1. YAZARLAR

  2. Fevzi Nuri Kara

  3. Sanata Açılan Kapılar
Fevzi Nuri Kara

Fevzi Nuri Kara

Yazarın Tüm Yazıları >

Sanata Açılan Kapılar

A+A-

[reklam1]Fevzi Nuri KARA / fnurikara@hotmail.com

 

Yaşantımızdaki tüm alanlarda olduğu gibi kültür ve sanat hayatımızda da aydınlanma, Josef Naseh’in ifadesiyle, kapıyı ne kadar araladığına bağlıdır. Onu ne kadar açarsan ışığı o kadar alabilirsin. Bir kapı açılınca diğer kapılar onu izler, fakat bunun tam tersi de doğrudur. Bir kapı kapanırsa diğerleri de zamanla kapanmaya başlar. Kanımca bu düşünceyi umuda, geleceğe, barışa, özgürlüğe, demokrasiye, sanata açılan kapılarla özdeşleştirebiliriz.

 

Sanata aralanan kapılar, odanın içini loş ışığın belirsizliğinden kurtararak, yaşamı iyileştirici bir etkiyle donatır; taze havanın içeriye dolması gibi, yeni bilgilerle toplumsal nefesimizi canlandırıcı bir işlev taşır.

 

Sanata açılan kapılar, güzel olana (tasarıya, fikre, düzene...) açılan kendinden güzel olan-güzeli taşıyan kapılardır. Nasıl ki, kapılar odaları hollere, evleri sokağa, sokakları caddelere, caddeleri kentlere, kentleri ülkelere, ülkeleri dünyaya bağlıyorsa, düşün ve kültürel yaşamda da sanatla açılan kapılar, insanları insanlara bağlamaktadır.

 

Sanat, kültürel yozlaşmanın önlenmesinde bir panzehir; kültürel gelişmede ise doğal bir vitamin işlevi taşıdığından, kültürel gelişmedeki öncü rolü önemsenmelidir. Bu nedenle; sanat ve toplum arasındaki ilişki karşılıklı ilgiler çerçevesinde örgütlenmelidir.

 

Nasıl ki, bereketli tarlalara açılan ambarların kapıları aralanarak, uygun ortam ve uygun zamanda tohumların toprakla buluşması ekine dönüşüyorsa, sanatçının da atölyesinin kapılarını toplumsal yaşamın içerisinde üretime aralayarak, günlük yaşamla kurduğu estetik ilişki toplumsal ekine (kültüre) dönüşebilir.

 

Nasıl ki, ekmek için una, un için tahıla ve tahılı öğütecek değirmene ihtiyaç varsa, sanat eserini ekinin tahılı (bilgi) olarak kabul edecek olursak; sanatsal ekininin ürünlerini (sanat eserlerini) kavrayacak, tinsel düşünsel boyutuyla estetik imgelere dönüştürecek alımlayıcı varlığına ihtiyaç elzemdir.

 

Yani, sanat da belirli bir sınıfın belirli mekânlarda izlediği bir olgu olmanın dışına çıkarak, toplumsal yaşama kapılarını aralamalıdır. Bu bağlamda, günümüz plastik sanatlarını değerlendirdiğimizde, sanat disiplinleri arasındaki kesin çizgilerin gittikçe belirsizleşerek, yaşam içinde sanat söyleminin öne çıktığı bir üretim tarzına tanık olmaktayız. Çağdaş sanatçının, müze-galeri mekânlarından dışarı taşarak, eserlerini toplumsal yaşam alanında inşa ettiği öncü tavır gittikçe yaygınlaşmaktadır.

 

Üniversite öğrencilik yıllarımızda “Düşünce Tarihi” dersinde Türk felsefesinin önemli isimlerinden Nermi Uygur; “Arkadaşlar ben, yalnız sizlere orada bir kapının varlığını duyurabilirim, o kapıya ulaşıp ışığı içeriye alacak olan sizlersiniz” demişti. Kanımca Nermi Hoca, bize eğitimin bilgiyi edinilmekle bitmediğini, ancak bireyin bilgiyi işleyerek yeni bilgiler üretimiyle tamamlanacağını, dolayısıyla insanın doğasında olan bilgi yapma yetimizi (Aristotales) duyurmaktaydı. Asıl meselenin bireye yeni şeyler öğretmekle değil, yeni şeyler keşfetmesine yardımcı olması gerektiğini (Galileo) söylemekteydi.

 

Chen Hai’de Yang da gençlere, Nermi Uygur'a benzer bir öğüdü vermektedir: “Hiç aklından çıkarma genç adam; öğretmenler kapıyı açar, içeriye kendin girersin!”

 

İşte sanat eseri ile ister galeri-müze mekânında, ister kamusal alanda karşılaşmak da sanat alanına girmek için bazen yeterli olmamakta, yoğun düşünsel bir çabayı da gerektirmektedir. Çünkü sanat eseri, tüm felsefi içeriğinden soyutlanarak tanımlanmaya ve anlamlandırmaya çalışılırsa, izleyici ile yapıt arasındaki ilişki fiziksel boyutlarda sınırlı kalacak ve dolayısıyla fiziksel bir nesnenin algılanması ve onun estetik etkileri üzerine yapılmış bir çözümleme olacaktır.

 

Oysa sanat eseri, nesnel varlığından daha çok şey barındırır. Duyum, duygu ve düşünce çizgisinde algılanması gereken bir kültür ürünü bir bilgi nesnesidir.

 

Fakat burada sanat bilgisinin özel bir bilgi olmasına rağmen, Sokrates’in savunusunda belirttiği gibi “herkesin elde edebileceği bir bilgi” olduğunu da belirtmekte fayda bulmaktayım.

Bu yazı toplam 2524 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.