1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Radyo ve Televizyonların Eleştiri ve Denetim İşlevi
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Radyo ve Televizyonların Eleştiri ve Denetim İşlevi

A+A-

Yönetim alanında zaman zaman olumsuz davranışların sergilenmesi, sapmaların olması insan tabiatının bir sonucudur. Basın-yayın organları da etkili bir denetim sistemiyle yapacakları eleştiriler sayesinde, toplumdaki aksaklıkları, hukuka aykırı olası uygulamaları ortaya çıkararak, bunların giderilmesi için çözüm yolları önererek idarenin işleyişine yardımcı olabilirler. 

Radyo ve televizyonun en önemli işlevlerinden biri de toplumsal, kültürel, siyasî veya ekonomik yaşamdaki olumsuzlukları, eksiklikleri kamuoyunun gündemine sunmaktır. Demokratik rejimlerde vatandaşın ve medya hizmet sağlayıcıların, yönetimi eleştiri hakkının olması zaruridir; zira, bu sayede demokrasi de güvence altına alınmış olacaktır. 

Prof. Dr. Kayıhan İçel’in de belirttiği üzere, medyanın denetim ve eleştiriye gücü yeten bir araç olması, sadece kamusal yaşantıdaki kusurlu davranışları etkili biçimde sergileyebilme özelliğinin bir sonucu değildir. Bu, aynı zamanda sahip olduğu uzmanlar aracılığı ile devlet mekanizması ve ekonomi üzerinde adeta bilirkişilik faaliyeti yapabilme niteliğinden de ileri gelir.

Medya hizmet sağlayıcıların bulundukları ülke yönetimini eleştirir ve denetlerken, karşıt herhangi bir siyasî görüşün yayın organı gibi hareket etmemeleri ve sahiplerinin kişisel çıkarlarına yönelik yayınlardan kaçınmaları gerekir. Ülkeyi yöneten iktidarların hoşuna gitmeyecek ortamlardan uzaklaşmanın yegâne yolu ise, tarafsız, kişisel beklentiler içinde bulunmayan medya hizmet sağlayıcılar tarafından işletilen eleştiri mekanizmasıdır. 

Kanaatimce, radyo ve televizyon kuruluşlarının, sundukları “hür ve bağımsız, bir o kadar da sorumlu yayın hizmetleri” ile toplumu ilgilendiren ve etkileyen olayları inceleyip, kritiğini yaparak, etkin bir denetim organı olarak faaliyet göstermeleri gerekir. Nitekim, hukuka uygunluk sınırları içinde kalındığı sürece “eleştiri hakkı”, kişi açısından en olumsuz inanç ve sonuçların dahi açıklanabilmesini sağlayabilir.

Radyo ve televizyonlar, eleştiri ve denetim işlevlerini yerine getirirken, gerçek bilgilere dayalı, makul ve objektif eleştirilerde bulunmalı ve böylece kamuoyunun oluşumuna olumlu katkı sağlamalıdır. Bu çerçevede, kamuya mal olmuş, kısa veya uzun bir dönem için toplum nezdinde ayırt edicilik kazanmış kişiler (tanınmış kamu görevlileri, siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler, sanatçılar, sporcular, iş dünyasının ileri gelen isimleri), yaptıkları iş dolayısıyla, eleştiriye önceden razı olmuş kabul edilirler.

Yargıtay, 08/12/1977 tarih ve 1942/1730 sayılı kararında, kamuya mal olmuş kişilerin davranışlarının ve eylemlerinin eleştirilmesinin toplumun ileri götürülmesi için gerekli olduğunu belirtmiş, bu amaçla yapılacak eleştirilere kamuya mal olmuş kişilerin katlanmakla yükümlü olduklarını; bununla beraber, yapılan eleştirinin “gerçek”ten hiçbir şekilde ayrılmaması gerektiğinin altını çizmiştir. Ancak kişi, kamuya mal olmuş bir kişi olsa bile hayatının gizli alanına müdahale edilemez. Kamuya mal olmuş bir kişinin özel hayatına ancak kamu yararı söz konusuysa belirli bir oranda müdahale edilebilir. 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25/6/2008 tarih ve 2008/450 sayılı başka bir kararında da “(…) davacının yazmış olduğu eserinden yola çıkarak, davalının televizyon ana haber bülteninde, davacı için (psikolojik tedaviye muhtaç olduğunu düşünüyorum, bu konuda psikologlarımız kendisine yardımcı olursa sevinirim) şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşıldığından hareketle bu sözlerin eleştiri sınırlarını aşarak, davacının kişiliğine yönelik saldırı niteliğinde bulunulduğu” ifadelerine yer vermiştir. 

Kanun koyucu, radyo ve televizyonlar bakımından 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 8. maddesinde yer alan “Yayın hizmetleri (…) kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez” hükmü ile yukarıda belirtilen bu durumu güvence altına almıştır. Öte yandan, radyo ve televizyonların uymaları gereken söz konusu hüküm ve rehber ilkelere riayet etmelerine fırsat verilmeden çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmaları, kimi zaman iletişim hürriyetlerini dahi kısıtlayabilir. Bu da medya profesyonellerinin herhangi bir yaptırımla karşılaşma kaygısı içerisinde, inandıkları objektif ve tarafsız yayıncılıktan daha farklı yönlere sapmalarına yol açabilir.

Kısacası, sağlıklı işleyen bir denetim ve eleştiri mekanizması sayesinde radyo ve televizyon kuruluşları tarafından yapılan eleştiriler, sınırlarının aşılması suretiyle yanlış uygulamaların azalmasına önemli katkılar sağlayabilir. Bu nedenle yayın hizmetleri sunulurken kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan, hakaretamiz ifadeler kullanmaktan da mutlak suretle imtina edilmelidir. 
 

Bu yazı toplam 861 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.