1. YAZARLAR

  2. Fevzi Nuri Kara

  3. Resimlerde Çanakkale Destanı
Fevzi Nuri Kara

Fevzi Nuri Kara

Yazarın Tüm Yazıları >

Resimlerde Çanakkale Destanı

A+A-

Toplum, tek tek bireylerden oluşan bir yığın olarak değil, bireylerin karşılıklı etkileşimi olarak tanımlanmaktadır. Bu etkileşim toplumsal bilinci oluşturduğundan, sanatçının ortaya koyduğu sanat yapıtı, bireysel ve toplumsal bilincin tinsel, zihinsel, toplumsal süreçlerinin bileşkesi olarak tanımlanabilir. O halde, çağsal gerçeklerle örülü olan sanat yapıtı, toplumsal bilincin etkilerinden bağımsız değildir. Yani sanat eseri, toplumsal bilinci (toplumsal oluşları, kavramları, göstergeleri, ruhsal atmosferi...) adeta bir ayna gibi yansıtır.  

18 Mart tarihi toplumsal bilincimizin en doruk noktalarından biridir. Çünkü 18 Mart, "Çanakkale Geçilmez Destanı"nın tarihidir. 

Çanakkale Savaşları, 1914 yılından günümüze kadar, edebiyattan, plastik sanatlara Türk sanatının temel konularından biri olmuştur. Çanakkale Destanını, milli duygularla ve destansı bir anlatımla eserlerine yansıtan sanatçılarımız, tüm aşamalarında milli mücadelenin yanında yer almış, insanımızın bağımsızlık ve egemenlik mücadelesini yapıtlarında anıtsallaştırmışlardır.

I. Dünya Savaşı yıllarında Kadıköy Belediye Şube Müdürü olan Celal Esad Arseven, sanat ve kültür üzerine yazdığı makalelerinde, Türk kültürünün dünya kamuoyuna duyurulması için sanat ve kültür olaylarının önemine değinir. Osmanlı’nın savaşta olduğu kadar sanat yönünden de donanımını göstermek için Viyana ve Berlin Sergileri’ni önerir. 1914’te Enver Paşa’nın isteğiyle Şişli’de bir atölye kurulur. Bu atölyede Hikmet Onat, İbrahim Çallı, Sami Yetik, Mehmet Ruhi, A. Sami Boyar, Ali Cemal, Namık İsmail gibi sanat tarihimizin önemli isimleri etkinlik göstermişlerdir. Sami Yetik, İbrahim Çallı, Namık İsmail, Mehmet Ali Laga direkt cephelere katılarak, diğer sanatçılar ise atölye ortamında askeri malzemelerle oluşturulan kurgulardan yararlanarak, başta Çanakkale savaşı olmak üzere, ordumuzun kahramanlıklarını, toplumumuzun bağımsızlık özlemini, alegorik - sembolik anlatımlarla ve milli duygularla eserlerine yansıtmışlardır.

Bu eserler, Türk toplumunun hümanizmini içinde taşır ve yansıtır. Çünkü, eserlerde savaş tema olarak yüceltilmez, abartılı zafer çığlıklarına, Batı sanatı örneklerinde olduğu gibi şiddet içeren (kesik kafa gibi) imgelere yer verilmez. Tam tersine, örneğin, Ali Cemal’in atından inen Türk askerinin yerde yaralı düşman askerine su verişini aktaran, "Biraz Su” (1917) adlı yapıtında olduğu gibi, savaşın insani, duygusal ve dramatik yönleri vurgulanır. 
Sanatçılarımızın bu yaklaşımı, Ulu Önder Atatürk’ün 1934 yılında Anzak annelerine hitap ettiği cümlelerinde geçen hümanizmle örtüşmektedir. 

"Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır." 

Ulu Önder Atatürk'ün bu cümlelerinde olduğu gibi, savaş temalı eserlerde de yüksek bir insani duyuş hakimdir.
Sami Yetik'in “Çanakkale Savaşında Cephe Değişimi”, Hikmet Onat'ın “Cephede Mektup”, M.Ali Laga’nın “Bombardımandan Sonra Çanakkale”, Namık İsmail'in “Son Mermi”, Ruhi Arel'in “Çanakkale Zaferi Triptiği”, Avni Lifij'in “Yaralı Tren”, İbrahim Çallı'nın “Yaralı Asker” adlı eserlerinde savaş, insani ve duygusal boyutuyla betimlemiştir.

Ayrıca, Prof. Dr. Bilal Sezer'in “Macit Ayral” ile ilgili bir makalesinde aktardığı,  Çanakkale Savaşları'nda Yarbay Mustafa Kemal ile ünlü hat sanatçımız Macit Ayral arasında geçen diyalog önemlidir.

Yarbay Mustafa Kemal, bir gün, siperde duvarların üzerinde Kuran-ı Kerim’den ayetlerin ve Allah'ın büyük isimlerinin elle yazıldığı kağıtlara dikkat kesilir ve yazıları yazan askerin getirilmesini emreder. Yazıları yazan asker (Macit Ayral) geldiğinde, Mustafa Kemal: “Sen hemen siperden çık ve İstanbul'a dön, güzel yazı yazmaya devam et. Senin yerine siperlere girecek binlerce gönüllü Mehmetçik var; ama bu kadar güzel yazı yazabilen sanatçıyı bu millet az bulur.” diyerek, cephede kazanılan zaferlerin, kültür cephesiyle kazanılan zaferlerle tamamlanabileceğini duyurmaktadır.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm gazilerimizi ve tüm aziz şehitlerimizi şükranla anıyorum.
 

Bu yazı toplam 1225 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.