1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Radyo ve Televizyonların Kamuoyu Oluşturma İşlevi
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Radyo ve Televizyonların Kamuoyu Oluşturma İşlevi

A+A-

Kamuoyu (efkâr-ı umumîye, halkoyu), belli bir zamanda, kamuyu ilgilendiren konular hakkında kişilerin karşılıklı etkileşimleri sonucu ortaya çıkan genel yargı, yani ortak kanaat demektir. İletişim Sözlüğü’nde ise, “Halkın kamusal ilgi konularına ilişkin kanılarının toplamı; genel kamunun üyelerinin siyasî konular ya da güncel olaylar hakkındaki tutumlarının anlatımları” şeklinde tanımlanmaktadır.

Herhangi bir konu hakkında kamuoyu oluşturmak için kişi ve grupların yanında kitle iletişim araçlarını kullanmak da mümkündür. İnsanlar bu sayede güncel olaylarla ilgili kısa yoldan bilgi sahibi olurlar. Ki, kitle iletişim araçlarının eski  kanaatleri değiştirebilme ve yeni kanaatlere alıştırma bakımından önemli ölçüde etkileme gücüne sahip oldukları kabul edilir. 

George Orwell’ın “1984” adlı kitabında da belirtildiği gibi, medyayı kontrol eden güç aslında beyinleri de kontrol ediyor. Sistemin devamlılığı için gereken “gönüllü köleleri” yaratan en önemli güç ise elbette televizyon.

Ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmemiş ülkelerde, televizyonun mükemmel bir beyin yıkama aracı olduğunu belirten Ömer Serim’e göre ise, “Televizyon, ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmemiş ülkelerde olumlu ve yapıcı bir temele oturtulması, halkın yararına kullanılması çok zor bir kitle iletişim aracıdır. (…) kendisini yönetenlerin dünya görüşlerine ve inançlarına bağlı olarak kitleleri etkiler ve yönlendirir. Reklâm yayınlarıyla insanları sonsuz bir maddeciliğe, yararsız tüketiciliğe ve amaçsız bir hayalciliğe iter. Yoksulları umutsuzca özendirir, zenginlerin kibir ve bencilliklerini arttırır”.

Kamuoyu, iletişim ve toplumsal etkileşim süreci içinde oluşurken, radyo ve televizyonlar başta olmak üzere farklı medya ortamları ile alınan mesajlar, bireyin aynı zamanda konu hakkında bilgi sahibi olmasını, kararsız ise karar vermesini, fikir sahibi ise fikrinin pekiştirilmesini veya değişmesini sağlar.

Öte yandan, kitle iletişim araçlarının gündem belirleme gücü de kamuoyunun oluşmasında etkilidir. Örneğin Deniz Seki’nin cezaevinden tahliyesi gibi toplumun büyük bir bölümünü ilgilendirmeyebilecek bir haber, kitle iletişim araçları ile bizlere çok önemliymiş gibi aktarılabilir ya da toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren, çok önemli bir gündem maddesi çabucak geçiştirilebilir. Kitle iletişim araçlarının bu tutumu, kamuoyunun olumsuz ve yanlış yönlendirilmesinde, etkilenmesinde fazlaca kullanılan bir yöntemdir. 

Herbert Schiller, “Zihin Yönlendirenler” adlı kitabında kamuoyu oluşturmayı “paketlenmiş bilinç” olarak isimlendirmektedir. Schiller, soğuk savaş döneminde iktidar seçkinlerinin, piyasa ekonomisinin ABD toplumuna sunduğu olanaklar aracılığıyla bireylerde nasıl yanlış bilinç ya da sahte bilinç oluşmasını sağladığını açıklamıştır.
Radyo ve televizyonun da, sürdürmekte oldukları yayın hizmetleri aracılığıyla egemenlerin iktidarlarını yeniden üretmek ve güçlerini perçinlemek için zihin yönlendirme, tüketimi arttırma, gerçekleri gizleme vb. birçok amaçla kullanılan bir ideolojik aygıt, siyasal mücadele alanı olarak önemini sürdürdüğünü söyleyebiliriz.

Sosyal medyayla birlikte hâlihazırda en sık kullandığımız kitle iletişim araçları olan radyo ve televizyon yayın hizmetleri aracılığıyla ortaya atılan iddialar, yapılan yorumlar, açıklanan düşünceler doğal olarak muhataplarını da doğrudan etkileyebiliyor. Bu etkilemenin sonucu olarak da toplumda birbirine yakın ortak kanaat, düşünce ve tepkiler oluştuğunu görüyoruz.

Neticede, medyanın başlıca işlevlerinden biri, kamuoyunun gerçek bilgileri öğrenmesine katkıda bulunmak ve sağlıklı bir kamuoyunun oluşumunu sağlamak olsa da doktrinde, radyo ve televizyonların kamuoyu oluşturma görevinin varlığı ya da yokluğu tartışmalıdır. 

Radyo ve televizyon yayınları vasıtasıyla ne denli hızlı kamuoyu oluştuğuna belli başlı sosyal yardım kampanyalarını sayarak çok sayıda örnek vermemiz mümkün. Geçmişte söz konusu yayın hizmetleri ile kamuoyu nezdinde Suriye, Filistin, Somali gibi ülkelere yardım konularında resmî kurumlardan çok daha büyük etkiler sağlandığını gördük. 

Prof. Dr. Ahmet Çiftci’nin de belirttiği üzere, bir “alenî platform” niteliğinde olan radyo ve televizyon yayın hizmetleri, kamuoyunun olumlu yönde oluşmasında önemli işlevlere sahip. Diğer kitle iletişim araçları gibi geniş halk kitlelerine ulaşma ve seslenebilme olanağına haiz oldukları için, toplumu ilgilendiren konularda kamuoyunun oluşumuna yardım ederek, kamuoyunu yönlendiriyor ve oluşan kamuoyunun açıklanmasına destek oluyorlar. 

Bu bağlamda yayın hizmetlerinin görevi de, belirli görüşlerin propagandasını yapmak değil, kamuyu ilgilendiren konularda alternatif görüşleri ortaya koymak suretiyle vatandaşların hür iradeleriyle bir görüşe ulaşmasına yardımcı olmaktır. 
 

Bu yazı toplam 1283 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.