1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Radyo ve Televizyonların Eğlendirme İşlevi
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Radyo ve Televizyonların Eğlendirme İşlevi

A+A-

Eğlendirme, başka bir deyişle hoşça vakit geçirtme, radyo ve televizyon yayın hizmetlerinin diğer işlevlerinin (haber verme, eleştiri ve denetim, kamuoyu oluşturma, eğitme, mal ve hizmetleri tanıtma) yerine getirilmesinde yardımcı olduğu gibi ayrı bir işlev olarak da ele alınabilir.

Bilgi çağı ile birlikte insanlara sayısız kanaldan gelen bilgi, bir süre sonra düşünce yoğunluğuna yol açmakta ve insanlar, günlük yaşamın yorucu temposundan uzaklaşıp eğlenme ihtiyacı hissetmektedirler. Müzik ve eğlence programları, yarışma programları, magazin programları, hatta bazı spor programları, kişilerin boş zamanlarını değerlendirmelerine yönelik bu tarzda programlardır. 

Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde, radyo ve televizyon yayıncılığında devlet tekellerinin ortadan kalkması ve çoğulcu sisteme geçilmesiyle birlikte oluşan rekabetçi ortamda kamuya daha çok yarar sağlanabileceği düşünülürken, durumun böyle olmadığı ve eğlence ağırlıklı bir yayıncılığın geliştiği görülmüştür.

Nitekim, eğlenmek için yatları, yazlıkları olmayan, yurtdışına gidemeyen, tatile çıkamayan, günlük uğraşları sırasında gülmeye, eğlenmeye pek vakti olmayan, vakti olsa da hali dermanı pek olmayan insanlar, bu ihtiyaçlarını eğlence ve magazin programları sayesinde karşılamaya çalışmaktadırlar. 

İzleyici kitlelerin kamusal toplantı mekânlarından kendi özel alanlarına çekilmesi, yalnız eğlencenin doğasını değiştirmekle kalmamış, hayatlarımızı yaşayış biçimimizi de değiştirmiştir. Bir sosyal etkinlik olarak eğlencenin de doğası da elektronik medyanın ortaya çıkışıyla değişmiş; eğlence, sıradan bir katılım faaliyetinden bir nevi görsel gösteriye dönüşmüştür. 

Ki, amaçları reklâm yoluyla mal ve hizmetlerin tanıtılması olan özel radyo ve televizyon kuruluşlarında eğlence ve magazin programlarına her geçen yıl daha fazla yer verilmeye başlanmıştır. Eğlendirme işlevi, son 25 yıl içerisinde ticarî kaygılarla yayınlanan eğlence ağırlıklı programlar aracılığıyla tüm diğer işlevlerin önüne geçerek, medya hizmet sağlayıcıların reklam gelirlerinin artmasına da doğrudan katkı sağlamıştır.

Birçok araştırmacı ve eleştirmen tarafından da radyo ve televizyonların varlık nedeni, görülmeyen büyüklükte bir kitleye program sunmak, insanları eğlendirmek ya da onlarda hoş vakit geçirildiği duygusunu yaratmak, yani oyalamak olarak gösterilmektedir. Eğlenceyi insanların duygusal durum yönetimini iyileştiren bir ileti alma süreci olarak tanımlayan Bosshart ve Macconi, medya hizmet sağlayıcılar aracılığıyla verilen eğlenceyi çözümlerken, izleyici açısından eğlence içeriklerini çok işlevli olarak tanımlayarak, bu işlevleri; “telâfi, doyum-ihtiyaçların karşılanması ve kendini gerçekleştirme” olarak sınıflandırmışlardır.

“Telâfi” olarak eğlence, insanın yaşamındaki, daha çok memnun olmadığı, olumsuz alanlarda yer alırken, “doyum” olarak eğlence, daha merkezi olan nötr alanlarda yer almakta ve “kendini gerçekleştirme” ise bireyin, bir insan olarak sahip olduğu imkânların tamamen doldurulması ve kişisel hoşnutluk aradığı yerde görülmektedir. Gerçekten de, iletişim ve iletişim psikolojisi hakkında yapılan araştırmalar göstermiştir ki, her üç işlev de medya kullanıcısının eğlence arayışında önemli rol oynamaktadır. Tabi bu üç işleve ek olarak eğlencenin izleyicilere, “hayallerini serbest bırakma” imkânı tanıdığını da belirtmek gerekir.

Televizyonları ele aldığımızda, eğlendirme işlevine geçmiş yıllardan “Bir Başka Gece, Pazar Keyfi, Televole, Rüstem Batum Show, Çarkıfelek, Biri Bizi Gözetliyor, Turnike, Saklambaç, Pop-Star, Wipe Out, Zaga” gibi programlar, bugün ise “Var Mısın Yok Musun, Yetenek Sizsiniz Türkiye, Survivor, O Ses Türkiye, Bugün Ne Giysem, Beyaz Show, Güldür Güldür, Arkadaşım Hoşgeldin” adlı programlar örnek gösterilebilir.

Öte yandan, radyonun ise, tarihinin en pasif dönemini yaşadığına ve program çeşitliliğinin azaldığına dikkat çeken Mihalis Kuyucu, radyonun bir nevi “müzik kutusu” şeklinde işlev gördüğünü şöyle aktarmaktadır: “2000’li yıllarda internet ve sosyal medyanın hızlı haber verme işlevi, radyo mecrasının haber verme işlevine darbe vurmuş ve mecra sadece müzik yayını yapar hale gelmiştir. Bunun sonucunda radyo mecrası müzik içerikli yayınlarına daha fazla ağırlık vermiş ve mecra yeni kuşaklarda bir ‘müzik kutusu’ olarak algılanmaya başlamıştır.”

Ulusal nitelikli radyolarda öne çıkan ve hâlihazırda yayınlarını sürdüren eğlence içerikli programlar ise “Geveze Show, Nihat’la Muhabbet, Bay J Show, Matrax, Aragaz, Cem Ceminay Live ve Ceyhun Yılmaz Show” şeklinde sıralanabilir.

Kuyucu’nun da belirttiği üzere, sadece ülkemizde değil bütün dünyada özel radyo kanallarının büyük bir bölümü, neredeyse günün 24 saati “müzik kutusu” olarak yayın yaparken, tematik yayın hizmeti sunan medya hizmet sağlayıcılar haricindeki özel televizyon kanallarının çoğunluğu da ticarî kaygılar nedeniyle eğlence ve şov türü yayınlara ağırlık vermeye başlamışlardır.

Söz konusu radyo ve televizyon programları, ölçülü ve genel ahlâk ilkelerine uygun gerçekleştirildikleri takdirde, ülkemizin ekonomik veyahut siyasî açıdan sıkıntılı olduğu dönemlerde halkın moral ihtiyacını karşılayarak, bir nebze de olsa onları mutlu edebilir. 

Genel izleyici kitlesine hitap eden bu tür programların yayın ve gün saatlerinin plânlanması da bir o kadar önemlidir. Zira, medya hizmet sağlayıcılar, hafta sonu tatil günleri ile hafta içi Cuma akşamı gibi izleyicilerin dinlenme anları olan periyotları tercih ederek, izleyici-yayın saati uyumunu sağlamaya çalışırlar.

Söz konusu eğlendirme işlevi, izler kitleye eğlence mekânlarında yüksek ücretler ödeyerek giderebilecekleri eğlence gereksinimini çok daha ucuz şekilde karşılaması ve izler kitleyi eğlendirirken eğiten, bilgi ve eğlence sözcüklerinin birleşiminden oluşan bilgilence (info-tainment) yayınların izlenme şansını arttırması bakımından da önemlidir. 
 

Bu yazı toplam 980 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.