1. YAZARLAR

  2. Şahin Yaşar

  3. Ramazan Ayı'nın Kazanımlarını Devam Ettirelim
Şahin Yaşar

Şahin Yaşar

Dinar İlçe Müftüsü
Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan Ayı'nın Kazanımlarını Devam Ettirelim

A+A-

On bir ayın sultanı Ramazan ayını bir sonraki yıl tekrar karşılamak üzere uğurluyoruz. İki ay öncesinden beklediğimiz af ve bağışlanma müjdesi ile gelen rahmet mevsimini, bu kutlu misafiri evlerimizde, gönüllerimizde misafir ettik. Gelişiyle hayat akışımızda, ibadet dünyamızda, evimizde, sokağımızda ve ülkemizde nice güzellikler yaşattı bize. Biz onu çok sevdik. Gönlümüze aldık onu, o da bizi tuttu bırakmadı; günahlara,
yanlışlara, hatalara karşı.

Onunla açlığı hissettik, açların halini anladık, duygularına ortak olduk. Tuttuk kendimizi… Bir an su içmek için elimizi bardağa uzattık, içimizden bir ses hemen tuttu elimizi “sen oruçlu değil misin”?  Evet, oruçluyduk, içmedik ne kadar çok istesek de…

Bir anda çevremizde olup bitenlere sinirlendik, bağırıp çağırmak istedik,  sonra içimizden gönlümüzün derinliklerinden bir uyarı geldi, “sen oruçlusun” ve bir anda durakladık, evet oruçluyduk, söz vermiştik yaratanımıza, dilimizle kötü söz söylemeyecektik. Biz onu tuttuk, o bizi günahlara, yanlışlara, hatalara karşı tuttu ve o bizi tutunca, bıraktık yanlışları, kusur ve kabahatlerimizi, çirkin davranışlarımızı…

Etrafımızda olup bitenler daha çok dikkatimizi çekti. Çünkü çevremizde fakir ve yoksullar vardı, evet vardı ama biz bunu nasılda fark edememiştik. İşte oruç, görmediğimizi, göremediğimizi gösterdi bize. Nimetin gerçek sahibini öğretti. Ötelerden fısıldadı kulağımıza, “paylaş….!”

Paylaştık ekmeğimizi, tadına baktık komşularımızın yemeklerine, binlerle, on binlerle açtık iftarımızı bismillah sesleriyle… Allah’a verdiğimiz sözümüzü tutmanın huzuruyla.

Dinlediğimiz Kur’an sesleri daha farklıydı bu ayda. Komşu hanımların grup grup ellerindeki Kur’an-ı Kerimlerle camilere mukabele dinlemeye gidiş-gelişleri… Hele o akşam ezanını beklemenin coşku ve heyecanını, yatsı salalarının teravih namazını haber veren çağrısını bütün bir toplum birlikte yaşadık.

Camiler nasıl da kalabalıktı, ne kadar coşkuluydu. Hele hocalarımızın Kur’an okuyuşları adeta Kur’an’ın gelişini hissettirdi hepimize.

Teravihlerdeki topluca okuduğumuz salât-ü selamlarla sanki Peygamber Efendimiz aramıza gelmiş ve onun için hürmetle ayağa kalkarcasına teravih saflarında tekbir aldık, namaz kıldık, dua ettik hep birlikte.

Çocuklara ayrı bir güzeldi Ramazan. Öğleye kadar sabırla bekleyişleri, iftar için akşam ezanını sofradakilere müjdeleyişleri, hele o, camilerde koşuşturmaları, gülüşmeleri o kadar güzel ve görülmeye değer manzaralardı.

Bizi birleştirdi oruç; açlık hissinde, aynı safta, aynı seste, aynı özde, aynı millette ve aynı ümmette. Birliği gördük. Aynı duyguda, sevinçte, kederde birleşmenin en güzel örneği yaşandı bu ramazanda.

Meğer üzerimizde ne kadar da “hak” varmış; annemizin, babamızın, çocuklarımızın kardeşlerimizin, akrabalarımızın, komşularımızın, milletimizin ve canlıların. Ne kadar güzel söylenmişti, ”Üzerinde Her Canın Hakkı Var, Bu Ramazan ve Her Zaman.” Her hak sahibinin hakkına riayet etmekte artık daha duyarlı davranacağız” bu ramazan ve her zaman!

Bütün bu güzellikleri ve daha nicelerini yaşadık biz bu Ramazanda. Şimdi bunlar yaşandığı zamanda mı kalsın? Hissettiklerimiz geçici bir heves miydi yoksa? Hayır, elbette hayır. Gönüllerimizde yer eden bu güzellikler, yaşadığımız bu ulvi atmosfer yılın kalan kısmında da devam etse ne kadar da güzel olur değil mi? Ayrıca dinimizin emir ve yasakları zamana göre değişen, mevsime göre şekillenen, zamanı geçince çıkarılıp bir kenara bırakılan veya giyilen elbiseler gibi değildir.

Camilerle olan bağımız, Kur’an ile dostluğumuz, çevremizle olan muhabbetimiz, kazandığımız o güzel duygular, dostluklar, samimiyetler, en önemlisi de Rezzâk ve Rahîm olan Yüce Allah’a olan yakınlığımızı nasıl ihmal ederiz?

Tekrar başlamak için hata ve günahlara kısa bir süre ara vermek ne kadar doğru bir yaklaşım olur? Böyle bir davranış İslami anlayışa uygun olur mu?

Ulaştığımız ileri dini hayat devam etmeyecekse biz neden oruç tuttuk ki? Helaller karşısında iradesini ortaya koyan ve nefsine hâkim olan bizler, Ramazan sonrasında haramlara karşı tavır almayacak mıyız? Ramazan ayına gösterdiğimiz saygıdan dolayı birtakım kötü alışkanlıkların terk edilmesi ne kadar sevindirici ise, Ramazan sonrasında günahlara ve kötülüklere tekrar dönülmesi de o kadar üzücü ve düşündürücüdür. Bayramlar; kısıtlanan, sınırlandırılan benliğimizin kurtuluşu mu, yoksa Rabbine iman eden onunla huzur bulan, onu anan gönüllerin cennet müjdesini aldığı sevinç ve müjde günleri mi? Yüce Allah’ın kullarına olan rahmeti, ihsanı, ikramı sadece bir ay mı devam ediyor yoksa yıl boyu mu? Kulluğu sadece bir aya sığdırmak asla doğru bir yaklaşım olamaz.

Hâlbuki yüce Allah,”Ölüm sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et” (Hicr,15/99) ayeti ile kulluğumuzun o son an gelinceye kadar devam etmesini ister. Öyleyse bizde Ramazan ayından aldığımız feyz ve bereketle, yıl boyu ve ömrümüzün sonuna kadar ona kulluğa devam etmeliyiz.

Ramazanınız kutlu, oruçlarınız makbul, bayramınız mübarek, ömrünüz bereketli olsun.

Sağlık ve afiyetle Yüce Allah’a kulluğa devam edebilmeyi Rabbimden niyaz ediyorum. 
 

Bu yazı toplam 431 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.