1. YAZARLAR

  2. Talha Demirkaya

  3. Ramazan Ayı ve Fitre/Zekât Bilinci
Talha Demirkaya

Talha Demirkaya

İscehisar İlçe Müftüsü
Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan Ayı ve Fitre/Zekât Bilinci

A+A-

Zekât zengin müslümanın malının % 2.5’ini Allah’ın emri ve İmânının gereği olarak ilgili sınıf ve muhtaçlara (Tevbe / 60) vermesidir. Zekâtı verilen mal bereketlenir. Zekâtı verilmeyen malda fakirlerin hakkı vardır.(Zâriyat/19) Zekât toplumsal adâleti sağlar. Emevi Halifesi Ömer b. Abdülaziz döneminde zekât o derece iyi görev görmüştür ki neredeyse zekât verilecek fakir kalmamıştır.

İnsanoğlu mala düşkündür. Kur’an-ı Kerimde zikredilen 7 zayıf nokta içerisinde mala düşkünlük can alıcı noktayı teşkil etmektedir. Fecr Suresi 20. ayette de “Malı da çok seviyorsunuz” şeklinde konu vurgulanmaktadır. Biz zayıf noktalarımızı bilirsek tedbir alabiliriz. Hasta da hastalığını bilirse ona göre tedbir alır. Kur’an-ı Kerimde Bakara Suresinin başında 3. Ayette de mü’minlerin özelliklerinden bahsedilirken; “Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar” buyurulmakta ve iman, namaz ve infaka vurgu yapılmaktadır. Benzer ayetlerde de hep “verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar” buyurulmaktadır. (Nisa 39, İbrahim 131) Allah-ü Teâlâ malları ben verdim unutmayın siz emanetçisiniz buyurmakta. İmtihan gereği mallarımızın zekâtını vermekle sınanmaktayız. Dünyada ihtiyaçlar bitmez. Dünyevileşme bizi zekât ibadetinden uzaklaştırmaktadır. Buna sebebiyet vermemek için verdiklerimizin bizim olacağı, bize hayır getireceği ve malımıza bereket katacağı şuuruyla zekâtımızı fazlasıyla vermeliyiz. Cömert olmalıyız. Güzel bir söz var; “Cömertlikle birçok kusur örtülür.” Vereceğimiz hayırlar ibadetlerimizdeki eksiklikleri tamamlayacak, kabul olunmasına vesile olacaktır.

Şimdi birazda Ramazan Ayında yaptığımız ibadetlerden birisi olarak Sadaka-i Fıtırdan bahsedelim. Ramazan ayını yaşamanın, onun mükâfat ve bereketinden faydalanmanın bir şükür alameti olarak verilen sadakaya “sadaka-i fıtır” veya “zekatü’l- fıtır” denilir. Ülkemizde “Fitre” şeklinde ifade edilmektedir. Hanefi mezhebince fitre vermek vaciptir. (Şafii’lere göre ise farzdır.) Bütün ibadetlerde olduğu gibi fitre ibadetinde de maddi ve manevi hikmetler vardır. Bu ibadetle fakirlerin korunması, Ramazan Bayramına ihtiyaçlarını karşılamış bir şekilde mutlu olarak girmeleri hedeflenmiştir. Peygamberimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Fitre, oruç tutarken yapmış olduğumuz çirkin davranışları temizler.” (Müsned, II, 277; V, 432) bu hadis-i şerife dayanarak bazı âlimler güzel bir benzetmede bulunarak fitreyi, namazdaki hataların telafisi anlamına gelen sehiv secdesine benzetmişlerdir.

            Fitre’nin zamanına gelince bayramdan önce verilmesi iyidir. Bayram günü ve daha sonrada verilebilir. Zenginlerin  (Nisap miktarı malı olan 80.18gr altın veya değerinde parası olanların), kendileri ve buluğ çağına girmemiş çocuklarının fitrelerini vermeleri vaciptir. İsterse karısının ve aile içindeki büyük çocuklarının fitrelerini de onlardan izin almadan verebilir. Ancak aynı evde oturmayan diğer çocuklarının fitrelerini onlardan izin alarak verebilir.  Fitrede önemli bir husus vardır ki o da; zekât kimlere verilirse fitre de onlara verilir. Bu sene fitre miktarı 19 TL’dir. Tabii ki bu en alt sınırıdır. Üst sınırı yoktur. Herkes kendi maddi imkânları ölçüsünde fitrelerini vermeye dikkat etmelidir. Evde mutfak harcamalarımıza da dikkat ederek ne kadar yüksek verirsek o kadar iyi olur.

            Son olarak fitre vermenin, tutmuş olduğumuz oruçların kabul edilmesine, ölümün şiddetinden ve kabir azabından kurtulmaya vesile olduğunu unutmayalım. Rabbim bu ayda verdiğimiz vereceğimiz zekâtlarımızı ve fitrelerimizi kabul etsin.

Bu yazı toplam 8515 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.