1. YAZARLAR

  2. Turgay Şahin

  3. Referanduma Beş Kala  VII
Turgay Şahin

Turgay Şahin

Yazarın Tüm Yazıları >

Referanduma Beş Kala  VII

A+A-

Serinin altıncı yazısında, hükümet-yargı ilişkileri ve özelde Anayasa Mahkemesinin yeni yapısı ve üyelerinin seçimi üzerinde duracağımızı belirtmiştik ama isterseniz bir ara verelim ve bu konuyu bir sonraki yazıya bırakalım.

Dilerseniz bu yazımızda, referandum ve başkanlık sistemi tartışmalarında ifade edilen absürd cümleleri irdeleyelim:

1.”Referandum ile Türkiye’nin rejimi değişecek” ! Bakınız, ben bu cümleyi kuranlarla anayasa mevzuunu konuşmuyorum, tartışmıyorum. Önceki yazılarımızda açıkladık,  Türkiye’nin rejimi bellidir: Türkiye demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olan bir Cumhuriyettir. Milli marşı istiklal marşı ve bayrağı beyaz ay ve yıldızlı al bayraktır” NOKTA. Referandum geçer veya geçmez, neticesinde her halükarda rejim yine aynı kalacaktır. Rejimin sayılan niteliklerinden biri bile değişmeyecektir. Yürütme sistemleri (hükümet modelleri) ile rejimi karıştıranlarla siz de tartışmayın. 

2.”Anayasa değişikliği Anayasanın değiştirilemeyen ilk üç maddesine aykırıdır” Bu cümle de birinci maddede saydığımız cümlenin bir başka versiyonudur. Asla ciddiye almayın. Zaten bu cümleyi kullanan zevata göre geçmişteki tüm anayasa değişiklikleri, değiştirilemeyen maddelere aykırı olmakla bizatihi anayasa ihlali anlamına geliyordu. Bunlara sorarsanız, başörtüyü serbest bırakan anayasa değişikliği (411 el kaosa kalktı başlığını hatırlayın), yahut Cumhurbaşkanının halk oylaması ile seçilmesini öngören değişiklik de benzer şekilde ilk üç maddeye aykırıydı. O tarihlerde yayınlanan gazetelere bakmanız yeterlidir.

3.”Referandum geçerse Türkiye federasyona gider” Bu da acayip bir iddia.  Neden? Diye sorsanız genelde tutarlı bir cevapları yok ama iki tür dayanakla bu cümleyi kullanıyorlar
a. Cumhurbaşkanı tek başına federasyon ilan edebilir diyorlar. Anayasa değişikliğinde Cumhurbaşkanına Anayasa değiştirme yetkisi verilmediğini hatırlatarak bu iddiayı cevaplamış olalım.
b.Başkanlık sistemi olan ülkelerin hepsinin üniter değil de federal yapıda olduğunu söylüyorlar. Bu da doğru değil. Zira Güney Kore üniter bir devlet olmasına karşın başkanlık sistemi ile yönetilmekte ancak Almanya  Parlamenter sistemle yönetildiği halde federal bir yapıda bulunmaktadır. Demek ki neymiş? Ülkenin yönetim biçimi üniter veya federal yapı ile doğrudan ilişkili değilmiş.

4. “Başkanlık sistemi gelirse ülke bölünür” Alın size bir absürd cümle daha. Bakınız, Cumhurbaşkanı A.Necdet SEZER döneminde meclis gündemine gelmiş yerel yönetimler yasa tasarısını bir çoğumuz hatırlayacaktır. O dönemde de bu yasa ülkeyi böler denilmiş ve A.Necdet SEZER yasayı iade etmişti. Oysa bu yasa ile ülkenin hükümet modeli değiştirilmiyordu. Yine parlamenter sisteme devam olunuyordu. “Bir Cisim Yaklaşıyor” repliği ile hatırlayacağımız GORA filmi karakteri gibi her teklife ülke bölünür demekten vazgeçin!  Devlet ve Millet zayıflarsa, içeride hainler çoğalır vatanseverler azalırsa işte o zaman ülke bölünür. Bunlar olursa, ister başkanlık sistemi isterse parlamenter sistem olsun hiç farketmez. Ülkenin bölünmez bütünlüğünün garantörü güçlü bir devlet, güçlü ve etkili mir millettir. Gerisi laf-ü güzaf!

5. “Yarın Cumhurbaşkanı keyfi olarak savaş ilan edebilir”  Bunu diyenler muhtemelen ne bu günkü anayasayı okumuşlar ne de değişiklik teklifini. Savaş ilan edebilmek için hükümetin teklifi ve meclisin kararı gerekiyor. Tek fark  bu gün hükümet başbakan ve bakanlar kurulu iken referandum geçerse        Cumhurbaşkanı olacaktır. Teklifi değerlendirip karar verecek organ dün TBMM idi, bu gün yine meclistir yarın da değişmeyecektir.

6. “Başkanlık Sistemi Afrika ve Latin Amerika’nın geri kalmış ülkelerinde uygulanan bir modeldir”  Bu da doğru değil! Dünyanın en gelişmiş 20 ülkesinin beşinde başkanlık, ikisinde yarı-başkanlık sistemi yürürlüktedir. Yahu, dünyanın en gelişmiş ekonomisi olan ABD yönetimi de bir başkanlık sistemidir. Çok başarılı ekonomisi olan ülkelerin bir kısmı parlamenter sistem, bir kısmı da monarşi ile yönetilmektedir. Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olan Çin’de ise totaliter bir tek partisi diktası hakimdir. Demek ki geri kalmışlık veya gelişmişlik ile hükümet modelinin birebir ilişkisi bulunmamaktadır.

7. “Başkanlık sistemi yargı bağımsızlığını zedeler”  Bu cümleye, HSYK’nın sosyal demokrat görüşleri ile bilinen mevcut başkan vekili Sayın Mehmet YILMAZ’ın ifadesi ile cevap verelim:  “Ne yazık ki bağımsızlık ile tarafsızlık arasında bir ilişki olmadığını görüyoruz. Türk Yargısının atama ve terfisinde adalet bakanının mutlak yetkili olduğu Tek Parti dönemimiz  yargının bu anlamda bağımsız gibi gözükmemekle birlikte, en tarafsız olduğu ve en isabetli kararları verdiği dönemdir!”  Bunun sebebi, ne şekilde atanırsa atansınlar, dönemin yüksek hakimlerinin son derece donanımlı ve yüksek seciye sahibi olmalarıdır. Adam gibi hukukçu yetiştirelim ki yargı bağımsız olsun. Yoksa sistem ne olursa olsun yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı lafta kalacaktır.
Evet, tüm bunların ardından doğru kavram ve ön kabullerden yola çıkılmazsa, tartışmaların bir noktaya varamayacağı ve anlaşmanın mümkün olmayacağı sonucu ortaya çıkıyor.
Aslolan, EVET veya HAYIR görüşünü savunanların,  korku ve panik yaratmadan artı ve eksilerini önümüze koymalarıdır. Bunu yapsınlar; nasıl bir ülke ve devlet düşünüyorlar? Ülkenin geleceği için vizyonları neler? Daha güçlü, bağımsız ve müreffeh bir ülke için plan ve projeleri nelerdir? Bunları anlatsınlar, biz de tercihimizi yapalım…
 

Bu yazı toplam 957 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.