1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Radyo ve Televizyonların Haber Verme ve Bilgilendirme İşlevi
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Radyo ve Televizyonların Haber Verme ve Bilgilendirme İşlevi

A+A-

Tematik nitelikte, belli bir alana yönelik yayın yapan radyo ve televizyonları bir yana bırakacak olursak, radyo ve televizyonların, 6 temel görevi (haber verme ve bilgilendirme, eleştiri, kamuoyu oluşturma, eğitme, eğlendirme, mal ve hizmetleri tanıtma) olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan ilki ise haber verme ve bilgilendirme görevidir. 

Haber elbette, insanoğlunun varoluşundan bu yana ihtiyaç duyduğu önemli bir olgu. Öyle ki, habersiz bir hayat düşünmemiz mümkün değil. Bu, tüm kitle iletişim araçlarında olduğu gibi radyo ve televizyonun da varlık sebebi. Devletler için de, vatandaşlarının haber alma ve bilgilenme hakkı, demokratik bir toplumun da vazgeçilmez unsurları arasında yer alır. Kamuyu ilgilendiren, sosyal, siyasal, ekonomik, toplumsal, sanatsal, bilimsel vb. konular, haber alma ve bilgilenme hürriyeti kapsamındadır. Anayasa m.28, 29, 32 ile de güvence altına alınmış olan “haber alma hürriyeti”, hem medya mensuplarının serbestçe haber kaynaklarına yani olaylara ulaşma, haber toplama ve bunları yayma haklarının olduğunu, hem de izleyicinin yani halkın serbestçe olaylara ve haberlere erişme, olan biteni öğrenme haklarının olduğunu ifade eder. 

Radyo ve televizyon yayın hizmeti sunan medya hizmet sağlayıcılar da içinde kamu yararı bulunan olayların haberini yayınlar ve böylece güncel gelişmeler hakkında kamuoyunu bilgilendirir. Ülkemizde haber bültenlerinin yanı sıra “Teke Tek, Doğrudan Siyaset, Basın Odası, Bu Ülke, İskele Sancak, Geniş Açı, Dışa Bakış, Siyaset Artı, Dünya Hali, Bugün Yarın, Türkiye’nin Nabzı, Karşıt Görüş, Objektif, 5N1K, Pusula, 32. Gün, Siyaset Meydanı, A Takımı” gibi pek çok program da haber verme işlevini yerine getiren programlara örnek gösterilebilir.

Haber bültenleri ve tartışma programlarında izlenme oranları, yer verilen abartılı, sahte veya yüksek ses tonuyla yapılan tartışmalar, danışıklı canlı telefon bağlantıları, ele alınan sansasyonel konular, merak uyandıran görüntü ve söylemlerle birlikte dramatik oluşumların güçlü etkisi altında yükseltilmek istenmektedir. İzlenme oranına göre “izleyicilerin varlığı reklâmcılara pazarlanmakta” ve bunun sonucu olarak haber programlarında dahi daha çok reklâm ve daha çok izleyici oranı hedeflenmektedir.

Bu nedenle radyo ve televizyonlar, bir olayı haber olarak verirken, haber değeri bulunmasına dikkat etmelidirler. Zira, izleyicilere bilgi vermek amacıyla yayınlanan bu programların haber değeri taşıyabilmesi için, haber değeri olarak belirlenen “gerçeklik, güncellik, zamanlama, yakınlık, önem, nadirlik (ilginçlik), kamu yararı, kamusal ilgi ve haberin veriliş şekli ile haberin konusu arasında fikrî bağlılık” niteliklerine sahip olması gerekir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde, abartılmadan ve çarpıtılmadan verildiği sürece hukuka uygundur. 

Söz konusu haber veya programların, ülke içinde ve dışında gelişen olayların, modern demokrasilerde sansür vb. herhangi bir engelle karşılaşmaksızın ve olayların tüm detaylarıyla doğru bir şekilde nakledilebilmesi, rejim bakımından da hayati öneme sahiptir. Aksi takdirde medya hizmet sağlayıcılar üzerinde oluşması muhtemel bir otoriter bir baskı ile halkın objektif ve tarafsız haber alma hürriyeti sekteye uğrayacaktır. 

Günümüzde radyo ise, yazılı basın, internet ve televizyona nazaran haber verme işlevini yitirmeye başlamış; geçmişte “ajans” adı verilen ve haber almak için toplanan hane halkı tarafından can kulağıyla dinlenen yayınların yerini bugün televizyonlardaki tematik haber kanalları ve internet sayfaları almıştır. Özel girişimcilerin ticarî kaygıları, reklâm geliri televizyona göre oldukça düşük olan radyolarda habere ve haberciye yatırım yapılmasını engellemektedir. Özel radyoların haber saatleri, süreleri ve haber kadroları da hep bu ekonomik kaygılar çerçevesinde şekillenmektedir.

Gerek radyo, gerekse televizyonda haber verme işlevi yerine getirilirken, habere konu olan olayın olduğu gibi aktarılması, habercinin olayın akışına karışmaması ilkesine de zaman zaman uyulmamaktadır. Medya hizmet sağlayıcıların daha çok izleyici çekebilme amacı, haber verme işlevlerini yerine getirirken de belirleyici olmaktadır. Bu bağlamda medya hizmet sağlayıcıların haber verme haklarını kötüye kullanmamaları gerekmektedir. Haber verme hakkının kötüye kullanılmasının önlenmesi amacıyla kanun koyucunun bu alanda hazırlayacağı hükümlerle aynı zamanda basın hürriyeti de düzenlenmiş olacaktır. Basın hürriyetinin amacından saptırılmaması için de, herhangi bir kamu çıkarı söz konusu olmaksızın, haber verme hürriyeti kalkanı arkasına gizlenerek kişileri karalamamak, lekelememek, aşağılamamak, kötülememek, küçük düşürmemek, asılsız suçlamalarla ölçüsüz biçimde kınamamak gerekir.

Kanaatimce, radyo ve televizyonlar, aslî görevleri olan haber verme işlevini sürdürürken, herhangi bir ticarî kaygı gütmeksizin, halkın eğitim ve kültür düzeyini yükseltmeye katkı sağlamalıdır. Zira iletişim hürriyetinin amacı, kamuyu ilgilendiren konularda haber vermek, halkın gözü, kulağı ve ağzı olmak, kamuoyunu aydınlatmaktır.
 

Bu yazı toplam 856 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.