda ele alabiliriz. Kültür artık küresel sermaye tarafından araçlaştırılarak pazarlanmakta, bunun sonucu birçok genç sanatçı baştan kaybettiği mücadeleyi bırakarak üretimden çekilmekte, dolayısıyla sanat alanında da yüksek kültürde kan kayıpları yaşanmaktadır. Eğer kültürel olguları küresel sermayenin bir aracı haline gelmesinden kurtaramazsak, orijinal olana, bize ait olana yönelmezsek bu kan kaybının artacağından da kuşku yoktur.

Tüm sahte ve taklit olan şeyler karşısında kültürel öz değerlerimizin korunması dileğiyle. Tüm halkımızın "30 Ağustos Zafer Bayramını" ve  "Kurban Bayramını" kutlar, sevgi ve sayılar sunarım. 

Kaynakça

Alp, K. Ö., & Türkmen, M. E. Türkiye’de 1980'ler Giyim Modasında Kitsch Etkisi (Dergiler Üzerinden Bir İnceleme). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2016, (2).
http://www.kulturad.org/images/goc_kirtunc_konusma.html.
http://lebriz.com/pages/lsd.aspx?lang=TR&sectionID=6&articleID=979&bhcp=1.

Bu yazı toplam 302 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.