1. YAZARLAR

  2. Turgay Şahin

  3. Referanduma Beş Kala - II
Turgay Şahin

Turgay Şahin

Yazarın Tüm Yazıları >

Referanduma Beş Kala - II

A+A-

[reklam1]

Bakınız, Anayasal rejim bellidir :

Birincisi “Türkiye devleti bir Cumhuriyettir” ,

İkincisi “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir”

Tamam mı?

Anayasa böyle diyor.

Ayrıca Türkiye Cumhuriyetinin üniter bir devlet ;  dilinin Türkçe, bayrağının beyaz ayyıldızlı  al bayrak, Milli marşının da İstiklal Marşı olduğu yazıyor Teşkilat-ı Esasimizde...

İşte bu anayasal rejimin de değiştirilemeyeceği hükmü geliyor bunların ardından.

Mesele neymiş?

Demokratik hükümet biçimlerinden şu veya bunu tercih etmek  rejimi korumak veya değiştirmek anlamına gelmiyor.

 

Mesele şu ki hükümet biçimi olarak hangisini seçerseniz seçin bunun coğrafyanıza, kültürünüze, tarihinize ve hedeflerinize uygun olması gerekir ve elbette demokratik rejim içinde kalması.

 

Örneğin, üniter bir devletin, halkında sınıf kültürü de yoksa ikili meclis sistemine dayalı bir parlamenter sistemde ısrar etmesi teknik olarak doğru değildir. Sistem kilitlenir, yönetemeyen demokrasiye yelken açarsınız.

 

Açalım: Bir ülkede iki meclis varsa (avam kamarası-lordlar kamarası gibi yahut temsilciler meclisi ve parlamento gibi) bu meclislerden bir federal devletçiklerin temsili içindir, diğeri tüm ulusun... Veya bir meclis soyluların temsiline hasredilmiştir, diğeri halkın... Eğer tarihinizde, geleneğinizde, kültürünüzde böyle ayrımlar yoksa iki meclisli sistem size göre değildir, bu kadar basit! Ama ısrarla anayasanıza bunu koyar ve denerseniz,  -evet- gayrı meşru olmaz, ihanet, hıyanet anlamına da gelmez ama sizi kilitler fena halde ayakbağı olur.

 

Demokratik hükümet biçimlerini bir kez daha sayalım:

Meclis Hükümeti, Parlamenter Sistem, Yarı Başkanlık ve Başkanlık .

Bunlardan birini tercih edersiniz.

Ama yazı tura atmadan.

Tekrar edelim, sosyolojinizi hesaba katacaksınız, geleneklerinizi, alışkanlıklarınızı, tarihinizi, tecrübelerinizi...

Sonra seçtiğiniz sistemi bünyenize göre şekillendirip mekanizmasını bozmadan, işler ve güçlü bir yapı inşa edeceksiniz...

 

Ha, bu arada hiçbir sistemden de mucize beklemeyecek, her işimizi sistemin çözeceğini ummayacaksınız.

 

İşin başı da sonu da insan...

Yetişmiş, donanımlı, idealist insan gücü olacak.

İyiniyetli, hemen her sistemde olabilecek açıkları kapatacak, tıkamaya değil açmaya niyetli, kilitlemeye değil çözmeye odaklı bir insan potansiyeli varsa ne ala! Sisteminiz işler, sorunlar aşılır.

 

Ama kendisini sistemin sahibi, memleketin efendisi, zihniyetin kutsal rahibi sayan ve kimseciklere söz ve hayat hakkı tanımayan bir kadro ülkeye hakimse, entelijansiya herkesten çok bağırıyor ve yalnız bunların sesi çıkıyorsa yandınız.

Her fırsatta işi olmaza götürecek, en küçük sorunu kainat meselesi haline getirecekler çoğunlukta ise sistem sizin işinizi çözmez.

En iyi sistemi bile kilitler, en ince ayrıntısına kadar tasarlanmış mekanizmayı başınıza geçirirler.

 

Geçirmediler mi geçmişte?

 

İşte bu yüzden diyoruz ya sistem beğenirken yakın tarih de bilinecek!

Yakın tarihte yaşananları tekrar ettirmemek için mekanizmalar geliştirecek kanallar açacaksınız.

 

Ülkenin “problem çocuk”ları yine de bir mazarrat çıkarırlar, o başka...

Ama biraz gayretle belki hayatımızı zehir etmeleri, millete tebelleş olmalarının önüne geçilir de, kendi kulübecikleri önünde feryad-ü figan ile yetinirler...

 

Devam edeceğiz efendim.

Bu yazı toplam 1175 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.