1. YAZARLAR

  2. Turgay Şahin

  3. Referanduma Beş Kala - IV
Turgay Şahin

Turgay Şahin

Yazarın Tüm Yazıları >

Referanduma Beş Kala - IV

A+A-

Bir dizi olarak kaleme aldığımız bu yazıların başlığı malum: “referanduma beş kala”...

Henüz Cumhurbaşkanımız tarafından imza atılarak süreç başlamadı ama gerçekten de referanduma muhtemelen günler, saatler kaldı...

Nisan ayının ilk haftalarına kadar bu yazı serisini sürdürmek ve getirilmek istenilen değişiklikleri ele almak niyetindeyiz.

Bu gün de “denge” ve “denetim” kavramları üzerinde duralım isterseniz.

Daha önce yazmıştık; demokratik hükümet biçimleri (yöntemleri) dört farklı biçimde karşımıza çıkar:

  1. Meclis Hükümeti
  2. Parlamenter Sistem
  3. Yarı Başkanlık
  4. Başkanlık

YENİ ANAYASA HANGİ SİSTEMİ GETİRİYOR?

Mevcut hükümet biçimimizin yani yürütme modelimizin  “Parlamenter Sistem” , anayasa değişikliği ile getirilmek istenilen sistemin ise “Başkanlık” olduğunu hatırlatarak bu iki kavramı değerlendirelim:

Hemen, getirilmek istenilen sistemin “Başkanlık” değil “Cumhurbaşkanlığı” olduğunu söyleyerek itiraz edecekler için de şunu söyleyip konuya geçelim:

Anayasa değişikliği ile getirilmek istenilen sistem kendine özgü farkları ve rengiyle bir başkanlık sistemidir. Kendine özgülüğü nedeni ile olacak ki adına “Cumhurbaşkanlığı” sistemi denilmiştir.

Mevcut sistemimizin onca kendine özgülüğü ve hatta garabetine rağmen halen ve ısrarla “Parlamenter Sistem” diyebiliyorsak, gönül rahatlığı ile yeni sisteme de “Başkanlık” diyebiliriz.

Onca garabetine rağmen dedik, kısaca açalım:

Mevcut sistemde Cumhurbaşkanlığı sembolik değil, önemli ve büyük yetkilerle donatılmıştır. Parlamenter sistemlerde bu görülmez...

Yine,  halihazırda kullandığımız modelde Cumhurbaşkanı doğrudan halk oylaması ile seçilmektedir. Halbuki parlamenter sistemlerde yürütme  (yani hükümet/kabine) gibi Cumhurbaşkanını da Parlamento seçer/seçmelidir. Zira bu nedenle modelin adı “parlamenter” sistemdir!

Görüldüğü gibi şu an ülkemizde uygulanan sistemin zaten ne kadar “parlamenter” olduğu tartışmalıdır.

Her neyse...

DENETİM Mİ DENGE Mİ?

Parlamenter sistemlerde anahtar kavram “denetim” dir...

Yürütme gücünü içinden çıkartan Parlamento (bizde Türkiye Büyük Millet Meclisi) güven oyu vererek yeni hükümeti onaylar.

Burada dikkatimizi çekmesi gereken şey kuvvetler ayrılığı prensibinin parlamenter sistemlerdeki yumuşak/belirsiz görüntüsüdür.

Açalım: Yasama-Yürütme ve Yargı olarak tanımlanan üç temel güç milli iradenin devlet üzerindeki izdüşümüdür. Bu üç erki/gücü mutlak biçimde halk belirliyorsa/seçiyorsa orada sınırları keskin ve katı bir kuvvetler ayrılığı vardır...

Yasama yani meclisi yukarıda saydığımız dört sistemde de halk seçer.

Yürütme yani hükümeti ise başkanlık ve yarı-başkanlık sistemlerinde doğrudan halk seçer.

Parlamenter sistemlerde ise hükümet doğrudan halk tarafından seçilmez, halkın seçtiği parlamento içinden bir hükümet ortaya çıkar (milli iradenin dolaylı etkisi)

Peki ya YARGI ?

Milli iradenin devlet üzerindeki izdüşümlerinden birisi olan yargı?

Yargının doğrudan halk tarafından seçilmesinin önünde bir engel bulunmuyor. Nitekim bazı ülkelerde bu seçim yapılıyor. Ama demokratik sistemlerde (ister parlamenter ister başkanlık veya yarı-başkanlık) yargının gerçekten demokratik bir güç olması için doğrudan seçilemiyorsa en azından halkın seçtiği meclislin ağırlıklı olarak belirleyici olması gerekir.

Bu arada; hakimlerin kendi aralarından seçim yaptığı sistemin adı demokrasi değil kooptasyondur!

Ve bu yöntem, ancak il milli eğitim müdürlerinin Milli Eğitim Bakanını, Valilerin Başbakanı veya Cumhurbaşkanını seçmesi kadar demokratik kabul edilebilir.

Bu bahsi ilerleyen günlerde açacağız.

Zira anayasa değişiklikleri aynı zamanda HSYK seçiminde de yenilikler getiriyor.

DENETİM MEKANİZMALARI

Konumuza dönelim:

Parlamenter sistemde hükümeti içinden çıkartan; bir anlamda doğuran ve doğrudan halkın seçtiği Meclis, doğrudan halk tarafından seçilmeyen hükümeti onaylar, ve görev yaptığı sürece de DENETLER!.

Anayasanın 87.maddesi meclisin bakanla kurulunu “denetleyeceği” hükmünü içermektedir.

Çünkü bu sistemde doğrudan meşruiyeti bulunan güç parlamentodur.

Parlamentonun elinde birtakım bilgi alma ve denetleme mekanizmaları bulunmaktadır. Bunlarla bir anlamda doğumunu yaptığı ve kendi evladı olan hükümeti denetlemektedir...

Soru, Meclis Araştırması ve Genel Görüşme mekanizmaları ile bilgi alır, Gensoru ve Meclis Soruşturması mekanizmaları ile de hükümeti denetler.

Nitekim Anayasanın 98. Maddesinde Soru,Meclis Araştırması,Genel Görüşme , Gensoru ve Meclis Soruşturması mekanizmaları sayılmış ve düzenlenmiştir.

Oysa başkanlık sisteminde, meclis gibi yürütmeyi de (yani başkanı) doğrudan halk seçer.

Hükümet meşruluğunu meclisten almaz. Bizzat meşruluğun temel kaynağı olan milli iradenin seçip onayladığı bir güçtür...

Bu yüzden Meclis hükümet arasında bir denetim ilişkisinde söz edilmez!

Nitekim anayasa değişikliği ile 87.madde değişmektedir. Artık meclis bakanlar kurulunu denetlemeyecektir.

Yine Anayasamızın 98. maddesindeki  sayılan Gensoru ve Meclis Soruşturması mekanizmaları yeni düzenleme ile çıkarılmaktadır.

İşte burada “DENGE” kavramı devreye girer.

Kuvvetler ayrılığı prensibinin net ve katı biçimde uygulandığı başkanlık sisteminde her bir kuvvetin diğerleri aleyhine mutlak  güç haline dönüşmemesi ve işlevi dışına çıkmaması için bir takım denge mekanizmaları ya da “checks and balances” yahut Türkçe ifadesi ile fren ve denge mekanizması kurulmuştur.

DOĞRU KAVRAMLARLA TARTIŞMAK ÖNEMLİDİR!

Yeni anayasa metninde her ne kadar Soru, Meclis Araştırması ve Genel Görüşme mekanizmaları korunmakta ve bunlara denetleme mekanizması denilse de hem eski hem de yeni metinde bir kavram karışıklığı ve belirsizlik bulunmaktadır ve referandumda bu metin geçerse kavram karmaşası devam edecek gözükmektedir.

Şöyle ki: Soru, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması mekanizmalarının denetim ile bir ilgisi yoktur! Bunlar meclisin hükümetten bilgi alma yöntemleridir ve hükümeti bağlayacak veya bir şekilde davranmaya zorlayacak niteliği bulunmamaktadır. Eski sistemde de bu böyledir getirilmek istenilen yeni sistemde de...

Doğrusu bunları bilgi alma yöntemi olarak tanımlayıp mevcut sistemdeki “denetim” usullerinin yerini alması düşünülen mekanizmaları “denge mekanizmaları” başlığı altında sunmak olmalı idi.

Aslında 87.maddede getirilen değişiklik ile “denetim” kavramının çıkartılmasına rağmen 98 maddedeki mekanizmalara “denetim yöntemi” denilmesi kavram bütünlüğüne dikkat edilmediğini göstermektedir.

Şimdi geldiğimiz noktada, yeni anayasa teklifinde niçin GENSORU ve MECLİS SORUŞTURMASI mekanizmalarının kaldırıldığı daha iyi anlaşılmıştır umarım.

Zira bu iki mekanizma parlamenter sisteme özgü olup, başkanlık sisteminde yeri yoktur.

Kısaca hem başkanlık sistemine geçilsin ve hem de gensoru ve meclis soruşturması kalsın demek mümkün değildir, her iki sistemin de yeterince anlaşılamadığını gösterir.

Doğru soru şu olmalıdır:

“Mevcut sistemdeki denetim mekanizmaları yerine yeni sistemde (başkanlık) hangi denge mekanizmaları getiriliyor?”

İkinci soru da şu olabilir :

“Mevcut sistemdeki denetim mekanizmaları gerçekten işlevsel midir? Ve bu güne kadar bir işe yaradığı görülmüş müdür?”

İkinci soru cevaplanmadan birinci sorunun anlamsız olacağı anlaşılmışsa bu konuya gelecek yazıda devam edelim.

Bu yazı toplam 1140 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.