1. YAZARLAR

  2. Sena Coşkun

  3. Radyo ve Televizyonların Eğitme İşlevi
Sena Coşkun

Sena Coşkun

Yazarın Tüm Yazıları >

Radyo ve Televizyonların Eğitme İşlevi

A+A-

Bireyin yaşantısında kasıtlı davranış değişiklikleri meydana getirme süreci olan “eğitim”, içinde bulunduğumuz bilgi çağında önemli faaliyet alanlarından biri olarak hayatımızın merkezinde yer alıyor. 

Eğitim-öğretim, klâsik yöntemlerle (sınıf, dershane, kurs vb.) yapılabildiği gibi, çeşitli kitle iletişim araçlarıyla da desteklenmekte veya bizzat bu araçlarla gerçekleştirilmektedir. Bu araçlardan biri olan radyo ve televizyon yayın hizmetleri de, sosyal medya ile birlikte bilginin daha geniş kitleler tarafından paylaşımına, eğitimde fırsat eşitliğine imkân vermeleri bakımından oldukça önemli. 

Prof. Dr. Kayıhan İçel’in deyimiyle medyaya, adeta “yetişkinlerin okulu” niteliği kazandıran kitle iletişim araçlarının eğitim amaçlı kullanılması işlevi, ülkelerin gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.

Radyo ve televizyon, 1960’lı yıllardan sonra, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde, etkin bir eğitim yöntemi olarak, doğrudan eğitim aracı olarak kullanılmıştır. Medya hizmet sağlayıcılar, söz konusu ülkelerde daha çok kalkınmadaki hedef ve amaçların gerçekleştirilmesine yardımcı, temel eğitim eksikliğini tamamlayıcı, bireylerin görgü ve bilgisini arttırıcı yayınlara öncelik vermişlerdir. 

O yıllar Türkiye’de de “Bu Toprağın Sesi, Kamber Ağa, Tarla Dönüşü, Köy Odası” gibi programlar kırsal kesimi; “Ev İçin, Damak Tadı, A’dan Z’ye” kadınları; “Gençlik Saati” gençliği; “Tekniğe Açılan Kapılar, Dünden Kalanlar, Hangi Mesleği Seçelim, Evlilik” gibi programlar genel izleyici kitlesini eğitmek amacıyla hazırlanmıştır.

Televizyonun bulunmasının ardından görüntünün de eğitimi tamamlayıcı etkisi olduğu görülmüş ve ilk kez 1953 yılında ABD’de düzenli eğitici televizyon yayınlarına yer verilmiştir. 1960’larda ise kapalı devre okul yayınları, eğitimde yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye’de de 1973 yılında TRT Kurumu, “TV Okulu, Okul Televizyonu” gibi örgün eğitime yönelik programlar yayınlamaya başlamış; 2011 yılında ise TRT ve Anadolu Üniversitesi işbirliği ile kurulan “TRT Okul” yayın hayatına başlamıştır. Kanalda her yaş grubundan insana hitap eden eğitim programlarının yanı sıra gençlere yönelik farklı program türlerine de yer verilmektedir. 

Eğitim işlevi yerine getirilirken sunulan radyo ve televizyon yayın hizmetleri, örgün eğitim ve yaygın eğitim programları olarak hazırlanmaktadır. Örgün eğitimden kasıt, okullara ve öğrencilere yönelik yayınlar iken, yaygın eğitim programları ise okul çağı dışındaki her yaştaki izleyiciye çeşitli genel konularda bilgi veren, okulda öğretildikten sonra zamanla eskiyen bilgileri tazeleyen, günlük yaşamımız için faydalı bilgiler içeren yayınlardır. 

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Açık İlköğretim, Açık Lise yayınları ile örneğin Anadolu Üniversitesi tarafından hazırlanan ve yalnızca kendi Açık Öğretim Fakültesi öğrencileri için değil, örgün eğitim alan tüm öğrencilerin faydalanabileceği ders programlarına destek sağlamayı hedefleyen yayınlar ile öğrencilere rehberlik edecek farklı danışmanlık programları örgün eğitim programlarına örnektir.

Toplumsal sorunların çözümlenmesi, ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan ve örgün eğitim yoluyla elde edilemeyen veya elde etme olanağı bulunamayan bilgi ve becerinin kazanılmasında da radyo ve televizyon yayın hizmetlerinin etkisi büyüktür. 

Özellikle eğitimde yaşanan cinsiyet, bölgelerarası farklılık, köy-kent, araç-gereç, ulaşım gibi eğitimi olumsuz yönde etkileyebilecek engeller, radyo ve televizyon yayın hizmetleri yoluyla aşılabilir. Ayrıca, kitle iletişim araçları mekân farklılıklarını ve uzaklıkları yok ederek, öğrenmeyi çok sayıda kişi için mümkün kılan yeni eğitim teknolojilerinin gelişmesine de yol açacaktır. 

Neticede, saniyelerle ifade edilen bir zaman dilimi içerisinde, milyonlarca kişiye ulaşma imkânı bulunan radyo ve televizyonlara hayatın her alanında halkı eğitmek ve bilinçlendirmek konusunda çok büyük görevler düşüyor. Zira, radyo ve televizyonların eğitim işlevi ile izleyici talepleri, çoğunlukla örtüşmese dahi bu durum, eğitim programlarının göz ardı edilmesine neden olmamalıdır. 

Öte yandan, ülkelerin radyo ve televizyon mevzuatlarını oluştururken radyo ve televizyon yayın hizmetlerinin eğitim amaçlı kullanımını da göz önüne alan ve medya hizmet sağlayıcıları bu yönde teşvik eden kanunî düzenlemeler yapmaları o ülkede yaşayan bireylere fayda sağlayacaktır. 

Bu bağlamda, mülga 3984 sayılı Kanuna istinaden çıkartılan 17/04/2003 tarihli ve 25082 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik”in 29. maddesinde yer alan, “yayınlarda yer verilmesi gerekli eğitim, kültür, halk ve sanat müziğine ilişkin programların toplam süresinin, haftalık yayın süresinin %15’inden az olamayacağı” hükmünün, “yayınların Türk Millî Eğitiminin genel amaçlarına uygun olması” gibi medya hizmet sağlayıcıların eğitim işlevine ilişkin pek çok madde ile birlikte 02/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Yayın Hizmeti Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”le yürürlükten kaldırılması düşündürücüdür.
 

Bu yazı toplam 897 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.