1. HABERLER

  2. AFYON HABER

  3. Referandumun A Partisi B Partisi Yok !
Referandumun A Partisi B Partisi Yok !

Referandumun A Partisi B Partisi Yok !

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin demokrasi konusunda 16 Nisan'da bir yol ayrımına geleceğini belirterek “16 Nisan'da sandığa gideceğiz ve bir tercihte bulunacağız.

A+A-

Bu tercihin sağı solu yok, bu tercihin A partisi, B partisi yok. Bu tercihin sosyal demokratlar, milliyetçiler, ülkücülerle de ilgisi yok. Bu tercih bir demokrasi tercihidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkamı Kemal Kılıçdaroğlu, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Afyonkarahisar’a geldi. Kılıçdaroğlu, temasları kapsamında ilk olarak Afyonkarahisar Ticaret Borsası (ATB) toplantı salonunda sivil toplum örgütleri temsilcileri ve muhtarlar ile bir araya geldi.

Burada yaptığı konuşmada 16 Nisan'da gerçekleştirilecek referanduma değinen Kılıçdaroğlu, tek isteklerinin demokrasi olduğunu ifade etti.

‘Farklı kimliklerimiz olabilir, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşıyor olabiliriz ama bir arada yaşamak istiyoruz’ diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “ Bir arada huzur içerisinde yaşamak istiyoruz. Bir arada herkesin karnının doyduğun, işinin olduğu bir Türkiye’de huzur içerisinde yaşamak istiyoruz. Sadece biz mi kendi aramızda mı? Hayır komşularımızla da huzur içerisinde yaşamak istiyoruz. Cumhuriyetimizi kurduk, demokrasimizi geliştirdik ve dünyada hiçbir örneği olmayan bir olayı gerçekleştirdik. Nedir dünyada örneği olmayan tek olay? Bir siyasi parti, bir tek parti kendi iradesi ile çok partili hayata geçti. 1947 yılına kendi iradesi ile ama cumhuriyetin ta en başından beri çok partili bir hayata bir özlem olarak duruyordu çünkü demokrasi içinde bir ülkenin daha çok büyüyeceğini hepimiz biliyorduk. Demokrasi içerisinde mücadele edersek bütün dünyaya örnek olacağımızı biliyorduk. 1923 yılında Cumhuriyeti kurduğumuzda, bütün İslam dünyası onlarda cumhuriyeti tercih ettiler, Türkiye’yi örnek aldılar. Demokrasiyi geliştirdik onlarda bizi örnek aldılar. ‘biz de demokrasimizi geliştirelim’ dediler, hep Türkiye örnek alındı. Şimdi bir yol ayrımına geldik, 16 Nisan da sandığa gideceğiz ve bir tercihte bulunacağız. Demokrasiyi mi istiyoruz, tek adam mı istiyoruz? Bu tercihte bulunacağız. Bu tercihin sağı solu yok, bu tercihin A partisi, B partisi yok. Bu tercihin sosyal demokratlar, milliyetçiler, ülkücülerle de ilgisi yok. Bu tercih bir demokrasi tercihidir. Siyasi görüşlerimizi, kimliklerimiz farklı olabilir, yaşadığımız bölgeler farklı olabilir ama bir arada demokrasi istiyoruz, demokrasiyi istemek zorundayız çünkü barışın ve huzurun temeli demokrasiden geçiyor. Demokrasi ne demektir? Demokrasi önce düşünce özgürlüğü demektir. Benim görüşüm farklı, bir başka vatandaşın görüşü farklı ama biz bir arada oturup düşüncelerimizi birbirimize aktarabilmeliyiz.”

“Atatürk’e bile TBMM’yi fesih etme yetkisi verilmemiştir”

16 Nisan da gerçekleştirilecek referandumda ‘çift başlılık ortadan kalkacak’ söylemini eleştiren Kılıçdardoğlu, sistem değişikliği ile bunun mümkün olmayacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim haklarımızın teminat altına alınmış olması gerekli, hakkı vermişseniz teminatı yoksa o hakkın hiç bir anlamı yok. Hangi kural benim haklarımı teminat altına alır? Bağımsız mahkemeler. Siyasetten bağımsız, hukukun üstünlüğüne inanan, hukukun üstünlüğüne göre vicdani kanaat veren bağımsız yargıda yatar. Bunlar bizim demokrasimizin daha doğrusu bütün dünyadaki demokrasilerin vazgeçilmezliğidir. Bu kurallar içerisinde gazeteler, televizyonlar yayın yapar, iş dünyası iş adamları yatırım yapar. Bu kurallar içerisinde Türkiye’ye yabancı sermaye gelir, bu kurallar içerisinde Türkiye’ye turist gelir, turist gider. Demokrasisi gelişmişse bir ülkenin ekonomik anlamda da gelişmesinin önü açılır. Buraya kadar söylediklerimde evrensel kuralları dillendirdim. Amerika’da da, Japonya’da da ve dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde bu kurallar geçerlidir. Şimdi biz 1923’te cumhuriyeti kurduk, tek adam yönetimi yok, 23 Nisan 1920’de meclisi açtık tek adam yönetimi yoktur meclis vardı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Başkomutanlık yetkisi sınırlı olarak verilmişti TBMM tarafından. Yine 1924 anayasası görüşülürken Atatürk’e meclisi fesih yetkisi verilmemiştir, oy çokluğu ile reddedilmiştir. Gerekçe, ‘bizi buraya millet gönderdi, gazi paşayı severiz ama Gazi Paşa bizi buraya getirmedi. Milletin iradesini herkes tanımak zorundadır’ demiştir.”

“Tarafsızlık ortadan kaybolacak”

16 Nisan'da gerçekleştirilecek anayasa değişikliği ile Türkiye’nin bir rejim değişikliğine gittiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Şimdi biz bir rejim değişikliğinin içerisine giriyoruz. Rejimi değiştireceğiz. Birinci soru şu, hangi gerekçe ile rejimi değiştiriyoruz? Bir Allah’ın kulunun çıkıp makul ve mantıklı bir gerekçe açıklaması lazım. Demesi gerekir ki, ‘şu gerekçe ile biz demokratik parlamenter sistemden vazgeçiyoruz, tek adam rejimine geçiyoruz’ makul bir gerekçe. Deniliyor ki devlette çift başlılık bitecek tam tersine devlet yönetiminde çift başlılık olacak. Nasıl? En tepedeki kişi hem Başkan olacak, hem de siyasi partinin genel başkanı olacak yani 2 ayrı şapkası olacak. Yani çift başlılık söylemi asla doğru değildir, kaldıracağız söylemi asla doğru değildir. Tam tersine bu anayasa değişikliği geçerse devletin başında çift başlılık olacak. Belki bazı vatandaşlarımız diyebilir, ‘olsun ne olacak tepede çift başlılık olsun, kişi hem partisini hem de Türkiye Cumhuriyetini temsil etsin.’ O zaman soru şu bu kişi nasıl tarafsız olacak. Tarafsız niteliği ne olacak, meclise gelip ‘ben tarafsız davranacağım’ diye nasıl yemin edecek. Ben tarafsız olamam neden? Çünkü ben bir partinin genel başkanıyım. Binali bey tarafsız olamaz o da başka bir partinin genel başkanı. Devlet bey olamaz o da bir başka partinin genel başkanı. Biz mecliste yemin ederken tarafsızlık üzerine etmeyiz öyle bir kural yok. Tarafsızlık üzerine yemin sadece Cumhurbaşkanında var. O da partinin genel başkanı olunca ne olacak. İllerde kim temsil edecek Cumhurbaşkanını? İl Başkanı mı, vali mi? İkisi de temsil edecek yani çift başlılık hem tepede hem de altta var. Bunların tamamını düşünmemiz lazım. Tamamını düşünüp sandığa gitmemiz lazım. Bunların siyasi partiler ile ilgisi yoktur” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, istedikleri kadar beni kötülemeye devam etsinler, kendisinin doğruları söylemeye devam edeceğini kaydetti.

“Sorun kötü yönetimden kaynaklanıyor”

‘Cesaretleri varsa gelirler konuşurlar’  diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yeter ki millet yan yana oturduğumuzda kimin doğru kimin yanlış söylediğini öğrensin. ‘Evet’ çıkarsa ekonomide istikrar olacak ya ekonomide istikrarı sağlamak için engel olan ne size hangi kanunu çıkaramadınız, hangi kararı alamadınız. İstedikleri kanunu çıkarıyorlar, istedikleri kararı alıyorlar sorun nedir biliyor musunuz? Sorun kötü yönetimden kaynaklanıyor. Şu örneği vereyim, dünyanın en gelişmiş 10 ülkesine bakın Amerika dışında tamamı parlamenter sistem, dünyanın en fakir 10 ülkesine bakın tamamında başkanlık sistemi var. Başkan çok varlıklı, halk sefalet içinde biz birinci ligde olmayı mı arzu ediyoruz, 3. ligde olmayı mı arzu ediyoruz. Birinci ligde olacaksak güçlü demokratik parlamenter bir sistem olması lazım.3. ligi tercih ediyor ne gerek var büyük devlet olmaya biz de birilerinin sömürgesi olalım onlar üretsinler biz de onların mallarını kullanalım deniyorsa 3. ligdir yerimiz. Hepimizin düşünmesi lazım bu işin sağı, solu bu işin patisi yok bu iş memleket meselesidir. Birlikte yaşama irademizi ortaya koyacağız. Demokrasi hepimiz için geçerli benim içinde geçerli benim gibi düşünmeyen içinde geçerli. Bizim için üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü geçerlidir. Üstünlerin hukukunu yapıyorlar nasıl? Tek adama her türlü yetki, hiç hesap vermeme, sadece kendisi için değil yardımcıları ve bakanlar için ömür boyu dokunulmazlık.”
  
  "Biz hukukun üstünlüğünü savunuyoruz”

Türkiye'nin sonu belirsiz bir maceraya sürüklenmemesi için aklın kullanılması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Akıl var, aklımızı kullanacağız, yüce Rabbimiz ne diyor, aklınızı kullanmıyor musunuz diyor. Kuran’da birden fazla yerde bunu diyor. Akıl kullanacağınız yerde niye aklınızı bir kişiye emanet etmek ne kadar doğrudur. Niye ben, sizler aklınız kullanmayacaksınız evde karar alırken karı, koca bile karar alırken bir araya gelir oturur konuşurlar. 80 milyonluk Türkiye’de 80 milyon vatandaş yeni doğmuş çocuktan başlayarak vergi ödeyecek ve denetimi yok, hesabını kimse soramayacak. Ama kendisi denetleyecek, birisi bir şey yaptı mı cumhurbaşkanlığı denetleme kurulunu gönderecek ve her türlü denetimi yaptıracak. Üstünlerin hukukunu oluşturuyorlar.” İfadelerini kullandı.

Bu haber toplam 686 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.