1. YAZARLAR

  2. Fevzi Nuri Kara

  3. Resim Neyi Anlatır
Fevzi Nuri Kara

Fevzi Nuri Kara

Yazarın Tüm Yazıları >

Resim Neyi Anlatır

A+A-

[reklam1]

Fevzi Nuri KARA / fnurikara@hotmail.com

 

Sanatçıların belki de en çok karşılaştığı sorulardan birisidir bu. Bu resim de ne anlatıyorsunuz?

 

Soru, naif olmasına rağmen gerçekte zor bir sorudur.

 

Günlük yaşamda yer edinen “ne var ne yok” sorusu gibi bir şey... Bu soruyu günlük konuşma dilinden çıkarıp bilim alanına, düşün alanına, felsefeye yöneltirsek, soru yalınlığını terk ederek karmaşıklaşır.

 

Bu resim de ne anlatıyorsunuz? Sorusu, sanat eserinde estetik kavrayışı sınırlandırarak, eserin altındaki hikâyeye bizi götüreceğinden aynı kaderi paylaşır ve kanımca içeriğin sorgulandığı sanısıyla yapılan bu eylem, gerçekte içeriğin daraltılması sorununu doğurur.

 

Ünlü İspanyol sanatçı Pablo Picasso böyle bir soru karşısında;

 

“Herkes resmi anlamak istiyor. Neden kuşların ötüşünü anlamağa çalışmıyorlar? Gece, çiçek, kişiyi çevreleyen her şey neden anlaşılmağa çalışılmadan sevilir? Ama resme gelince anlamak istiyorlar” diyerek sanat eserinin estetik açıdan kavranması gerekliliğini vurgular.

 

Böyle bir düşünce bizi, “Aynı nehirde iki kez yıkanılamaz.” cümlesiyle her şeyin sürekli değişime uğradığını savunan Herakleitos’a (M.Ö. 540-480) kadar geri götürür.

 

Herakleitos’a göre; sanat güzelliğini, kâinatın kusursuz dengesini veren karşıt kavram ve olguların (gece-gündüz, yaşam-ölüm, yer-gök...) kusursuz dengesinden almaktadır.

 

“Resim her şeyden önce, tabloda beyaz ve siyah, sarı ve kırmızı renk elemanlarını karıştırır ve böylece örnek ile olan uygunluğu meydana getirir; müzik yüksek ve alçak, uzun ve kısa tonları farklı seslerle birleştirir ve böylece de bir birlikli harmoni meydana getirir; yazı sanatı da sesli ve sessiz sesleri karıştırır ve buradan da bütün sanatı meydana getirir.”

 

Yani sanat; kavram, olgu, durum ve öğelerin akıl ve tinle işlenerek belli bir yasaya göre düzenleyerek ortaya konduğu bir dildir.

 

Nasıl ki dil, söz dizimsel ve dilbilgisel bir takım kuralları içermekte ve konuşma dili, halk dili, yazı dili, bilim dili, akademik dil, edebi dil.. vb. sınıflandırılıyorsa, sanat da; genel anlamda (gündelik yaşamda) sanat, halk sanatı ve özel anlamıyla sanat ve sanat disiplinleri (görsel sanatlar, fonetik sanatlar, dramatik sanatlar) olarak sınıflandırılmakta, bir dil olarak kendine özgü kurallardan, gramer ve söz diziminden oluşmaktadır.

 

Nasıl ki, bir dili anlamak ve o dille kendimizi ifade etmek için o dilin gramerini bilmemiz, pratik yapmamız önemliyse, sanatın dilini okumak ve sanat eserinden duygusal ve düşünsel boyutta kazanımlar edinebilmek için de sanatın kendine özgü-evrensel gramerini bilmemiz ve gün içinde sanat yapıtlarıyla karşılaşmamız o derece önemlidir.

 

Nasıl ki ateşe yaklaştırılan kömürler başkalaşarak ateşlenir, uzaklaştırılanca da sönerlerse” (Herakleitos), sosyal yaşam içinde sanat alanına yaklaşarak, sanatta buluşarak güzel öğretisinden pay alabiliriz.

 

Arthur Schopenhauer, zihni tekrar tekrar üzerine yazı yazılan tablete benzetmektedir. Nasıl ki “aldığımız gıdalar bizi yemekle değil sindirimle beslerse”, bu tablete yazılan yazılar da derin düşünceyle hazmedilirse ancak kök salabilir. Bu anlamıyla sanat eseriyle de karşılaşma ancak o eserin duyusal, tinsel ve düşünsel kavranılışıyla ereğine ulaşarak (tohuma verilen su gibi), ekin olarak kök salabilir.

 

Wittgenstein’ın ifadesiyle “Dilimiz kadar dünyayı tanımlarız”. Yani evrenin sınırları bilgimizle sınırlıdır. Nasıl ki bilgimizin sınırları dünyamızın sınırlarını belirliyorsa, estetik tavrımız ve entelektüel bilgimiz de sanat eserini kavrayış sınırlarımızı belirlemektedir. Yorumsama bilgisine dayalı görüşe göre de, bugün her şey, ona yüklenen anlamda bir değerdir ve değer kazanmaktadır. Yani sanat eseri bir ayna gibidir verebildiğimiz kadarını yansıtır, verebildiğimiz kadar geri alabiliriz.

 

Kültürel yapının ana taşıyıcısı olan sanata verilen toplumsal değer, yapıyı sağlamlaştıracağı gibi güzel kılacak, toplumsal katılım ise, yapıya katılan her tuğla gibi sanat-kültür alanımızı yükseltici bir işlev taşıyacaktır.

Bu yazı toplam 1998 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.